BM Gıda ve Tarım Örgütü, Türkiye'de sığınmacıların tarım aktivitelerine destek olacak

sorularını yanıtlayan FAO Türkiye Temsilcisi Yuriko Shoji, Türkiye ve Lübnan gibi ev sahibi ülkelerde, mülteciler için proje ve programlar gerçekleştirileceğini belirtti.

BM Gıda ve Tarım Örgütü, Türkiye'de sığınmacıların tarım aktivitelerine destek olacak

sorularını yanıtlayan FAO Türkiye Temsilcisi Yuriko Shoji, Türkiye ve Lübnan gibi ev sahibi ülkelerde, mülteciler için proje ve programlar gerçekleştirileceğini belirtti.

09 Mayıs 2016 Pazartesi 12:07
51 Okunma
BM Gıda ve Tarım Örgütü, Türkiye'de sığınmacıların tarım aktivitelerine destek olacak

sorularını yanıtlayan FAO Türkiye Temsilcisi Yuriko Shoji, Türkiye ve Lübnan gibi ev sahibi ülkelerde, mülteciler için proje ve programlar gerçekleştirileceğini belirtti. FAO ayrıca, çatışmaların ve yıkımların sürdüğü Suriye gibi bölgelerde halihazırda yaşayan bireylere, sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda eğitim ve destek verecek.

Antalya'da gerçekleşen FAO Bölgesel Konferansı, 4-6 Mayıs arasında birçok istişare ve toplantıya ev sahipliği yaptı; bakan, delege ve sivil toplum örgütlerinden katılımcılar, küresel ısınma, mülteci krizi ve gıdaya erişim sorunu arasındaki bağlantılara dikkat çekti. İyi beslenme, sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği konuları, BM'nin Eylül 2015'te, önümüzdeki iyi yıl için belirlediği Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda tartışıldı.

DHA'ya konuşan FAO Türkiye Temsilcisi Yuriko Shoji, göçe yönelik politikaları doğrultusunda örgütün Türkiye'de de "mülteci kampları ve kamp dışında yaşayanlar için kapasite geliştirme aktiviteleri başlatacağını" ifade etti.

"Amaç, çatışmaların yaşandığı ülkelerde dirençliliği artırmak"

FAO temsilcisi, bu projelerin çatışma ve yerinden edilme ile yüzleşen insanlara destek olmayı amaçladığını söyledi ve çalışmaların doğru tohumların seçilmesine yönelik eğitimler ve üretimin, bahçeler gibi dar tarımsal alanlarda uygulanması gibi konulara yoğunlaşacağını belirtti.

Türkiye temsilcisi Shoji, FAO'nun hayvancılıkta "veterinerlerin profesyonel ağlara katılımını sağlamak" ve bu insanları, ülkelerinde yaşam alanları ve koşullarını "yeniden inşa etmek amacıyla eğitmek" gibi hedefleri olacağını da sözlerine ekledi.

FAO'nun çalışmaları, "sığınma arayanlardan çok, çatışmanın sürdüğü ülkelerde halihazırda yaşayanların dirençliliğini artırmaya" odaklanıyor.

"FAO, geçim koşullarının yeniden inşa edilmesi ve tarım ve balıkçılıkta esnekliğin artırılmasına yardımcı oluyor" diye konuşan Shuji'ye göre, bu şekilde "en baştan insanların ülkelerini terk etmek zorunda kalmayacağı koşulların yaratılması" sağlanabilir.

Yuriko Shoji, "Halihazırda ülkelerini terk etmek zorunda kalmış, mülteci kampları ve kamp dışındaki sığınmacılara ise, yetkinliklerin artırılması ve gıda güvenliğinin sağlanması için eğitimler veriliyor" diye açıkladı.

Shoji, insani yardımın acil destek sağlamak hedefiyle, asıl olarak BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından yapıdığını da vurguladı.

Türkiye'de FAO için asıl zorluk, "mülteci nüfusun fazlalığı"

Peki Türkiye için projeler üzerinden çalışan FAO, hangi zorlukları öngörüyor?

Yuriko Shoji, DHA'ya çalışmaları zorlaştırabilecek en önemli etkenin, Türkiye'deki sığınmacı ve mülteci nüfusun fazlalığı olduğunu söyledi. Shoji, bu sığınmacıların bazılarının toplumla bütünleştiği, bazılarının ise mülteci kamplarında yaşadığını yineledi ve ekledi:

"Bu durumda en acil önlem, mülteci kamplarında yaşayanların öncelikli ihtiyaçlarının karşılanması olabilir. Ancak sonrasında, onların geçim kaynakları ve yetkinlikleri üzerinde de çalışmamız gerekir.

Sığınmacı çocukların beslenmesi, FAO projelerinin de merkezinde

FAO'nun Türkiye temsilcisi Yuriko Shoji, insani krizin odağında yer alan sığınmacı çocukların sürdürülebilir gıda ihtiyacının temin edilmesi üzerinde de çalıştıklarını söyledi. Ayrıca, üretimde sürdürülebilirliğin, "her koşulda" sağlanması gerektiğini vurguladı.

Yuriko Shoji, örneğin bostanlarda gıda üretiminin, çocuklar, emziren anneler ve yardıma muhtaç grupların iyi beslenmesi yönünde ürün çeşitliliğini gözetmesi gerektiğini açıkladı:

"FAO'nun her bir projesi, evlerinden ve yaşam alışkanlıklarından edilmiş çocukların bakımını üstlenmeli ve sağlıklı beslenme rejimleri, doğru beslenme alışkanlıkları ve hijyenin sağlanmasına yönelik bakış açısına sahip olmalı."

İklim değişikliği, yerinden edilmelere neden oluyor

Yuriko Shoji'ye göre, FAO'nun Antalya'da gerçekleşen Bölgesel Konferansı, mülteci krizi ve iklim değişikliği arasındaki bağlantıları da tartışmaların gündemine taşıdı.

"Konferansta genel olarak göç konusuna eğildik ve iklim değişikliğinin arazileri aşındırarak sorunu etkilediğini konuştuk" diye açıklayan Shoji, bu toprakların ürün üretememesi nedeniyle toplumları göçe ittiğini yineledi.

"Küresel sorunlar birbirleriyle bağlantılı" diye vurgulayan Shoji, Paris'te gerçekleşen BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nda (COP21), sera gazının azaltılması ve iklim değişikliğinin yatıştırılması konularında önemli taahhütler verildiğini belirtti.

Yuriko Shoji, "Bu vaatler, aynı zamanda gıda güvenliğinin sağlanması ve göç hareketlerinin azaltılması gibi tartışmalarla bağlantılıydı" dedi.

FAO Konferansı'nda çoğunluk, "çevresel bozunmadan etkilenmiş ülkelerdi"

Shoji'ye göre, FAO kapsamındaki 42 ülke ve Avrupa Birliği'nden 108 delegenin katıldığı bölgesel konferans, New York'ta 22 Nisan'da imzalanan Paris anlaşmasına da katkıda bulundu. Shoji, "konferansa katılanların çoğunluğu, çevresel bozunmadan etkilenmiş ülkelerden oluşuyordu" dedi.

Peki gıda güvenliği ve sürdürülebilirliği açısından Paris anlaşması, FAO'yu tatmin etti mi?

Örgütün Türkiye temsilcisi Shuji, "Böylesine taahhütlerin verildiği ve görünürlüğün olduğu, ayrıca sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin desteklediği bu kadar küresel bir anlaşma sayesinde, bence tüm vaatler bir araya geliyor. Umarım, bu vaatler ülkelerin ulusal politikalarına da yansır" diye vurguladı.

(Fotoğraflı)

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.