Flaş Haber
Kapat

Bir Habercilik İlkesi: Barıştan Yana Taraf Olmak

Demokratik ülkelerde dördüncü kuvvet olarak adlandırılan medya, özellikle şiddet ve terör olaylarının artış yaşadığı ülkemizde şu dönemde daha da önemli bir hal aldı. Konunun önemine değinen Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, 'Gazeteci barıştan yana olmalıdır' dedi.

Bir Habercilik İlkesi: Barıştan Yana Taraf Olmak

Demokratik ülkelerde dördüncü kuvvet olarak adlandırılan medya, özellikle şiddet ve terör olaylarının artış yaşadığı ülkemizde şu dönemde daha da önemli bir hal aldı. Konunun önemine değinen Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, 'Gazeteci barıştan yana olmalıdır' dedi.

29 Mart 2016 Salı 05:24
Bir Habercilik İlkesi: Barıştan Yana Taraf Olmak

Demokratik ülkelerde dördüncü kuvvet olarak adlandırılan medya, özellikle şiddet ve terör olaylarının artış yaşadığı ülkemizde şu dönemde daha da önemli bir hal aldı. Konunun önemine değinen Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, "Gazeteci barıştan yana olmalıdır" dedi.

Şiddet ve terör olayları maalesef ülkemizin bir gerçeği durumunda. Türk medyasının da içinde bulunduğu bu ortamda barış gazeteciliği yapmanın önemini Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş anlattı.

Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü'nde gerçekleştirdiğimiz röportajımızda barış gazeteciliği yapmanın önündeki engellere değinen Prof. Dr. Sevda Alankuş, "Barış gazeteciliği yapmanın önünde çok fazla engel var. Özellikle medyanın siyasal iktidarla ilişkileri, ekonomik yapısı ve sahiplik ilişkileri bu konuda önemli bir rol oynuyor. Ancak bu bildiğimiz şeyleri tekrarlamak yerine, yapılan araştırmalar doğrultusunda barış gazeteciliğinin önündeki engellerden bir tanesinin gazetecilerin kendi yargıları, kendi zihin yapıları, gazetecilik mesleğine atfetmiş oldukları şeyler olduğunu söylemeliyim. Örneğin 'Gazeteci objektif olmalıdır' anlayışını öyle yorumluyorlar ki, gazeteci barıştan yana bir tavır alırsa objektiflik ilkesine aykırı davranmış gibi hissediyor. Oysa objektiflik gerekçesiyle barışı savunmamak kabul edilebilir bir şey değil. Barıştan yana olmak demek, insan yaşamından yana olmak demektir. Gazetecinin de barıştan yana olması objektifliğe aykırı değildir. Barıştan yana taraf olmak demektir" ifadelerini kullandı.

"DEMOKRASİ İÇİN BARIŞA İHTİYAÇ VAR"

Yaşanan olaylardan sonra savaş gazeteciliğinin arttığını belirten Prof. Dr. Alankuş, "Türkiye'de genel olarak basın organlarının savaş gazeteciliği yaptığını söylememiz mümkün. Enformasyonun bu kadar çoğalarak üzerimize aktığı ve habere erişimin daha fazla arttığı bir dönemde, savaş gazeteciliği insanları daha da olumsuz etkiliyor. Aslında şiddet ve terör her zaman kapıda ve büyük bir şiddet sarmalının içindeyiz. Ancak barış gazeteciliğini tercih etme duyarlılığını medyada göremiyoruz. Oysaki dünyada barış gazeteciliğinin gerekliliği çok tartışılıyor. Birçok ülkede bunun nasıl yapıldığına dair güzel örnekler var. Türkiye'de ise bırakın barıştan yana konuşmanın güçleşmiş olmasını, gazetecinin tarafsız olması adına, savaştan yana taraflılığı örten ya da aslında bizatihi savaşı çare gören bir gazetecilik refleksi ile karşılaşıyoruz. Oysa, sürdürülebilir bir demokrasi için barışa ihtiyaç var. İnsan yaşamı için ve insanın yaratıcılığının harekete geçirilebilmesi için barışa ihtiyaç var. Türk medyası bu konuda her zaman kötü bir sınav vermişti. Ancak şimdi daha da kötüsü söz konusu çünkü, bırakın barış gazeteciliğini, iyi gazetecilik bile bir dert olmaktan çıktı" diye konuştu.

"BARIŞ GAZETECİLİĞİ BİREYSEL BİR TERCİH, ETİK VE POLİTİK BİR SORUNDUR"

Barış gazeteciliğinin Türkiye'deki gazetecilerin gündemine gelmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Alankuş, "Gelecek için barış ve demokrasiden başka şansımız yok. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tam da bizim gibi ülkelerde, ancak geçmişten ders çıkarılırsa barış gazeteciliği kendisine önemli bir alan bulabiliyor. Ancak bunun önünde bir sürü yapısal ve konjonktürel engel olduğunu bilmekle beraber, asıl engelin gazetecilerin zihninde ve mesleğe yaklaşımında olduğunu bir kez daha hatırlatmalıyım. Oysa hiçbir mazeret üretmeden barış gazeteciliği yapmalıdır gazeteci. Örneğin bu şiddeti yeniden üretecek bir fotoğraf yerine diğerinin tercihi veya bir kelimenin yerine başka bir kelimenin seçilmeye başlanması biçiminde de olabilir. Haber anlatılarında klişelerden vazgeçilmesi olabilir. Özetle, barış gazeteciliği editöryel bir tercih olsa şahane olur ancak, bu aynı zamanda bireysel bir etik ve politik tercihtir. Şu anda barış gazeteciliğini sadece alternatif medya dediğimiz genellikle internet ortamını kullanan medya yapıyor. Bazı ana akım medya kuruluşları ise savaş gazeteciliğini geçin, gazeteciliğin en temel ilkelerini bile hiçe sayan haberler yapıyorlar" dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.