Bülent Arınç: Kısıtlı dokunulmazlığın kaldırılması yoluna gidilebilir (2)

 "BEN YARINA AİT YARGIDA BİR GÜVENCE TAŞIDIĞIMIZI GÖRMÜYORUM"TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) eski Başkanı Bülent Arınç, dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin "Kısıtlı dokunulmazlığın kaldırılması yoluna gidilebilir.

Bülent Arınç: Kısıtlı dokunulmazlığın kaldırılması yoluna gidilebilir (2)

 "BEN YARINA AİT YARGIDA BİR GÜVENCE TAŞIDIĞIMIZI GÖRMÜYORUM"TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) eski Başkanı Bülent Arınç, dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin "Kısıtlı dokunulmazlığın kaldırılması yoluna gidilebilir.

22 Nisan 2016 Cuma 14:53
22 Okunma
Bülent Arınç: Kısıtlı dokunulmazlığın kaldırılması yoluna gidilebilir (2)

 "BEN YARINA AİT YARGIDA BİR GÜVENCE TAŞIDIĞIMIZI GÖRMÜYORUM"

TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) eski Başkanı Bülent Arınç, dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin "Kısıtlı dokunulmazlığın kaldırılması yoluna gidilebilir. O zaman göreceksiniz nur topu gibi bir dokunulmazlık çözümü ortaya çıkar" önerisinde bulundu. Arınç, ayrıca Ergenekon Davası kararıyla ilgili değerlendirmede bulunarak, "Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz. Sizde pardon diyor musunuz?" sorusuna "Pardon falan demiyorum. Ben dürüst bir siyasetçiyim. İyi bir bozma kararı olduğunu düşünüyorum" dedi.

"KILIÇDAROĞLU'NUN 'KÜRSÜ DOKUNULMAZLIĞI' SÖZÜ FANTEZİDEN İBARETTİR"

TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, Parlamento Muhabirleri Derneği'ni ziyaret ederek, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Arınç, dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili bir soruyu şöyle yanıtladı: "İki türlü dokunulmazlıkla karşı karşıyayız. Birincisi yasama sorumsuzluğu. İkincisi de yasama dokunulmazlığı. Yasama sorumsuzluğu ne? Milletvekilinin kullandığı oydan, ifade ettiği sözden meclis içinde ve dışında sorumlu tutulamaz. Ama bu mutlak değil. Neden? Bir milletvekilinin Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmalar şahsen kendisi için dokunulmazlık getiriyor ama partisi hakkında dokunulmazlık getirmiyor. Milletvekili eğer meclis kürsüsünde suç teşkil eden bazı şeyler söylememişse partisi hakkında kapatma davası açıldığında konuşmaları parti hakkında aleyhte delili olabiliyor. İkincisi yaptığı konuşmalara ceza hukuku açısından bir dokunulmazlık sağlıyor ama hukuk açısından sağlamıyor. Yani hakkında tazminat davası açabiliyordunuz. Tartışılan tarafı bu. İkincisi dokunulmazlık seçimden önce veya sonra suç işlediği iddia edilen kişi ne olacak? Onunla ilgili 83'üncü madde ayrıntılı olarak bazı yükümler getirmiş. Bunlar yeniden düzenlenebilir. Ama mevcut haliyle iyi işletilirse milletvekilleri için bir imtiyaz değil bir hak olduğunu düşünüyorum. Neden? Çünkü Türkiye'de sadece milletvekilinin dokunulmazlığı ön plana getiriliyor. Bunun benzerleri Türkiye'deki benzer kamu personeli içinde geçerlidir. Bir valiyi hemen alıp savcının karşısına getiremiyorsunuz. Meclis çalışanının hemen yargının önüne getiremiyorsunuz. 8'inci derece memur için geçerli olan dokunulmazlık zırhının bir milletvekili hakkında olmamasını hiç kimse düşünmemeli. Siyasetçinin en büyük hasmı başka siyasetçilerdir. Kendi partisinden siyasetçilerdir. Yalan, iftira olabilir. Herkesin bir an evvel korunaksız olarak savcının önüne getirilip gel bakalım ananın adı babanın adı denmesi bir milletvekili hakkında kolayca uygulanacak bir şey değildir. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu ve başkasının milletvekilleri hakkında sadece kürsü dokunulmazlığı olsun sözü bir fanteziden ibarettir. Gerçekle hiçbir alakası yoktur. Böyle bir şey parlamenter hayatın gerçekleriyle uyumlu değildir ve yanlıştır. Nerden biliyorum mecliste kaç defa dokunulmazlıkla ilgili oylama yapıldı 400'e yakın imza verildi dokunulmazlık maddesi değişsin diye. İçeride 200 tane oy çıkmadı. Gizli oylamalarda vekiller hem kendi pozisyonlarını hem de bir şekilde geleceğini düşünerek bu zırhın hukuk için gerekli olduğunu düşünür"

"NUR TOPU GİBİ DOKUNULMAZLIK ÇÖZÜMÜ ORTAYA ÇIKAR"

Dokunulmazlıkların sadece yasamayla ilgili olmadığını belirten Arınç, sözlerine şöyle devam etti: "Yoksa milletvekillerinin siyasi hayatı bitebilir daha dün yeni biten bir davayı da göz önüne alırsanız farkı şekillerde suçlanmış insanların 5 sene tutuklu kaldıktan sonra geçmiş olsun pardon gibi sözlerle karşılaşmak siyasetçiler içinde geçerli olabilir. Mutlaka bir filtreye ihtiyaç var. Tüm kamu görevlileri için asker ve sivil bürokraside ne varsa ondan eksik olmamak şartıyla milletvekilleri içinde böyle bir şeye ihtiyaç var. Bu konuda çok şeyler söylenebilir. Bugün ki sistemin daha korunaklı hale gelmesi ama daha da basitleştirilmesi kamuoyundaki beklentilere uygun yeni bir formülle dokunulmazlığın tarif edilmesi bence mümkün olur. Ama bu bir anayasa meselesidir. Biz bugün pratik bir olayla karı karşıyayız. Haklarında dokunulmazlık dosyası olan vekillerin dosyaları adliyeye sevk edilsin. Öncelikle HDP'liler için söz konusu oldu. Parlamentonda bulunduğum süreç içinde kendi aramızdaki tartışmalarda dokunulmazlıkların kaldırılması konusunun dönem sonuna bırakılmasının daha faydalı olacağı şekilden genel kanaat vardı. Siyasi, toplumsa sebeplerle vesaire. Burhan Kuzu döneminde binden fazla dosyanın Anayasa Komisyonunda beklediğini ortak komisyon kurulmadığını bilirim. Kurulmamasının sebeplerinden en başta gelenini bu mevcut durumun devam etmesiydi. Bugün getirile teklif pragmatik bir tekliftir. Yani bugüne ait çözüm sağlayıcı bir tekliftir. Ben Eğer dokunulmazlıklar üzerinde tartışmalar devam ediyorsa bunu basit yoldan çözmenin herkesi kapsayıcı böyle pratik biz çözüm olduğunu tahmin ediyorum. Şurası, burası anayasaya aykırı bu eleştiriler olacaktır. Ama bu sorun çözülecekse böyle basit bir formülle çözülebilir. Ve bundan daha az bir zarar gelebilir diye şahsen düşünüyorum. Hükümetiminiz 316 vekil imzasıyla parlamentoya getirdiği bu düşüncesi belki önergelerle biraz değiştirilebilir zenginleştirilebilir. Ama bugünün sorununu bugün için çözer başka sorunlarda çıkmaz değil. Ama ne yapalım ki dokunulmazlıklar konusunda bir şey yapılmaya mecbur hissediyorsa kendisini hükümet ve muhalefet böyle bir pratik çözümün faydalı olacağını düşünüyorum. Burada en çok dikkat çeken soru ' Ya bunlar gözaltına alınır, tutuklanırsa?'. Yargı süreci başlarsa bunların hepsi olabilir. İyi ama bu yargı öyle bir yargı ki ne zaman ne yapacağı belli olmaz. E burası Türkiye. O zaman ne yapmak lazım. Kısıtlı dokunulmazlığın kaldırılması yoluna gidilebilir. Mademki bu teklifte pek çok anayasaya ayrılıklar var diyorsunuz bir tane de benden olsun. Bir önerge gelir de dokunulmazlıkları kaldırılan ve dosyaları yargıya sevk edilen kişiler 'gözaltına alınamaz veya tutuklanamaz' diye bir hüküm de getirilirse yargı kendisini bunla bağımlı sayar diye düşünüyorum. Bu teklif mutlaka geçecekse iktidara, milletvekillerine muhalefete düşen bunlar daha iyi bir çözümü bulabiliyorsa teklifin içinde genel kurul gündemine getirsinler bu endişe büyük bir endişeyse altına da bunu yazıversinler. O zaman göreceksiniz nur topu gibi bir dokunulmazlık çözümü ortaya çıkar"

"BAKANLARLA MİLLETVEKİLLERİNİN POZİSYONU FARKLIDIR"

Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bakanların da yargılanmasını istemesinin yanlış olduğunu vurgulayarak, "Kılıçdaroğlu'nun ikinci hatası da bakanlarda aynı kategoriye getirilsin demesi. Sayın Kılıçdaroğlu bilmeli ki bakanlarla vekillerin pozisyonu farklıdır. Bakanların yargılanması ancak meclis soruşturması yoluyla yapılabilir. Eğer meclis soruşturması yoluyla yargıya gitmesi gereken bir bakanı bunun içine koyarsak o zaman tamamen anayasaya aykırı olur. Bu milletvekilliği görevi yapan insanlarla dostlarla arkadaşlarımızla ilgilidir. Bir meclis nasıl göz göre anayasaya aykırı bir teklif geliyor endişesi içindeyseniz ben o kadar büyük bir endişe içinde değilim bunun muhatabı Sayın Meclis Başkanımızdır. Meclis başkanımız herhalde yasama faaliyetleri sırasında bu kadar anayasaya aykırılık taşıyan bir teklife evet demezdi. Anayasa komisyonundan geçecek biliyorsunuz. İlk itirazlardan birisi de anayasaya aykırılıktır. Kabul edilirse mesele yok. Reddedilirse genel kurula gelecek, aynı itiraz orada da yapılacaktır belki de. Ondan sonra da anayasal denetime gidecektir" diye konuştu.



"PARDON FALAN DEMİYORUM, DÜRÜST BİR SİYASETÇİYİM"

Ergenekon Davası kararına ilişkin 'Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz? O zaman siyasilerin söylediği cümlelerle bugün ki söylenenleri nasıl değerleniyorsunuz. Sizde pardon diyor musunuz?' sorusunu Arınç, şöyle yanıtladı: "Hayır pardon falan demiyorum. Ben dürüst bir siyasetçiyim. Ağzımdan çıkan tutanaklara girmiş altında imzam bulunan her şeye sahip çıkarım. Yanlış bir şey yaptıysam da özür dilerim derim. Bugün yaşadığımız olaylar bir kronoloji halinde ortaya döküldüğü zaman benim sözlerimden dolayı büyük bir yanlış da ortaya çıkmaz. Biz o olayları birebir yaşamış insanlarız. O dönemde kim ne söylemişse haklı olduğuna inanmıştır. Ama siyaset yapıyoruz biz. Bununla iktidarı yargıyı yıpratmak istiyoruz diye içinde bir gaye taşımış ve eylemleri bu amaçla yapmışsa asıl yazıklar olsun diyeceğim insanlar onlardır. Yargıtay'ın usulden ve esastan bozduğunu görüyoruz. O zaman iyi bir bozma var demektir. Usul bazen esasın önüne geçer. Genel Kurmay Başkanı yüce divanda yargılanacağı yerde gelmiş ağır cezada yargılanmış. İyi bir bozma kararının olduğunu düşünüyorum bu gerekçelerle bozulduğuna göre. Benim o tarihlerden bu yana söylediğim sözler var ama başka söylediğim sözleri de yazmaları lazım. Bir tanesi şudur: Bir ülkenin genel kurmay başkanı terörist başı olur mu? Bu en büyük hakarettir. İnternette bulmak kolay. İkincisi uzun tutukluluk sürelerinin yanlış olduğunu söylemiştim. Bugün ki kararlarda ortaya çıkıyor ki tutuklama bir tedbirse bu tedbir bile istisnai olarak kullanılmalıdır cezaya dönüşmemelidir"

"İÇERİDE 5 SENE YATIRDIKTAN SONRA PARDON DİYORSUNUZ AMA BUNUN KARŞILIĞI YOK"

Bülent Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi 5 sene içerde yatırdıktan sonra bir insana pardon diyorsunuz ama bunun karşılığı yok. Maddi olarak da yok. Belki her biri yüz binlerce tazminat alacak. Ama bunun hürriyetinden mahrum edilen bir insan için ne anlama geldiğini yaşayanlar bilir. O yüzden bugün bile biz Can ve Erdem tutuklu olmamalı derken bunu yapıyoruz. Ben Haberal da tutuklu olmamalıdır, siyasetçilerin yeri meclistir dediğim zaman bana kızanlar şimdi bu karar üzerine telafi edilemeyen durumlar karşısında tutuklamanın bile kısa bir tedbir olacağını bilmeleri lazım. Ölüm cezalarını kaldırdık, niye? Telafisi mümkün olamayan bir zarar meydana gelebilirdi. Adama idam cezası verilir, gerçekleşir sonra bakarsınız ki elde edilen delillerle o adam suçu işlememiş. Peki hayatı geri getirmek mümkün mü? İsabetli bir iş yapmışız"

"BEN YARINA AİT YARGIDA BİR GÜVENCE TAŞIDIĞIMIZI GÖRMÜYORUM"

'Üzüldüğüm nokta odur bir ilkokul çocuğunun bile yazamayacağı iddianamelerle bazı insanlar büyük suçlamalar karşısında kalabiliyor' diyen Arınç, konuşmasında şunları kaydetti:

"Böylesine kapsamlı davalarda iyi bir yargı sürecine ihtiyaç var. Birileri suç delili üretmişse o dönemde görevini kötüye kullanarak belli amaçla hareket etmişse bugün verilen kararların doğru olduğunu kabul etmemiz lazım. Yargı büyük yara aldı ancak şu anda Türkiye'de. Adalet demiyorum. Adalete hepimizin ihtiyacı var güneş su hava kadar. Ama yargı dediğimiz zaman bugün çok büyük bir itibar ve güven kaybı içerisindeyiz. Yargıya güvenini yüzde 20'lere düştüğünü gösteriyor elimdeki rakamlar. O zaman kötü işler yapanların yanlışlarını temizlemek bugüne nasip olduysa bundan sevinmeliyiz. Ama yarına ait bir güvencemiz var mı? Ben yarına ait yargıda bir güvence taşıdığımızı görmüyorum. Neden? Kararda böyle bir örgüt yoktur diyor. Peki böyle bir örgüt varsa başı kimdir sonu kimdir diyor yargıda. Kim hangi amaçla bir araya gelmiştir de böyle bir suçu işlemiştir. Suçun unsurları mevcut değilse bir dava sonu beraattır. Bence burada örgütün olmadığına yönelik ortaya koydukları bozma yarın başka davalar için de geçerli olacaktır. Bugün gizli silahlı terör örgütü ismiyle haklarında dava açılan yargılamaları başlayacak olanlarda yarın hangi yargı kararıyla ortada örgüt falan yok derlerse işte o zaman Türkiye'de yargıya güven yüzde sıfırlara düşer. Üzüldüğüm nokta odur bir ilkokul çocuğunun bile yazamayacağı iddianamelerle bazı insanlar büyük suçlamalar karşısında kalabiliyor. O zaman adalet yara alır. Hakimler vicdanlarıyla ve dosyalardaki delillerle karar verir. Suç örgütü kapsamının yeniden tartışılması lazım. Bu Yargıtay kararından alabileceğimiz dersler var. Bence iyi bir inceleme yaptıklarını düşünüyorum"

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.