CHP Kırşehir teşkilatından, 'terör örgütüne yardım etme' suç duyurusu

CHP İl Başkanı Yılmaz Zengin, Merkez İlçe Başkanı Mehmet Beyhan ve partililer, Kırşehir Adliyesi’ne geldi.

CHP Kırşehir teşkilatından, 'terör örgütüne yardım etme' suç duyurusu

CHP İl Başkanı Yılmaz Zengin, Merkez İlçe Başkanı Mehmet Beyhan ve partililer, Kırşehir Adliyesi’ne geldi.

22 Mart 2016 Salı 13:09
CHP Kırşehir teşkilatından, 'terör örgütüne yardım etme' suç duyurusu

CHP Kırşehir İl teşkilatı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, eski Başkan Yardımcısı Beşir Atalay, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, MİT Müsteşarı Hakan Fidan başta olmak üzere Güneydoğu ve Doğu Anadolu Valileri ile MİT ve ilgili kamu görevlileri hakkında, 'Terör örgütüne yardım etme' iddiasıyla Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

CHP İl Başkanı Yılmaz Zengin, Merkez İlçe Başkanı Mehmet Beyhan ve partililer, Kırşehir Adliyesi'ne geldi. Zengin'in, Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği suç duyurusunda şu ifadeler yer aldı:

"Apocular' adıyla 1974 yılında kurulan PKK, gerek ülkemiz ve gerekse BM örgütü, NATO, Avrupa Birliği, ABD, Irak, Suriye ve İran gibi çok sayıda uluslararası kuruluş ve ülke tarafından silahlı terör örgütü listesinde bulunmaktadır. Örgüt zaman içinde KADEK, Kongra-Gel ve KCK gibi farklı örgütlenme adlarını almış olsa da genel olarak PKK adıyla bilinmektedir. PKK silahlı terör örgütü özellikle 1984 yılından başlayan eylem sürecinde 40 bin dolayındaki insanın yaşamını yitirmesinden sorumlu tutulmaktadır. Bu süre içinde gerçekleştirilen ciddi mücadelelere rağmen, terörün sona erdirilmesi anlamında sonuç elde edilememiştir. Bu süreçte en önemli olaylardan biri örgütün lideri Abdullah Öcalan'ın 1999 yılında yakalanmasıdır ki, o andan itibaren şiddet eylemlerinde gözle görülür biçimde azalma meydana gelmiştir. Ancak yukarıda adları yazılı bir kısım şüphelinin mensubu olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002 yılında iktidara gelmesinden sonra, PKK'nın zaman içinde toparlanması önemsenmemiş ve örgütün yeniden eylem sürecine geçmesi göz ardı edilmiştir. Eylemlerdeki artış nedeniyle 2005 yılından itibaren AKP hükümetleri, 'Kürt Açılımı', 'Barış ve Kardeşlik Süreci', 'Açılım Süreci', 'Çözüm Süreci' gibi adlarla terör örgütüyle eylemlerin sona erdirilmesi anlamında diyalog trafiğini başlatmıştır. Bu noktada PKK terör örgütünün hükümlü lideri Abdullah Öcalan ile bağlantı kurulmuş ve 2011 yılında Oslo'da terör örgütü yöneticileri ile kamu görevlilerinin kapsamlı görüşmeler yaptığı kamuoyuna sızan bilgilerle anlaşılmıştır. Bu görüşmelerde en dikkat çekici unsur, bizzat dönemin Başbakan'ı Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirildikleri anlaşılan MİT mensuplarının, örgütün yüklü miktarda patlayıcı maddeyi kent merkezlerinde depoladıklarına dair tespitleridir.'

Suç duyurusunda, 'Asıl vahim olan husus ise, seçim dönemlerini eylemsiz atlatma adına, terör örgütünün gerek kırsalda ama özellikle kent merkezlerinde gerçekleştirdiği silahlı intikal ve yığınak yapma faaliyetlerine açık açık göz yumulmuş olmasıdır.

Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 17 Eylül 2015 günü katıldığı bir televizyon programında; 'Çözüm Süreci içerisinde valilerimiz kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği ciddi manada bu terör örgütlerine karşı şu andaki operasyonlara girmiyorlardı. Belki kendilerine çekidüzen verirler, belki bu şekilde devam etmezler, ama maalesef kendilerine çeki düzen vermediler' demiştir. Yine 08 Ağustos 2015 tarihli Sabah Gazetesi'nde yer alan ve Milli Güvenlik Kurulu'na sunulan rapordan hareketle hazırlanan manşet haberinde başlık, 'PKK şehirlere 80 bin silah yığdı' şeklindedir.

PKK terör örgütünün 2015 yılı içinde hendek kazma eylemlerinde belirgin bir artış gözlenmiştir. Hendek kazarak güvenlik güçleriyle çatışmaya giren örgüt üyeleri kendilerini 'öz savunma güçleri' olarak tanımlamakta ve bu kentlerde 'öz yönetim' adıyla bir yapılanmaya gitmeyi amaçlamaktadırlar. Başta Sur, Cizre ve Silopi olmak üzere bazı kentlerde günlerce süren sokağa çıkma yasağının temel nedeni, sivil yurttaşların en az zarar görmesini sağlamak olduğu kadar, terör örgütünün uzunca süren direnişini sağlayan silah, araç, gereç ile erzak yoğunluğudur."

Suç duyurusunda, kamuoyuna intikal eden beyanlar, tanık anlatımları, Oslo Görüşme Sürecine ilişkin protokol ve çözüm tutanakları, İmralı Tutanakları ve Devlet Arşivleri delil olarak gösterilirken, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu adına yapılacak soruşturma sonucunda ortaya çıkacak kanıtlar kapsamında şüpheliler hakkında kamu davası açılması ve haklarında özel soruşturma usulü bulunan şüpheliler ile ilgili gerekli işlemin gerçekleştirilmesi istendi. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.