Danıştayın kuruluşunun 148. yılı

Danıştayın kuruluşunun 148. yılı

Danıştayın kuruluşunun 148. yılı

Danıştayın kuruluşunun 148. yılı

10 Mayıs 2016 Salı 11:47
27 Okunma
Danıştayın kuruluşunun 148. yılı

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, "Ülkemizde gelişen ve değişen hukuki ilişkilerin ortaya çıkardığı farklı ve çok sayıdaki uyuşmazlıklar dava dosyalarında hem nicelik hem de nitelik olarak artış meydana getirmiştir. Bu çerçevede artan iş yükü ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamaması, yargının en önemli problemlerinden biridir." dedi.

Danıştayın kuruluşunun 148. yılı nedeniyle Danıştay Konferans salonunda bir tören düzenlendi.

Törene, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Sayıştay Başkanı Recai Akyel, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Tümgeneral Abdullah Arslan, Askeri Yargıtay Başkanı Tuğamiral Ahmet Zeki Liman, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca, yüksek yargı organları üyeleri ve davetliler katıldı.

Açılışta bir konuşma yapan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, hukuka uygunluk, haklı ile haksızın ayırt edilmesi, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi olarak tanımlanan adaletin, her yerde, her koşulda istisnasız uygulanması, yaşanması, korunması gereken bir müstesna değer olduğunu belirtti.

Adaleti tesis etmenin devletin en temel görevlerinden olduğunu vurgulayan Güngör, "Biliyoruz ki devleti güçlü kılan ve toplumu yaşatan adalettir. Adalet duyusu insanlığın ortak vicdanıdır. Adaletin gerçekleştirilmesinde en etkili kurum şüphesiz yargıdır. Yargının uyuşmazlıkları çözme görevi ötelenemez ve ihmal edilemez önemdedir. Bizler yargı mensupları olarak üstendiğimiz adalet dağıtma görevinin ne kadar ulvi ve değerli olduğunun farkındayız. Hukuk denetimi ve yargı denetimi insan haklarının güvencesidir. Hukuk devleti ilkesinin temel amacı adaletli bir devlet oluşturmak, temel hak ve özgürlükler bakımından huzur ve güven içinde yaşayan bir toplum inşa etmektir." diye konuştu.

Hukuk devletinin teminatlarından birinin de idari yargı olduğuna, hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesinin idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olmasına bağlı bulunduğuna işaret eden Güngör, "İdari yargı tarihi birikimiyle idari eylem ve işlemlerin muhataplarının haklarının korunmasında anayasal teminata sahip etkili ve erişilebilir bir başvuru yoludur. Devleti oluşturan üç erkten biri olan yargının özel bir kurumu olarak Danıştay 148 yıldır uyuşmazlıkları adalet ilkesi çerçevesinde çözme gayretiyle ve milletimizin adalete inancıyla varlığını sürdürmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

- İş yükü

Güngör, son 10 yılın verilerine göre, Danıştaya gelen dosya sayısının her yıl ortalama 10 bin artış gösterdiğini, bu yıl karara varılan dosya sayısının da 161 bin 429 olduğunu bildirdi.

Bunun Danıştay tarihinde bir yıl içinde sonuçlandırılan en yüksek dosya sayısı olduğunu aktaran Güngör, Danıştay için önemli bir başarı olarak görüldüğünü kaydetti.

Anayasada davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması kuralının yer aldığını anımsatan Danıştay Başkanı Güngör, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasının, yargıya güveni artıran önemli bir unsur olduğunu belirtti.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde ifade edilen adil yargılanma hakkının, yargılamanın gecikmeden yerine getirilmesini gerektirdiğine işaret eden Zerrin Güngör, şunları söyledi:

"Ülkemizde gelişen ve değişen hukuki ilişkilerin ortaya çıkardığı farklı ve çok sayıdaki uyuşmazlıklar dava dosyalarında hem nicelik hem de nitelik olarak artış meydana getirmiştir. Bu çerçevede artan iş yükü ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamaması, yargının en önemli problemlerinden biridir."

Güngör, ağır iş yükü nedeniyle yargılama sürelerinin uzamasının, genel olarak yargıya duyulan güveni azalttığını, idarenin istikrarını sarstığını hem de idari işlem ve eylemlere muhatap kişiler için kimi zaman tazminatla dahi telafi edilemeyecek, zararlara yol açtığını anlattı.

Davaların sonuçlandırılma süresinin öngörülememesinin de hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini kaydeden Güngör, şöyle konuştu:

"Bu durumun mahkemelerin iş yükü ve uyuşmazlıkları karara bağlamadaki gecikmeden kaynaklandığını söylemek yeterli olmayacaktır. Zira kamu görevlilerince istikrar kazanmış kararlara aykırı eylem ve işlem tesis edilmesi de yargıdaki dosya sayısını artırmaktadır. Bu nedenle hem idare hem de yargı organları bakımından yapısal düzenlemelerin öncelikle hayata geçirilmesi gerekmektedir. İdari yargı düzeyimizin günün icatlarına ve ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi, gerçekçi ve doğru bir yol olacaktır."

Güngör, 20 Temmuz'da faaliyete başlayacak istinaf mahkemelerinin, adil yargılanma bakımından olumlu katkı sağlayacağına inandığını vurgulayarak, idari yargıda istinaf kanun yolu ile istinaf görevi yapacak 7 bölge idare mahkemesinin faaliyete geçeceğini belirtti.

İstinaf mahkemelerinin idari yargı açısından önemli bir kazanım olduğunu düşündüğünü ifade eden Güngör, hukuk ve içtihat birliğinin korunması, bölge adliye mahkemelerinin etkin ve verimli çalışmasının sağlanması amacıyla gerekli yol ve yöntemlerin belirlenmesi gerektiğini aktardı.

Güngör, idarenin karar alma sürecine ilişkin usul kurallarını belirleyen genel idari usul kanunun, hukuk devleti ilkesi gereği bir ihtiyaç olduğunu belirterek, idari işlemlerin hazırlık safhasına ilişkin düzenlemelerin varlığıyla sağlanacak hukuki belirlilik sayesinde daha fazla uyuşmazlık çıkmasının engelleneceğini kaydetti.

- Enerji projeleri

Türkiye'de son yıllarda ekonomik ve sosyal alanda gerçekleştirilen büyük çaplı yatırım ve enerji projelerinin, bu projelere ilişkin ihale ve kamulaştırma süreçlerinin başlatıldığını ve bir kısmının uyuşmazlık olarak idari yargıya yansıdığını bildiren Güngör, bu uyuşmazlıkların süratle ve etkin bir yargılamayla sonuçlandırılmasının zaruret olduğunu vurguladı.

Zerrin Güngör, "Bu konuda bir gecikmenin ülkemize ekonomik ve sosyal maliyetlerinin büyük olacağı bir gerçektir. Bu nedenle makul ve öngörülebilir bir yargılama süresini hayati öneme sahip görüyorum." dedi.

Ülkede yaşanan terör olaylarına da değinen Güngör, şu görüşlerini paylaştı:

"Ülkemizin birliğini, huzurunu ve istikrarını hedef alan hain terör saldırılarını şiddetle lanetliyorum. Devletimizin sarsılmaz gücü ve milletimizin kararlı iradesi karşısında bu hain saldırıların tükenip yok olacağına inanıyorum. Bu insanlık dışı saldırılarda hayatını kaybeden şehitlerimize, vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum, yargı camiası olarak, devletimizin ve milletimizin güçlü geleceği için barış ve kardeşlik ortamının korunması adına her türlü katkıya daima hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum."

Törende, daha sonra yıl içinde emekli olan üye ve personele plaketleri verildi.


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.