CHP MYK toplantısı

CHP MYK toplantısı

CHP MYK toplantısı

CHP MYK toplantısı

23 Mart 2016 Çarşamba 13:39
CHP MYK toplantısı

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, "Biz diyoruz ki gelin Anayasa'nın 83'ncü maddesini kalıcı ve köklü bir çözüm üretmek adına yeniden düzenleyelim. Milletvekilinin kürsüde ve kürsü dışındaki platformlarda, düşünce ve ifade özgürlüğünü koruyan kürsü dokunulmazlığı dışındaki bütün dokunulmazlıkları, hem bugünkü dosyalar için hem de yarın oluşacak dosyalar için hemen bugün kaldıralım. Hodri meydan" dedi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılan CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Böke, MYK'da "Türkiye'nin içine sürüklendiği ağır yönetim krizini ve bu krizin ortaya çıkardığı sorunlar ile çözüm önerilerini tartıştıklarını" belirtti.

Ankara'da patlayan bombanın şokunu atlatamadan, İstanbul'un göbeğinde terörün acı yüzeyle karşılaştıklarını ifade eden Böke, terörü ve terörden medet uman alçak çeteleri bir kez daha lanetlediklerini aktardı.

Böke, "Türkiye'de bugün ne yazık ki terör korkusu ile insanlar evlerine hapsolmuş durumda. Esnaf kan ağlıyor, insanlar ülkenin batısında evlerinden çıkamıyor, doğusunda ise evlerine giremiyorlar" görüşünü savundu.

Son 6 ayda yalnızca bombalı saldırılarda 185 canın kaybedildiğini, 300'ün üzerinde şehit verildiğini anımsatan Böke, Alman Lisesi Müdürü'nün İstanbul Valisi'nden daha güvenilir bir istihbarat kaynağı haline geldiğini ileri sürdü.

Böke, İstanbul'un ortasında bir maçın oynanmasından dahi korkar halde olunduğunu, istikrardan geriye sadece hüzün ve korkunun istikrarı kaldığını söyledi.

- "Dört alanın hiçbirisinde somut bir adım atılmadı"

Geçen hafta Türkiye'nin "terör sarmalından" çıkması için acil uygulanması gereken 4 eylem maddesini açıkladıklarını hatırlatan Böke, "Aynen şu ifadeyi kullanmıştık, 'Gereken acil tedbirleri alacak mıyız, yoksa bir bombanın daha canlarımızı bizden alışını bekleyecek miyiz?' Ne yazık ki AKP çoğunluğu, bir sonraki bombanın patlamasını beklemeyi tercih etti ve dört alanın hiçbirisinde somut bir adım atılmadı" dedi.

Böke, "Türkiye'nin sınır güvenliğinin sağlanabilmesi için dış politikanın 180 derece ve hiç vakit kaybetmeden değiştirilmesi, terör saldırısına dair sorumluluğu olanların acilen bunu üstlenmesi ve İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın istifa etmesi, başta güvenlik ve istihbarat olmak üzere, bürokrasideki atamaların liyakata göre yapılması ile sorunun çözümü için TBMM'nin inisiyatif alması" olarak açıkladıkları dört maddeyi tekrarladı.

Geçen hafta Türkiye'nin içinde bu sorunu çözmek ve Meclisi işler kılmak için Kılıçdaroğlu'nun, Meclis Başkanı Kahraman'ı ziyaret ederek bir mektup sunduğunu hatırlatan Böke, bu konudaki ısrarlarının ise sürdüğünü dile getirdi.

Böke, Türkiye'nin kaybedecek vakti olmadığını belirterek, "Bu sebeple bu haftada Meclisi işler kılmak ve sorunun çözümünde bir somut adım atmak için CHP olarak biz bir inisiyatif aldık ve dün 'Toplumsal barış ve demokrasinin tesisi amacıyla bazı kanunlarda değişiklik' adı altında bir kanun teklifi paketini Meclis gündemine getirdik. Bu teklif ne yazık ki bir kez daha AKP oylarının çoğunluğu ile reddedildi" değerlendirmesinde bulundu.

Böke, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin terör ve Kürt sorununun ancak meşru siyasi zeminde, tüm toplum kesimlerini kapsayacak, şeffaf ve demokratik katılımla, Meclis çatısı altında çözülebileceğini CHP olarak ilk günden itibaren ortaya koyduk. Bununla da yetinmedik, tüm dünyadaki alternatif çözüm yöntemlerini inceleyerek, toplumsal barışı inşa edecek bir yöntemi Meclis'e sunduk. O zaman bugün birbirlerine karşıt görünen HDP ve AKP hep bir ağızdan bize 'Siz pişmiş aşa su katmayın, bu iş MİT ile PKK arasında, yani Erdoğan ile Öcalan arasında müzakere ile çözülür.' dediler. Bugün sahte milliyetçilik naraları atan AKP iktidarı, Meclisi ve siyaseti tamamen süreç dışında bırakarak, bir terör örgütüyle Türkiye'nin yasalarını ve anayasasını müzakere etti. Terör örgütü liderlerine güzelleme yaptı. Beraber mutabakatlar imzalayıp, fotoğraflar çektirdi. Habur sınır kapısında PKK'ya şov yaptırdı, PKK kentleri silah deposuna çevirirken, 'Bu kirli pazarlıktan siyasi rant elde edebilir miyim?' diye kafasını kuma gömdü ve açıkça teröre yardım ve yataklık yaptı. Bugün demokrasiden, siyasi ve demokratik çözümden bahseden HDP de o gün iradesini PKK'ya ve Erdoğan'a teslim ederek, kişilerin siyasi çıkarlarına odaklanmış süreçten medet umdu. 'Al başkanlığı, ver istediklerimi' pazarlığı çöktü ve bugün bedelini hep beraber en ağır şekilde ödüyoruz."

Selin Sayek Böke, Türkiye'yi o gün teröre teslim eden iki siyasi yaklaşımın, bugün de yine kendi siyasi ajandalarını büyük bir "iki yüzlülükle" Türkiye'nin toplumsal barışının önüne koyduklarını iddia etti.

- HDP'lilere eleştiri

Böke, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun dün Davutoğlu'na yönelik sorduğu, "Terör örgütü mensuplarının cenazesine gitmiş milletvekillerinizin isimlerini açıklamaya sizi davet ediyoruz." sözünü yineledi.

Diyarbakır'da düzenlenen nevruz kutlamalarına da değinen Böke, şunları söyledi:

"Hafta sonu nevruzda bir kez daha görüldüğü gibi HDP sözcüleri, yaşananlardan hiçbir ders almamışcasına iradelerini bir kez daha PKK'ya teslim ediyor. Meşru siyaset zeminini, demokratik katılımı, Meclisi değil, yine çökmüş Dolmabahçe sürecini adres gösteriyor. Yine PKK-AKP masasından bir medet umuyor. Öcalan posterlerinin, Kalaşnikofların önünde, silahın arkasına sığınarak sözde barış çağrısı yapıyor. Buradan Mecliste grubu olan tüm siyasi partilere bir kez daha açık bir çağrıda bulunuyoruz, teklifimiz halen geçerlidir. Türkiye'yi rahatlatacak olan yöntem Mecliste sağlanacak toplumsal barışın inşasıdır. Gelin Meclis gündemine getirdiğimiz bu teklifi bir kez daha ortaya koyalım, ciddiyetle ele alalım ve görüşmeye başlayalım. Siyaset kurumundan bir çözüm bekleyen tüm topluma güven verelim. 'Meclis burada' dedirtelim. Bunu topluma borçluyuz. 'Eğer terör bitsin' diyorsanız, gerçekten toplumsal barışın sağlanmasını istiyorsanız, 'Artık şehitler gelmesin' diyorsanız, hakikaten samimiyseniz işte yöntem burada, hodri meydan, gelin bu işi Mecliste çözelim. Gelin hiç olmazsa bu sefer doğru yöntemi uygulayalım. Yapıcı bir süreci siyaseten inşa edelim. Bu, TBMM'nin önünde tarihi bir sorumluluktur."

- "Çocukları korumak yerine vakfı koruyor"

Karaman'daki "çocuklara istismar" iddialarına da değinen Böke, dün konuyla ilgili, CHP'den bir heyetin ilde incelemede bulunduğunu bildirdi.

CHP Sözcüsü Böke, bir anne olarak olayın kendisini de derinden yaraladığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

"Cumhuriyet savcısının hazırlamış olduğu dosyanın içeriği, bırakın siyasetçi sorumluluğu taşımayı, insan olan herkesi derinden etkileyecek bir dizi trajedi barındırıyor. En az bunun kadar trajik olan, görevi o çocukları korumak olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın yaptığı insanlık dışı açıklamadır. Düşünün ki bir vakfa emanet edilen çocuklar istismar ediliyor, Bakan çocukları korumak yerine, vakfı korumayı tercih ediyor. Bunun telaşına düşüyor. Bakanlıklar bugün kendi siyasi sorumluluklarını partiye yakın olan vakıflara teslim etmiş durumdalar. Vakfın çıkarlarını da çocuklarımızın sağlığı ve güvenliğinden daha öncelikli görüyorlar. Sayın Bakanı siyasi sorumluluğa ve daha önemlisi insanlığa davet ediyoruz. Çocuklarımızın, güvenliğimizin yakından takip olacağız ve bu olayın üstünün örtülmesine asla izin vermeyeceğiz."

- "Ucuz kahramanlık yapmaktır"

Tek adam rejiminin en bilindik mekanizmalarından birinin de hukuku kendi çıkarlarına göre "eğip bükmek" olduğunu belirten Böke, bu anlayışın en bariz örneklerinden birinin ise dokunulmazlık meselesi olduğunu vurguladı.

AK Parti iktidarının, 14 yıldır kurduğu "talan iktidarını" dokunulmazlık zırhının arkasına gizlediğini iddia eden Selin Sayek Böke, "Şimdi bir taktik adımla bu zırhı korumaya devam etmenin peşindeler. Diyorlar ki 'Mevcut dosyalar için dokunulmazlık kalksın ama bundan sonra işlenecek suçlar dokunulmazlık zırhı altında kalmaya devam etsin.' Bir de bu kaçak güreş için 'Hodri meydan' diyorlar. Hem dokunulmazlık zırhının arkasına sığınmak hem 'Hodri meydan' demek ucuz kahramanlık yapmaktır." dedi.

Böke, CHP'nin dokunulmazlıklar konusundaki tutumunun çok açık olduğuna işaret ederek, "Biz diyoruz ki gelin Anayasa'nın 83'ncü maddesini kalıcı ve köklü bir çözüm üretmek adına yeniden düzenleyelim. Milletvekilinin kürsüde ve kürsü dışındaki platformlarda, düşünce ve ifade özgürlüğünü koruyan kürsü dokunulmazlığı dışındaki bütün dokunulmazlıkları, hem bugünkü dosyalar için hem de yarın oluşacak dosyalar için hemen bugün kaldıralım. Hodri meydan. Hiçbir milletvekili ne bugün ne yarın hırsızlık yapıp dokunulmazlık zırhına gizlenemesin" ifadesini kullandı.

Böke, bugün bu konudaki önerilerinin detaylarını Grup Başkanvekilleri tarafından AK Parti Grubuna ileteceklerini de bildirdi.

- Dündar ve Gül'ün davaları

Bazı medya organlarının cuma günü görülecek Can Dündar ve Erdem Gül'ün duruşmalarına dair mahkeme kararını etkilemek için "sistematik bir çamur kampanyası" başlattıklarını iddia eden Böke, "Buradan, CHP'liler ve Türkiye'de basın özgürlüğünden, ifade özgürlüğünden, demokrasiden, özgürlükten yana herkes adına şunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz, Sayın Dündar ve Gül'ün hukuku, Türkiye'de basın özgürlüğünden, demokrasiden yana olan milyonların onurudur. Bu onuru size çiğnetmeyeceğiz" dedi.

Böke, kalabalık CHP heyeti olarak duruşma salonunun içinde ve önünde olacaklarını bildirdi.

Gazetecilerin, dokunulmazlıklarla ilgili "522 dosyaya CHP 'Evet' diyecek mi?" sorusuna da CHP Sözcüsü Böke, "522 ve ya bin 522... Dosyayla ilgili değil bizim ortaya koyduğumuz tutum. Biz bütün dokunulmazlıklara dair çok ilkesel bir tavır ortaya koyuyoruz. Bu meselenin kalıcı çözümü ancak ve ancak anayasadaki 83. maddenin düzenlemesiyle olur. Bizim için öncelik her zaman budur" yanıtını verdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.