CHP TBMM Grup Toplantısı

CHP TBMM Grup Toplantısı

CHP TBMM Grup Toplantısı

CHP TBMM Grup Toplantısı

19 Nisan 2016 Salı 15:33
64 Okunma
CHP TBMM Grup Toplantısı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, "Sen yürekli adamsan, namuslu adamsan, 'kul hakkı yiyenlerle ben de mücadele etmek istiyorum' diyorsan, gel kardeşim beraber hareket edelim. Bu kul hakkı yiyenlerden birlikte hesap soralım." çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Avrupa Parlamentosunun Türkiye Raporu ve ABD Dışişleri Bakanlığının İnsan Hakları Raporunu değerlendirdi.

Vatandaşların, zaman zaman iyi niyetle "El ele verseniz, beraber hareket etseniz, Türkiye için güzel şeyler yapsanız ne iyi olurdu." dediğini belirten Kılıçdaroğlu, vatandaşların bu dileğini yerine getirmek üzere Başbakan Ahmet Davutoğlu'na çok açık ve net çağrı yaptığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Sayın Davutoğlu, Türkiye'yi tam demokrasi için gel birlikte hazırlayayım, yasaları birlikte yapalım -hatta siz yapın- Türkiye'yi bu ayıptan kurtaralım. Artık uluslararası kuruluşlar, devletler bizi eleştirmesinler, 'Türkiye'de demokrasi, medya özgürlüğü yoktur, özgürlükler kısıtlandı' demesinler. Sayın Davutoğlu, açık çek veriyorum; yüreğin varsa, demokrasiyi, insan haklarını, yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü savunuyorsan, kul hakkı yiyenlere karşı ortak mücadele istiyorsan kapımız açık, gel sonuna kadar yapalım." ifadesini kullandı.

-"Kan beynime sıçradı"

Kılıçdaroğlu, grup toplantısındaki konuşmasında, Karaman'daki çocuk istismarına da yer verdi.

Karaman'daki olaylar nedeniyle en büyük ızdarabı, acıyı Karaman'daki vatandaşların duyduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Karamanlılara, "Siz alnınız açık, başınız dik olarak gezin. Bu ülke, Karamanoğlu Mehmet Beyi de Karaman'ı da oradaki üniversiteyi de Karamanlıları da çok iyi biliyor. Karaman bu ülkenin onuru, gururudur." diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, şikayetlerinin Karamanlı çocuklara yapılan "zulüm" olduğunu belirterek, bu konuda kimseyi üzmemek için çok dikkatli davrandıklarına işaret etti.

Konuyla ilgili verdikleri Meclis araştırma önergesinin reddedildiğini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun, AK Parti'nin oylarıyla gensorudan kurtulduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Ne zaman çıkıp, 'Bir sefer böyle bir olay oldu diye Ensar Vakfı'nı kötüleyemeyiz' deyince kan beynime sıçradı. Aileden sorumlu bir bakan, nasıl, hangi gerekçeyle söyleyebilir? Görevini yerine getirmiyor, çocukları, anneleri, aileyi savunmuyor, Ensar'ı savunuyor." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, CHP heyetinin valiyi ziyaretinde, valinin, "Ensar'ın böyle bir yurdu yok, benim o yurtlardan haberim yok." dediğini ifade etti.

Ensar Vakfı'nın, 2012'de valiliğe, "Öğrenci hizmetleri için ihtiyaç duyulan malzemelerin satın alınmasında kullanılmak üzere bize para yardımı yapın" diye bir dilekçe gönderdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, İl Genel Meclisinin, "Vakfın yurtlarında fakir fukara ailelerin çocuklarının barındırıldığı, öğrencilerden hiçbir ücret talep edilmediği" gerekçesiyle 25 bin lira verdiğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, "O valiye soruyorum, yurtlardan haberin olmadığını söylüyorsun, bu karar senin il genel meclisinden çıktı. Sen vali değil misin, vali değilsen o koltukta niye oturuyorsun?" diye sordu.

Ensar Vakfı Başkanı'nın, "Vakıfların, ilköğretim ve ortaöğretim için yurt açmaları zaten mümkün değil, bizim böyle bir yurdumuz yok, misafirhanemiz var. O parayı misafirhane için kullandık." dediğini savunan Kılıçdaroğlu, İl Genel Meclisi kararında "vakıf yurdu" denildiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Bu nasıl bir misafirhane ki küçücük çocuklar orada yıllarca kalıyorlar? Bu vakıf hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma açtı mı? Bu tür yurtlardan kaç tane var?" sorularını yöneltti.

-"Din adına asla konuşamazlar"

Kılıçdaroğlu, bu çocukların emanet olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunları din adına yapıyorlar. Sevgili Peygamberimizin unvanlarından biri Muhammedül Emin, emin insan. Onun düşmanları bile, onu en emin kişi olarak kabul etmişlerdir. Sevgili Peygamberimiz, 'Eğer Allah ve Resulüne olan sevginizi göstermek istiyorsanız, emanete ihanet etmeyin, konuştuğunuzda doğru söz söyleyin ve etrafınızdakilerle güzel komşuluk yapın' diyor. Bunlar annelerinin yurda emanet ettiği çocuklara ihanet ettiler. Onun için din adına asla konuşamazlar, bunların hiçbirinin din, imanla, ahlakla hiçbir ilgileri yoktur. Bunların maskelerini indireceğim. Din, iman adına ne söylüyorlarsa cepleri için söylüyorlar, köşeyi dönmek için yapıyorlar. O annelerin emanetine hangi yüz, ahlakla, din, imanla siz ihanet edersiniz? Bunun hesabını sormak zorundayız."

-"Dokunulmazlık anlayışımızda bunların yeri yoktur"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dokunulmazlık konusunu değerlendirirken, parti programındaki dokunulmazlıklara yönelik bölümü okudu. Kılıçdaroğlu, "Hırsızların TBMM'de yeri yoktur diyoruz. Kürsü dokunulmazlığına evet. Milletvekili ister Mecliste, ister grupta, ister Ağrı, Hakkari, Tekirdağ, Kırklareli'nde konuşabilir, dokunulmazlığı vardır eyvallah. İhale takipçisi, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, hırsızlık yapma; ne dokunulmazlığı. Bizim dokunulmazlık anlayışımızda bunların yeri yoktur. " dedi.

AK Parti'nin dokunulmazlıklara yönelik teklifine işaret eden Kılıçdaroğlu, CHP'nin 3 öneriyle karşılık verdiğini, Anayasanın 83. maddesinin yeniden yazılmasını istediklerini anımsattı. Kılıçdaroğlu, "Böylece siyaseti kirlilikten arındıralım." dediğini belirterek, "Buna hayır dediler. Kirli olanların, bizim önerimize evet deme şansları yok." ifadesini kullandı.

-"Birlikte hesap soralım"

Kemal Kılıçdaroğlu, bakanların dokunulmazlığının da kaldırılmasını, onların da milletvekili olduğunu vurgulayarak, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dokunulmazlığının devam edeceğini söyledi.

Davutoğlu'na, "Sen yürekli, namuslu adamsan neden kendi dokunulmazlığını kaldırmıyorsun? Sen milletvekili değil misin?" diye seslenen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"(Benim dokunulmazlığım devam etsin) diyor. Niye devam etsin kardeşim? Ahlaklı adamsan, verilmeyecek hesabın yoksa çık meydana, 'hodri meydan' de 'Ben de dokunulmazlığımı kaldırıyorum' de. Cesaret edemez. Binali Yıldırım, milyon Ali'nin dokunulmazlığı aynen devam edecek, buna kimse dokunmayacak. Rıza Sarraf'ın önüne yatan Muammer Güler'in de dokunulmazlığı aynen devam edecek. Davutoğlu'na sesleniyorum, kul hakı yiyenlerden hesap soracaksan, gel kardeşim benim gibi alnın açık, başın dik olacak. Sen gidip Sarraf'ın önünde yatan adamı koruma. Ayıptır, sana yakışmıyor. Zafer Çağlayan... Şimdi Davutoğlu'na sesleniyorum, 52 milyon dolar rüşvet alan adamın önüne yatacak mısın, yatmayacak mısın? Yatmayacaksan getir kardeşim. Kuran-ı Kerim'le dalga geçen, ayakkabı kutusunda 3 seferde 1,5 milyon dolar alan Egemen Bağış'ın önüne yatacak mısın, yatmayacak mısın Sayın Davutoğlu? Bir de Erdoğan Bayraktar vardı. Bunun da dokunulmazlığı var. Davutoğlu'na sesleniyorum, sen namuslu adam gibi bunların dokunulmazlığını kaldıracak mısın? Bütün bu hırsızlık yapanların, yolsuzluk yapanların, rüşvet yiyenlerin önüne yatacak mısın? Allah'tan başka korkumuz yok. Sen yürekli adamsan, namuslu adamsan, 'kul hakkı yiyenlerle ben de mücadele etmek istiyorum' diyorsan, gel kardeşim beraber hareket edelim. Bu kul hakkı yiyenlerden birlikte hesap soralım."

-"Her CHP'li hapse girmeye hazır olmalı"

Kılıçdaroğlu, Davutoğlu'nun, "dokunulmazlığı kalkarsa terör örgütlerine yardım ve yataklıktan dolayı yargılanacağı için korktuğunu" iddia etti.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Davutoğlu da abisi de terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmışlardır. Başkalarına gelince 'dokunulmazlıkları kaldıralım.' Beyefendi siz? 'Benimki kalsın.' Niye kalsın? 'Ben hırsızların önüne yatıyorum, benim görevim de bu' diyor. Senin görevin başbakanlık yapmak. Her şeye rağmen kürsü dokunulmazlığı hariç, bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını istiyoruz. 'Yargı bağımsızlığı yok, ya sizi hapse atarlarsa' diyorlar. Eğer bu ülkede akademisyenler, askerler, Genelkurmay Başkanı, gazeteciler, avukatlar hapse giriyorsa, demokrasi, özgürlük mücadelesi, Türkiye mücadelesi veren her CHP'li hapse girmeye hazır olmalıdır.

Demokrasi mücadelesi kolay değildir. Her şeyin bedeli vardır. Ben Mecliste oturacağım, gazetecileri hapiste ziyaret edeyim. Yetmez... Bu mücadele kutsaldır, demokrasi, özgürlük, mücadelesidir, bu mücadele ekmek kavgasıdır. Türkiye bir darbe dönemi yaşıyor. Kenan Evren'den bunların ne farkı var? O dönemde bile yargı daha bağımsızdı. Bunların dönemine bakın. Bedel ödenmeden mücadele mi edilir? Tarihe bakın, Gandhi, Mandela, Ecevit girdi mi? Girdi. Sen niye girmiyorsun kardeşim? Sen de gireceksin. Korkumuz yok, onlar korkuyorlar. Dokunulmazlıklara CHP evet diyor, peki milyon Ali, Egemen Bağış, Muammer Güler, Zafer Çağlayan ne olacak? Bunların dokunulmalığını niye kaldırmıyorlar?"

(Bitti)


Anahtar Kelimeler:
chp tbmm grup toplantısı
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.