Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı

19 Nisan 2016 Salı 14:06
28 Okunma
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yaşatmak değil, sadece ve sadece öldürmek için faaliyet gösteren terör örgütünü, tüm isimleri ve yandaşlarıyla bölgeden ve ülkemizden söküp atmadan yaşanan acıların önüne geçemeyiz. Çözüm arıyorsanız işte size çözüm, terör örgütünü en küçük bir izi, zerresi dahi kalmadan bu topraklardan söküp attığımızda çözümü gerçekleştirmiş olacağız." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki 24. Muhtarlar Toplantısı'nda Adana, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bartın, Bingöl, Çorum, Erzurum, Kırklareli, Manisa, Siirt, Sinop, Şırnak, Tekirdağ ve Kırıkkale'den gelen muhtarlara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü sınırlarının Türkiye'nin son sınırları olduğunu belirterek, "Osmanlı Devleti'nin toprak büyüklüğü 100 yıl önce yaklaşık 5 milyon kilometrekareydi. Cumhuriyetimizi ilan ettiğimizde sonradan topraklarımıza katılan Hatay ile birlikte bunun ancak 780 bin kilometrekaresini yani altıda birini muhafaza edebildik. Elbette asıl hedefin bizi bu coğrafyadan tamamen kazımak, silip atmak olduğunun farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın, artık o devir geride kaldı." ifadesini kullandı.

Hem devletin fiziki sınırlarına sıkı sıkıya sahip çıkacaklarını hem de merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ifadesiyle, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan o gönül sınırlarını" sonuna kadar açık tutacaklarını vurgulayan Erdoğan, bu vesileyle 23. ölüm yıl dönümü geride kalan Özal'ı rahmet, şükran ve tazimle yad ettiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletin birliği, beraberliği, kardeşliği konusunda 23 Nisan 1920'de İstiklal Savaşı'nı yürütmek üzere Gazi Mustafa Kemal'in başkanlığında Büyük Millet Meclisi'nde toplananların ortak bir iradesi ve kararlılığı bulunduğunu kaydetti.

Aynı şekilde çok partili hayata geçildiğinden beri Adnan Menderes'in, Süleyman Demirel'in, Turgut Özal'ın, Necmettin Erbakan'ın, Alparslan Türkeş'in, yani "Milletin gönlünde yer edinmiş tüm liderlerin" bu konudaki hissiyatlarının aynı olduğunu belirten Erdoğan, "Hatta daha da ileri gidiyorum. Pek çok görüşlerini paylaşmamakla birlikte gerek Sayın İnönü ve Sayın Ecevit'in de bu konuda çok farklı düşünceler içinde olduklarını sanmıyorum." diye konuştu.

- "Hiç kimse bu hadiselerin kendi tabii mecralarında geliştiğini öne süremez"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı'nın son döneminde yetişip, Cumhuriyet devrinde ülkenin yönetiminde söz sahibi olan kadronun çok önemli bir hissiyatı bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bu Yunanistan'ın, Bulgaristan'ın ardından tüm Balkanların elimizden nasıl kayıp gittiğine şahitlik etmiş bir kadroydu. Dönemin Osmanlı yapısı içinde dini azınlık konumunda olanların, çeşitli Avrupa ülkelerinden Rusya'ya kadar yabancı devletlerin tahriki ve koruması altında devleti nasıl parçaladıklarını bu insanlar bizzat yaşamışlardır. Bunun için Cumhuriyet kurulurken ölçü olarak ne coğrafya ne köken alınmıştır. İstiklal Savaşı'mızı yöneten o Meclis'teki yapı için ifade edilen 'Anasır-ı İslamiye'ydi. Yani İslami unsurlardan müteşekkildir' deniliyordu o Meclis için. Pek çok sorunlu yanları, yönleri bulunan Lozan'da da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için belirlenen ölçü 'İslam olan, olmayan' olarak ifade edilmiştir. Bakınız ırk yok. İslam olan, olmayan bu var. Böylece Osmanlı'nın son yüzyılındaki büyük kayıpların sebebi olarak görülen dini azınlıklar eliyle, ülkenin parçalanması tehdidine karşı yeni bir anlayış ortaya konmuştur."

Cumhuriyet kurulduktan sonra ülkenin üzerinde emelleri bulunan, gözü olan kesimlerin boş durmadığını vurgulayan Erdoğan, "Mübadele sonrası ortada tahrik ederek, sorun çıkartmaları sağlanacak büyüklükte bir dini azınlık kalmayınca bu defa Kürt kardeşlerimiz üzerinden yeni bir ırkçılık oyunu ortaya konmuştur." dedi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren yaşanan isyanların sadece tek bir sebebe bağlanamayacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölge insanını yanlış yönlendirenler olduğu gibi hiç şüphesiz devletin de eksikleri ve hatalarının bulunduğunu bildirdi.

Erdoğan, bu isyanların tamamında da tahrik unsurunun dış güçler olduğuna işaret ederek, "Tıpkı Ermeni teröristlerin, diplomatlarımıza yönelik saldırıları gibi, tıpkı 1970'li yıllarda sayısız o karanlık olay gibi, tıpkı PKK'nın 1984 yılından beri sürdürdüğü terör eylemleri gibi... Hiç kimse bu hadiselerin kendi tabii mecralarında geliştiğini öne süremez, böyle bir şey yok." değerlendirmesinde bulundu.

- "Bu gençlerin ölümü sadece aileleri için anlamlıdır. Başka bir anlamı yok"

Tüm vatandaşlara özellikle de bölge halkına seslenmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölge halkına soruyorum. Herkesten ellerini vicdanlarına koyarak cevap vermelerini bekliyorum, başlarını iki ellerinin arasına alıp düşünmelerini istiyorum. Geçtiğimiz yılın temmuz ayından bu yana süren terör eylemlerinin ne bölge halkının, ne milletimizin tamamının, ne de ülkemizin çıkarları, menfaatleriyle en küçük bir ilişkisi var mıdır? Bu terör eylemleri alenen Türkiye'nin ayağına çelme takma teşebbüsü, Türkiye'yi yavaşlatma, dikkatini ve enerjisini başka yönlere teksif etme (yoğunlaştırma) çabasının ürünü değil midir? Bu uğurda öldürülen ve bir kısmı da kendi vatandaşımız olan Kürt gençlerinin ne bölge halkına, ne milletimize, ne ülkemize en küçük bir faydası, katkısı olmuş mudur?" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadele sırasında şehit verdikleri ve ülkenin önemli değerleri olan askerin, polisin ve korucunun her birinin adını tarihe altın harflerle kazıdıklarını ve kazıyacaklarını kaydetti.

Şehitlerin, namusları bildikleri vatanlarını, milletlerini müdafaa uğrunda hayatlarını kaybettiklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Peki terörist sıfatıyla hayatlarını kaybeden bu Kürt gençleri ne uğrunda öldü? Pek çoğunun mezarı dahi olmayacak bu gençlerin ölümü, Kandil'deki terör baronlarının umurunda mı acaba? Kandil'deki terör baronlarını, ülkemizdeki terör eylemleri için yönlendirenler bakımından bu ölümlerin sadece birer taktikten, istatistikten öte anlamı var mı? Yok. Evlerin bodrumlarında, sokaklara açılan hendeklerin dibinde, kanalizasyon çukurlarında, örgütün kamplarında hayatları son bulan bu gençlerin ölümü sadece aileleri için anlamlıdır. Başka bir anlamı yok. Zaten terör örgütlerinin bir amacı da mümkün olduğu kadar çok gencin ölümünü temin ederek, onların ailelerini kendi saflarında bu şekilde tutmaktır. Yani onların bağı kandır, kan. Çünkü bu örgüt sevgiden değil nefretten, öfkeden, acıdan, kandan besleniyor. Yaşatmak değil, sadece ve sadece öldürmek için faaliyet gösteren terör örgütünü, tüm isimleri ve yandaşlarıyla bölgeden ve ülkemizden söküp atmadan yaşanan acıların önüne geçemeyiz. Çözüm arıyorsanız işte size çözüm, terör örgütünü en küçük bir izi, zerresi dahi kalmadan bu topraklardan söküp attığımızda çözümü gerçekleştirmiş olacağız."

Birliğin, beraberliğin, kardeşliğin güçlü şekilde tesis edildiğinde gerçek çözümü bulacaklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte o zaman önümüzde duracak hiçbir engel yoktur. Ne Avrupa Parlamentosu'nun rapor diye yayınladığı hezeyanlar ne de Irak'ta, Suriye'de, Libya'da ve bölgemizdeki diğer sorunlu yerlerde akbaba gibi dolaşanlar, Türkiye'yi durdurabilirler. Asla durduramayacaklar. Yeni Türkiye vizyonumuza yapılan saldırılar işte bu birlik ve beraberlik duvarına çarparak, tuzla buz olacaklardır." değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.