Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Mülki İdare Amirleri Toplantıs

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Mülki İdare Amirleri Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Mülki İdare Amirleri Toplantıs

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Mülki İdare Amirleri Toplantısı

17 Şubat 2016 Çarşamba 13:03
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Mülki İdare Amirleri Toplantıs

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye konusunda Türkiye nefsi müdafaa konumundadır. Yani yaptığımız her şeyin, attığımız her adımın meşruiyeti vardır. Bu hassasiyeti anlayamayan veya saygı duymayan herkes, öyle veya böyle bunun bedelini ödeyecektir. Türkiye can evine yöneltilen silahlar karşısında geri çekilecek veya teslim olacak bir ülke asla değildir" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki İkinci Mülki İdare Amirleri Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye konusunda Türkiye'nin nefsi müdafaa konumunda olduğunu belirtti. "Yani yaptığımız her şeyin, attığımız her adımın meşruiyeti vardır. Bu hassasiyeti anlayamayan veya saygı duymayan herkes öyle veya böyle bunun bedelini ödeyecektir" diyen Erdoğan, Türkiye'nin can evine yöneltilen silahlar karşısında geri çekilecek veya teslim olacak bir ülke olmadığını söyledi.

"Bugün angajman kurallarımız, ülkemize yönelik silahlı saldırılara karşılık vermekten ibaret olabilir" ifadesini kullanan Erdoğan, "Yarın gerekirse aynı kurallar, ülkemize yönelik her türlü tehditi kapsayacak şekilde genişleyebilir, bundan da hiç kimsenin şüphesi olmasın" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güney sınırımızda yeni bir Kandil'in oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. PYD terör örgütünün Halep'in kuzeyinde attığı provokatif adımlara ve hayata geçirmeye çalıştığı emrivakilere asla müsaade etmeyeceğiz. Bölgede Türkiye'ye rağmen 'oldu bitti'lerle fiili durumlar ortaya çıkarılmasına sessiz kalamayız, kalmayacağız" diye konuştu.

Suriye'de, Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden tüm terör yapılarına karşı gerekli adımları atmakta tereddüt göstermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, bu konuda baskı yapılması gereken ülkenin Türkiye değil, rejim ve destekçileri olduğuna dikkati çekti.

- "Rusya'ya karşı sesini çıkarmayan herkes bu suça ortak olmaktadır"

Bölgede gerilimin artmasının önüne geçilmek isteniyorsa, tüm terör örgütlerini cesaretlendirecek adımlardan imtina edilmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün bölgede 5 yıldır devlet terörü uygulayan rejime, hastaneleri bombalayarak, misket bombaları ve balistik füzelerle sivil halkı katlederek, en büyük desteği veren Rusya'dır. Sadece son 10 günde, 600 sivil hunharca katledilerek, savaş suçu işleyen Rusya'ya karşı sesini çıkarmayan herkes bu suça ortak olmaktadır. Uluslararası toplumun, Rusya ve rejim unsurlarının saldırılarına karşı sesini yükseltmesi şarttır. Bu dirayeti gösteremeyen hiç kimsenin Türkiye'nin sınırlarını, vatandaşlarını ve geleceğini korumak için yaptıkları ve yapacakları konusunda söz söyleme hakkı olamaz. Milletimiz müsterih olsun, bölgedeki kardeşlerimiz ümitlerini kaybetmesin. Türkiye tüm bu çalışmalarını uluslararası toplumda, meseleye hakkaniyetle yaklaşan dostlarıyla birlikte yürütmektedir, yürütecektir.

Amacımız asla ülkemizi ve milletimizi altından kalkamayacağı bir yükün altına sürüklemek değildir. Tam tersine ülkemizin ve milletimizin yarın altından kalkamayacağı yüklerin altına girmemesi için bugünden üzerimize düşenleri yapmanın cabası içindeyiz. Bu çabalarımızın sınırlarını belirleyecek olan şu anda bu sorunun müsebbibi olanların ve onları destekleyenlerin tavırlarıdır. Biliyoruz ki bizim için beka meselesi olan, onlar için sadece bir taktiktir, hatta operasyonel bir tercihtir. Biz bekamızdan vazgeçemeyiz ama onlar tercihlerini kolaylıkla değiştirebilirler. Şayet bu yapılanların gerisinde Türkiye'nin sabrının sınırlarını denemek gibi bir niyet varsa, o sınırların sonuna gelindiğini de bilmelidirler."

Suriye'nin kuzeyinde yaşanan gelişmelerin Türkiye'yi ve başta Avrupa olmak üzere tüm bölgeyi yeni bir sığınmacı akınıyla karşı karşıya bıraktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin uzun yıllardır, Suriye'nin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturulmasını ve burada sığınmacılara hayatlarını sürdürebilecekleri yerleşim yerleri kurulmasını teklif ettiğini ve bu tezi savunduğunu anımsattı.

"Bugün yavaş yavaş bu teklifimize sıcak bakmaya başlayan ülkeler olduğunu görüyoruz" diyen Erdoğan, bu süreçte Suriye'nin, Türkiye'nin sınırlara yakın bölgelerinde çok sayıda insani yardım merkezi kurulmasına yardımcı olduğunu dile getirdi. Erdoğan, Azez başta olmak üzere, bugün PYD saldırısı altında olan yerlerde bu şekilde kurulmuş bir çok insani yardım merkezi olduğunu aktardı.

Rejimin ve onu destekleyen ülkelerin, Türkiye'nin bölge ile irtibatını kesmek amacıyla Türkiye'nin güney sınırları boyunca bir hat oluşturma çabalarının, milyonlarca insanın hayatını tehdit eden sonuçlar doğuracağını kaydeden Erdoğan, PYD'nin bu oyunda sadece bir piyon olduğunun açık olduğunu söyledi.

Bölgedeki Kürt halkın PYD'ye destek vermediğini ifade eden Erdoğan, "PYD, Araplar ve Türkmenlerle birlikte Suriye Kürtlerine de zulmediyor" dedi.

- "At denize, balık bilmezse Halik bilir, biz bu şekilde yürüyoruz"

"Kobani'den bir haftada 200 bine yakın Kürt kardeşimizi Türkiye'ye alan kimdi?" diye soran Erdoğan, "Biz aldık. Yediren, içiren kimdi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti ama birileri bunu öyle lanse etmediler, farklı bir şekilde lanse ettiler, hala o şekilde lanse etmeye devam ediyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, 'at denize, balık bilmezse Halik bilir, biz bu şekilde yürüyoruz" diye konuştu.

PKK'nin Türkiye'de uygulamaya çalıştığı projeyi, PYD'nin Suriye'de yaptığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu örgüt sayıca az ama silahları ve kıyıcıklarıyla bulundukları bölgedeki diğer insanlar üzerinde tahakküm kuran, gücünü baskıdan ve kandan alan sapkın bir örgüttür. Bu örgüte alan açmak amacıyla desteklenen veya göz yumulan gelişmelerin bir ucu, eninde sonunda batı ülkelerine ulaşacaktır. Biz, diğer kardeşlerimiz gibi bu olayların akabinde ülkemize sığınacak herkese elbette kucağımızı açarız ama kendilerine batı ülkelerinde gelecek aramak için yola devam etmek isteyenlere de diyecek bir sözümüz olmaz. Mesele sadece para, pul, finansman meselesi olmaktan çıkmıştır ki, Avrupa Birliği bu konudaki sözünü dahi henüz tutamamıştır. Artık mesele bu milyonlarca insanın kendilerine güvenli bir gelecek için daha ne kadar sabredeceklerdir diye soruyorum. AFAD yanında Kızılay ve çeşitli gönüllü yardım kuruluşlarımız bu süreçte bütün gayretleri ile gerçekten takdire şayan bir gayretin içinde ortaya uygulamalar koyuyorlar. Kaymakamlarımızın başta Kızılay olmak üzere sığınmacılara yardımcı olan tüm kurumlarımıza gerekli kolaylığı sağladığını, destek verdiğine inanıyorum.

Kilis gibi şehirlerimizde sığınmacı sayısı, şehrin kendi nüfusunu dahi geçmiş durumda. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Batı ülkeleri ne kadar hoyrat, ne kadar insafsız, ne kadar vicdansız davranırlarsa davransınlar bu akını kontrol altında tutma şansları yoktur. Bunun için bir an önce Suriye'deki meselenin çözümü konusunda bir konsensüs sağlanmalıdır."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.