Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)

25 Nisan 2016 Pazartesi 13:21
28 Okunma
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "PKK'nın şu sözcüsü, bu lideri vesaire ile gidip oralarda buralarda görüşmeler yapıp ondan sonra da PKK örgütünün söylemlerini makul ve meşru taleplermiş gibi empoze etmeye çalışmak, dolaylı olarak terör propagandasına yardımcı olmaktan başka bir şey değildir. Terör örgütünü aklamaya yönelik çalışmaların gazetecilikle bir ilgisi yoktur. Bu, terör propagandasına verilmiş dolaylı bir destekten başka bir şey değildir." dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İbrahim Kalın, Suriye'den Kilis'e düşen roketler dolayısıyla birçok insanın hayatını kaybettiğini, bununla ilgili tedbirlerin alındığını bildirdi.

Kalın, şöyle devam etti:

"Bugün itibarıyla özellikle DAEŞ'le irtibatlı olduğundan şüphelenilen yabancı terörist savaşçılar bağlamında, 3 bin 300'den fazla yabancı uyruklu kişi makamlarımız tarafından sınır dışı edilmiştir. Bu çerçevede, bugün itibarıyla yaklaşık yabancı uyruklu 41 bin kişiye ülkemize giriş yasağı konmuştur. Bunlar bir şekilde DAEŞ terör örgütüyle ilişkisi olduğundan şüphelenilen kişilerdir. Yine bu süreç içerisinde risk analiz gruplarımız tarafından, yaklaşık 9 bin 500 yabancı kontrolden geçirilmiş ve bunların 2 binden fazlasının ülkemize girişine izin verilmemiştir. Yine ülkemizde yürütülen DAEŞ'le ilgili operasyonlar bağlamında da bin 232'si yabancı uyruklu olmak üzere, toplam 2 bin 770 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 954'ü tutuklanarak adli süreçleri başlatılmıştır."

Zaman zaman Türkiye'ye düşen roketler ya da sınır ihlalleri olduğunda silahlı kuvvetlerin derhal karşılık verdiğine dikkati çeken Kalın, bu konudaki tavırlarının aynı netlik ve kararlılıkla bundan sonra da devam edeceğini vurguladı.

İbrahim Kalın, Irak'ta son günlerde KYB'ye bağlı peşmerge güçleri ile Haşdi Şabi denilen milis güçler arasında bir güç ve kontrol mücadelesi yaşandığı ve çıkan çatışmalarda da insanların öldüğünün görüldüğünü söyledi. Kalın, bunların Tuzhurmatu şehrinin içinde değil etrafında meydana gelen çatışmalar olduğunu belirtti. Kalın, söz konusu yerin aynı zamanda bir Türkmen şehri olmasından dolayı kendileri için ayrıca özel bir hassasiyet arz ettiğini ifade etti.

Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz Irak'ın içinden geçtiği bu hassas dönemde yeni ayrışmalara yol açacak bu tür hadiselerin yaşanmasını asla tasvip etmiyoruz. Zira bu tür olaylar ancak ve ancak DEAŞ gibi örgütlerin elini güçlendirecektir.

Esasen Irak'ta yaşanan sorunların temelinde de bir önceki hükümetin izlediği politikaların zehirlediği sosyal siyasi ortam bulunmaktadır. Mezhepsel ve etnik fay hatlarının da bir anlamda kesiştiği Tuzhurmatu'daki gerilimin Irak'ın batısında DEAŞ'ın körüklediği mezhepsel radikalleşmeye ilave olarak ülkenin doğusunda bir tür etnik çatışmaya dönüşme riski bulunmaktadır. Bunun önüne geçmek için biz de Irak makamları ile gerekli girişimleri şu anda başlatmış bulunuyoruz.

Türkmenlerin güvenliği bizim için büyük önem arz ediyor. İster Irak'ta ister Suriye'de olsun Türkmenlere her tür yardımı bundan sonra da yapmaya devam edeceğimizi bu vesileyle de ifade etmek isterim."

- Terör örgütünü aklama çabası

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, terör örgütü liderlerinden birinin (Cemil Bayık), BBC'ye verdiği mülakatta, ABD ve İngiltere ile doğrudan temasın ötesinde bir diyalog içerisinde olduklarını söylediği belirtilerek, kendilerinde böyle bir bilginin olup olmadığı sorusuna, "Bu iddia daha önce de terör örgütü liderleri tarafından dile getirildi ve ilgili devletler tarafından reddedildi." dedi.

Söz konusu devletlerin yaptığı resmi açıklamaları esas aldıklarını vurgulayan Kalın, şunları ifade etti:

"Burada ilginç olan şudur; bu terör örgütünün ne tür arayışlar içinde olduğunu, kimlerden medet umduğunu belki de açıktan veya gizli kimlerle ilişki içerisine girmeye çalıştığını göstermesi açısından dikkat çekici bir husus.

Basına verdikleri ve bugün de yansıyan beyanatlar çerçevesinde de şunun altını çizmek isteriz; bu tür terör örgütünü aklamaya yönelik çalışmaların gazetecilikle bir ilgisi yoktur. Bu, terör propagandasına verilmiş dolaylı bir destekten başka bir şey değildir.

Benzer bir şeyi, diyelim ki İngiltere'de terör saldırısı, 2007 yılında hatırlayın, metro saldırısını yapan El Kaide terör örgütü mensuplarıyla bir başka ülkenin vatandaşlarının vergileriyle finanse edilen bir haber ajansı gidip böyle bir mülakat yapsaydı ve o terör örgütünün başındaki kişiyi makul ve meşru bir aktörmüş gibi göstermeye çalışsaydı acaba bu ülkelerin, bu haber ajanslarının buna tepkisi ne olurdu? Burada çok benzer bir durumla karşı karşıyayız. PKK'nın şu sözcüsü, bu lideri vesaire ile gidip oralarda buralarda görüşmeler yapıp ondan sonra da PKK örgütünün söylemlerini makul ve meşru taleplermiş gibi empoze etmeye çalışmak, dolaylı olarak terör propagandasına yardımcı olmaktan başka bir şey değildir."

Terör örgütünün çok açık bir şekilde kendi örgüt gündemini Kürt vatandaşların meselesiymiş gibi empoze etmeye çalıştığına değinen Kalın, bu yalana kimsenin inanmadığını, bundan sonra da kimsenin inanmayacağını bildirdi.

İbrahim Kalın, terörle mücadele konusunda onlar ister basın ister başka kaynaklar üzerinden kendilerine ne tür alan açmaya çalışırsa çalışsınlar en kararlı bir şekilde bu mücadeleyi devam ettireceklerini vurguladı.

"DAEŞ ile mücadele ediyoruz bahanesiyle terör örgütüne alan açmaya çalışmak herhalde ne gazetecilikle ne ifade özgürlüğü ile ne de doğru bir siyasi analizle bağdaştırılabilir bir durumdur" görüşünü aktaran Kalın, "DAEŞ ile mücadele ediyor diye falanca örgütü siz meşru göstermeye çalışırsanız, hele hele AB'nin ve ABD'nin terör örgütü ilan ettiği bir grubu 'Kürt savaşçılar, militanlar, vesairler' diye estetize etmeye, sempatik göstermeye çalışırsanız burada çok ciddi bir sorun var demektir" dedi.

İbrahim Kalın, gerek terör örgütü liderinin verdiği mesajların gerek yayın kuruluşunun yaptığı yayınlar açısından ortada sadece teröre hizmet eden bir durum olduğunu belirtti. Kalın, buna Türkiye'nin asla razı olmayacağını ve terörle mücadelenin kararlı bir biçimde devam ettiğini söyledi. Kalın ayırca operasyonların son noktasına kadar devam edeceğini, terör örgütlerinden, bunların düzeneklerinden, saldırı planlarından, hendeklerinden kurtulana ve oradaki vatandaşların can, mal ve özgürlükleri temin edilene kadar bunu sürdüreceklerini vurguladı.

İbrahim Kalın, İsrail ile ilişkiler konusundaki bir soruyu yanıtlarken, yakın bir zamanda yeni bir temasın olmasının beklendiğini belirterek, şu görüşlere yer verdi:

"İsrail ile bir müddettir devam eden müzakerelerin son aşamasına doğru geliyoruz. Türkiye'nin ortaya koyduğu şartlar çerçevesinde yürütülen bir müzakere vardır. Artık bunun son aşamasına geliyoruz. Yakın zamanda yeni bir temasın olması planlanıyor.

Bildiğiniz gibi tazminat ve ablukayla ilgili son iki madde üzerinde de nihai mutabakat sağlandıktan sonra anlaşmanın imzalanması ve ilişkilerin normalleşme sürecinin başlaması planlanıyor.

Bu çerçevede bizim açımızdan büyük önem arz eden Gazze ve Filistin topraklarındaki insani durumun iyileştirmesine yönelik adımların da hızla atılacağını bekliyoruz. Bu çerçevede Türkiye'nin son yıllarda gerek Gazze'ye gerekse Batı Şeria'ya Filistinlilere ulaştırdığı yardımlar bir hayli yekun tutmakta ve bu yardımlarımız da bundan sonra devam edecektir, gerek insani, tıbbi malzemeler gerekse yıkılan evlerin, hastanelerin, okulların yapılması ile ilgili."

İbrahim Kalın, Türkiye'nin bu konuda iki devletli çözüm konusundaki tutumunu anımsattı, bütün dünyanın tutumunun da çok net olduğunu vurguladı ve herkesin iki devletli çözümün olması gerektiğini lafzen söylediğini ama fiilen bunu uygulamaya geldiği zaman sanki böyle bir mutabakat ya da gerçeklik yokmuş gibi davrandığını anlattı. Kalın, Filistin halkını yok sayan tavır ve tutumların devam ettiğinin görüldüğünü bildirdi.

Kalın, "Filistin topraklarında bağımsız bir Filistin devletinin kurulması, Doğu Kudüs'ün bu bağımsız ve egemen devletin başkenti olması ve Filistinlilerin en az diğer halklar kadar temel haklarına kavuşana kadar bu sorunun çözülemeyeceği ortadadır. İki devletli çözümün hayata geçirilmesi nasıl İsrail kendi vatandaşlarının can ve mal güvenliğini düşünüyorsa aynı şekilde Filistin halkının da gerek Gazze'de gerek Batı Şeria'da can ve mal güvenliğinin sağlanmasına kadar bu sürecin tamamlanmasını biz arzu ediyoruz." dedi.

İbrahim Kalın, normalleşme süreci olduktan sonra iki devletli çözüm konusunda yapabilecekleri bir katkı olursa bu konuya destek verebileceklerini ifade etti.

Kalın, İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüştüğünü anımsattı ve orada da konuların etraflı bir şekilde ele alındığını bildirdi. Fransa'nın ilan ettiği yeni bir konferans olduğunu anlatan Kalın, bunun sorunların çözümü noktasına bir kapı açıp açmayacağını yakından takip edeceklerini kaydetti.

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.