Beyoğlu Sohbetleri

Beyoğlu Sohbetleri

Beyoğlu Sohbetleri

Beyoğlu Sohbetleri

27 Nisan 2016 Çarşamba 23:17
32 Okunma
Beyoğlu Sohbetleri

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, "Her alanda anayasanın, yeni bir demokratik anlayışla dizayn edilmesi şarttır. Biz bunun için baştan beri çok açık davrandık." dedi.

Beyoğlu Belediyesi tarafından Pera Palas Oteli'nde düzenlenen "Beyoğlu Sohbetleri"ne katılan Kurtulmuş, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu, davetlilerin sorularını yanıtladı.

Giderek artan bir İslamofobi, İslam karşıtlığı ve bu İslamofobi'yi de son derece iyi bir şekilde yöneten birtakım karanlık odakların, tabiri caizse "hazır fırsatı bulduk, fırsat bu fırsattır" diyerek İslam karşıtlığını bütün dünyada son derece organize, yeni bir siyasal akım haline getirdiğini belirten Kurtulmuş, bundan Müslümanların rahatsız olduğunu dile getirdi.

Numan Kurtulmuş, çok dinli, çok farklı kültürlerden insanlarla bir arada yaşama, onları bir arada tutma becerisine ve kadim bir geleneğe sahip Türkiye'nin insanlarına büyük sorumluluklar düştüğünü vurgulayarak, şunları söyledi:

"Meseleye bu tarafından bakılarak 'Bir paks kurulabilir mi?', 'Bu paksın kurulmasında Müslümanların birikimlerinin, geleneklerinin bir katkısı olabilir mi?'. Evet olabilir. Ancak nereden baktığınıza, hangi paradigmadan baktığınıza, İslami geleneği nasıl yorumladığınıza ve diğer etnik, dini ve kültürel gruplardan insanlara karşı nasıl baktığınıza bağlı olan bir sorudur bu. Esas mesele, geleceğe doğru nasıl bir şeyler üretebiliriz?

Bugün niye Suriye sorununu, Ukrayna krizini çözemiyoruz? Ukrayna krizini çözme kabiliyetini, dünyadaki herhangi bir küresel krizi çözme kabiliyetini yitirmiş olan bir dünya sistemiyle karşı karşıyayız. Çünkü dünya sisteminin temel paradigması maalesef, 2. Dünya Savaşı sonrasında, galiplerin oluşturduğu bir anlayışla olmuş. NATO gücü olan 5 ülke ne diyorsa ama buna bir tanesi itiraz ediyorsa, o olmuyor. Hadi bakalım Rusya'ya 'Ukrayna'dan çekilin' deyin. Hadi bakalım, Suriye'de 5 yıldır 420 binden fazla insanın ölümüne neden olan ve halkının, şehirlerinin üzerine bombalarla saldıran Suriye rejimini durduracak bir karar alın. Haklının hakkının alınacağı bir sistem değil, güçlünün egemen olduğu bir sistem kurulmuş."

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir terör örgütü, arkasında bir siyasi, lojistik, istihbarat, silah ve ekonomik desteği yoksa, bir gün bile kendi işini yapamaz. Şu anda terör örgütlerinin arkasındaki güçler çekilsinler, bu örgütlerin tamamı bir haftada, 10 günde ne kadar gücü varsa onu yapar, ondan sonra da tarih sahnesinden çekilirler. Geçmişte olduğu gibi Asala örneğini hatırlatırım. Şimdi hanginiz Asala'nın adını duyuyorsunuz? Ya da bir zamanlar bütün dünyada adı çok sık duyulan El Kaide'nin adı bugünlerde çok az duyuluyor ya da Taliban'ın. Bütün bu örgütlerin siyasal anlamda bir kullanım tarihi var. O da dolduğu zaman çöp tenekesine atıyorlar." ifadesini kullandı.


- "Siyasetteki en zor şey, devlete zihniyet değiştirmek"

Bir soru üzerine, hiçbir ülkenin pratiğinin bir başka ülke için model olamayacağını ancak bazı ilhamlar verebileceğini dile getiren Kurtulmuş, "Türkiye'de ortaya konulacak iyi bir örneğin, yakın coğrafyamızdaki birçok ülke için önemli bir ilham kaynağı olabileceğini düşünüyorum. Türkiye'nin sadece Müslüman dünyası için değil, doğru birtakım uygulamaları ortaya koyduğu taktirde, medeniyetler ittifakı anlayışı içinde başka ülkelerle de iş birliği yapabileceğine inanıyorum. Bu mümkündür ve doğrusu da budur. Eğer böyle bir kapıyı açabilirsek hem uluslararası terörizmle hem de göçmen sorunundan yoksulluk sorununa kadar birçok küresel sorunla baş etmekle çok büyük merhale katedeceğimizi düşünüyorum." diye konuştu.

Türkiye'nin olağanüstü hızlı bir şekilde, zihniyet değişimi içine girdiğini, önemli işlerin yapıldığını ve atılacak adımların olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Siyasetteki en zor şey, devlete zihniyet değiştirmek. Devletin zihniyetini değiştirmek, Türkçe'de amiyane bir tabir vardır, deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Alışkanlıklar vardır, teamüller vardır. Aslında anayasalarda yazmayan birtakım engellerle de karşılaşırsınız. Anayasal kodları değiştirmek, çok ciddi siyasi bir mücadele gerektiriyor. Bunların yapılabilmesinin zorunlu olduğu kanaatindeyiz. Demokratik devlete geçme, devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşların sahibi olduğu bir mekanizma haline gelmesi, devletin ele geçirilecek bir unsur olmaktan çıkarılarak sadece millete hizmet eden bir aygıt haline dönüştürülmesi işi Türkiye'deki siyasal meselelerin ana sorusudur.

Türkiye'de ustalıklı bir şekilde 1982 Anayasası'nın içine gizlenmiş bürokratik oligarşinin koruyucu maddelerinin de mutlaka kaldırılması şarttır. Bir tanesi; 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet bu egemenliğini, anayasal kurumları eliyle kullanır' maddesi hala durmaktadır. Bu şu demektir; 'Yeri gelir ve siyasal dengeler değişirse, birtakım bürokratik oligarşinin kurum ve kuruluşları, tekrar sopalarını çıkartıp, siyasete müdahale ederler, hizaya sokabilirler' demek. Gelin bunu şöyle değiştirelim; 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet bu egemenliğini, seçilmişleri vasıtasıyla kullanır'. Her alanda anayasanın, yeni bir demokratik anlayışla dizayn edilmesi şarttır. Biz bunun için baştan beri çok açık davrandık. 'Kim, nasıl bir anayasa düşünüyorsa, gelsin ortaya koysun' dedik ama maalesef muhalefetten böyle bir yaklaşım görmedik. Türkiye'deki anayasa tartışması, tek bir madde tartışılıyormuş gibi başkanlık sistemine getirilip dayandırıldı."

Kurtulmuş, Türkiye'nin bu demokratik dönüşümü tamamlayabilmesi için siyasi partiler yasasının, seçim yasasının, meclis iç tüzüğünün ve çok sayıda antidemokratik yasa ve uygulamanın kaldırılması gerektiğini savundu.

Bir soru üzerine kadının ve çocuğun eğitilmesi konusunda medyanın üzerine düşen sorumlulukların farkında dahi olmadığını belirten Kurtulmuş, "Medyanın özellikle bu alanda daha eğitici, daha yol gösterici, kadının toplumsal hayata daha fazla katılmasını sağlayıcı birtakım programlar yapılması zaruridir. Medyaya bakıyoruz, kadınla ilgili en çok konuşulan programlar ya kadın cinayetleri ya da evlilik programları. Böyle bir şey olmaz. Reyting alıyor olabilir ama reyting alıyor olmakla birlikte kadının hayata daha çok katılması sağlanamaz." ifadesini kullandı.

Programa, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Türkiye Musevileri Hahambaşı Rav İsak Haleva, İstanbul, Ankara, İzmir Süryani Kadim Cemaati Metropoliti ve Ruhani Lideri Patrik Vekili Mor Filüksinos Yusuf Çetin, Ermeni Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan ile iş, sanat, spor ve medya dünyasından çok sayıda isim katıldı.

(Bitti)


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.