Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın:

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın:

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın:

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın:

16 Nisan 2016 Cumartesi 13:51
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın:
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Müslüman halkların hem tek tek ülkelerine hem de bir bütün olarak gruba hizmet edecek ortak çıkarlarından bir gündem oluşturmaları gerektiğine dikkati çekti.

Kalın, "Daily Sabah" gazetesi için kaleme aldığı "İstanbul'daki İİT Zirvesi'nin Ardından: Nasıl Tekdüze Olmadan Birlik Sağlanır" başlıklı yazısında, İstanbul'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. İslam Zirvesi'nin "halklar arasında birlik ve dayanışma olmadan barış ve adaletin sağlanamayacağına" dair çok önemli bir fikir üzerine odaklandığını belirtti.

Müslüman halkların, halihazırdaki sıkıntılarını aşmak ve gerçek potansiyellerini ortaya çıkarmak için hem tek tek ülkelerine hem de bir bütün olarak gruba hizmet edecek ortak çıkarlardan bir gündem oluşturmaları gerektiğini vurgulayan Kalın, "Tabii söylemesi, yapmasından daha kolay. Grup çıkarlarının herkese hizmet ettiği ve her bir üyenin endişeleriyle önceliklerinin hem grubu hem de üyelerini güçlendirecek bir şekilde ele alındığı bir ortak yaratmak son derece güç bir şey." ifadelerini kullandı.

İİT'nin de BM ve AB gibi uluslararası örgütlerin karşı karşıya kaldığı sorunları yaşadığına işaret eden Kalın, "Her bir üye, grubu kendi sorunlarına ve endişelerine öncelik verecek bir platform olarak görmek istiyor. İİT'nin başlangıçtaki kuruluş nedenlerinden biri olan Filistin sorunu, Müslüman azınlıklar, üyeler arası ticaret ya da İslamofobi gibi basitçe herkesin çıkarını ilgilendiren konular da var tabii ki. Ancak bunlar söz konusu olduğunda bile nasıl tanımlanacakları ve çözümlenecekleriyle ilgili fikir ayrılıkları oluyor. Üye ülkelerin kendi sorunlarıyla ilgili lobi yapmaları doğaldır. Burada önemli olan, grup içindeki dayanışmayı, karşılığında her bir ülkeye yardımcı olacak şekilde güçlendirirken tek tek üyelerin çıkarlarını en yüksek düzeye çıkarmanın yollarını bulmak. İşte bu noktada birlik ve dayanışma, çok büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Barış ve adaletin sadece Müslüman dünyası için değil, aynı zamanda İslam dini ve geleneği için de temel nitelikte olduğuna dikkati çeken Kalın, makalesinde şu ifadelere yer verdi:

"Allah'ın güzel isimlerinden ikisi, barışçıl (es-Selam) ve adildir. (el-Adil) 'İslam' sözcüğü, barış anlamına gelen 'silm' ile aynı kökten gelir. Sözlük anlamı barış olan bir dinin, modern dünyada şiddet ve terörizmle bağdaştırılması çok büyük bir ironidir. Daha da ötesi, din adına kendilerini havaya uçuranlar, şiddet eylemleri ve terörü haklı çıkarmak amacıyla adalet için savaştıklarını ileri sürmektedir. Hiçbir kavram, barış ve adalet kadar çarpıtılmamış ve saptırılmamıştır.

Barış ve adalet, kutsal gerçeklik söz konusu olduğunda da kozmik ve insani düzenlerin temelini oluşturur. Aslında adalet olmadan barış da olmaz. Barış da adil ve hakkaniyetli bir temel olmadan gerçekleştirilip sürdürülemez. Barışı sağlamak için yapılan birçok girişim, adalet ve hakkaniyet unsurları eksik olduğu için başarısızlığa uğramıştır. Filistin ve Ortadoğu barış süreci, buna örnektir. Aynı durum, dünyanın farklı bölgelerindeki diğer çatışmalar için de geçerlidir."

Birlik ve dayanışmanın uygun bir biçimde tanımlanması gerektiğini vurgulayan Kalın, "Birlik, tekdüzelik anlamına gelmez. Her konuda sıradan bir aynılık içinde olmak anlamına da gelmez. Aksine, birlik, zaten farklılık unsurunu da içerir. Müslüman alimlerin yüzyıllar boyunca geliştirdiği çeşitlilik içinde birlik kavramı, bir yandan bizi hem birey hem de grup olarak zenginleştiren özgün farklılıklarımızı koruyup bir yandan da birliğimizi derinleştirmemizle mümkün olan temel gerçeğe işaret eder." diye yazdı.

İstanbul'daki 13. İİT Zirvesi'nde ele alınan konuların uzun listesinin zaten iddialı bir gündem oluşturduğuna işaret eden Kalın, kendi açısından önem taşıyan her bir konunun ancak çeşitlilik içinde birlik anlayışıyla ele alındığında anlam ve çözüme ulaşacağını vurguladı.

Kalın, şu ifadeleri kullandı:

"DAEŞ, El Kaide, Boko Haram, Eş Şebab, PKK ve diğer örgütlerin başını çektiği terör belası, en çok Müslümanları hedef almakta ve Müslüman ülkelerin daha iyi işbirliğiyle istihbarat paylaşımı sağlamasını gerektirmektedir. Ancak teröristleri öldürmek yeterli değildir. Müslüman ülkelerdeki dini ve siyasi liderler, şiddet içerikli aşırıcılığı besleyen radikalleşme dalgasını durdurmak için daha fazlasını yapmak zorundadır. Bu açıdan, gerçeklikle bağlarını koparmadan gençlerin kalplerini ve akıllarını kazanmaları gerekir."

Müslüman dünyasında ayrımı ve nefreti körükleyen, birlik ve adalete zarar veren bir diğer konunun mezhepçilik olduğunu hatırlatan Kalın, "Sünni ve Şii Müslümanlar arasındaki gerilim, sadece din ya da mezheple değil, aynı zamanda sonsuz bir suç, karalama, yardım ve yataklık döngüsünde sıradan Müslümanları da içine çeken ulus-devlet rekabetleri ve güç savaşlarıyla da ilgilidir. İran, Irak ve Lübnan'dan Suudi Arabistan, Kuveyt ve Pakistan'a tüm Müslüman ülkeler, halihazırdaki çıkmazları aşmak için yollar bulmalı ve Sünni ya da Şii tüm Müslümanların aynı Kuran'ı Kerim'e inandığını, aynı peygamberin yoluna baş koyduğunu ve yüzlerini aynı kıbleye çevirdiğini anlamaları lazım" ifadelerini kullandı.

Kalın, yazısına şöyle son verdi:

"Her konuda zorunlu olarak hemfikir olmadan birlik ve dayanışmaya güçlü bir bağlılık göstermek, Müslüman dünyası için yeni imkanlar sağlanmasına büyük katkı yapacaktır. Önce kendi ruhlarımızda sonra da toplumlarımızda, halklarımızda ve bölgelerimizde barış ve adaleti sağlamak, bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların çoğunu çözmemize yardımcı olacıktır."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.