Flaş Haber
Kapat

Batuhan Yaşar: 'Hangi El PKK Ve Deaş'ı Kontrol Ediyor?'

İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki köşesinde Ankara, İstanbul ve Brüksel saldırılarını masaya yatırdı.

Batuhan Yaşar: 'Hangi El PKK Ve Deaş'ı Kontrol Ediyor?'

İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki köşesinde Ankara, İstanbul ve Brüksel saldırılarını masaya yatırdı.

23 Mart 2016 Çarşamba 06:57
Batuhan Yaşar: 'Hangi El PKK Ve Deaş'ı Kontrol Ediyor?'

İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki köşesinde Ankara, İstanbul ve Brüksel saldırılarını masaya yatırdı.

İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki köşe yazısında "Hangi el PKK ve DEAŞ'ı kontrol ediyor?", "Yüksekova neden bu kadar önemli?", "Baronlar niye Cemil Bayık'ı konuşturdu?", "Avrupa DEAŞ'ın PKK DHKP-C ile aynı havuzdan beslendiğini niye görmek istemiyor?", "Batıya yönelin talimatı nereden geldi?", "Erdoğan'ın sözleri kimi rahatsız etti?"," Efkan Ala niye hedefte?" sorularına cevap aradı. Yaşar'ın yazısı şöyle:

"Yazının başlığı aslında Yüksekova'daki son operasyonla çok ilgili. O zaman isterseniz gelin sondan başlayalım. Sur, Cizre, Silopi operasyonları devam ederken birileri araya girip, gelin masaya dönelim, filan hiç dedi mi?.. Koridor açılsın, ateşkes ilan edilsin, lafları edildi mi?

- HAYIR tabii ki..

Peki, neden Yüksekova bu kadar önemli?

Nedeni şu; Yüksekova'daki operasyon, aynı zamanda terör örgütünün finansal kaynağına da büyük darbe indirecek.

Yüksekova'daki operasyonla PKK'nın uyuşturucu trafiği de ciddi darbe alacak.

Biraz daha bekleyin evlerden neler çıkacak neler, deniyor!

Birileri ayıkınca apar topar Cemil Bayık'a, ne yap ya durdur bu Yüksekova operasyonunu, demişler.

Cemil Bayık'ı uyuşturucu baronları konuşturuyor.

Belçika, Hollanda ve Almanya'daki uyuşturucu baronlarını kastediyorum.

Söylenti değil, istihbarat bilgisi bunlar.

Van'da PKK'nın yönettiği uyuşturucu trafiği durdurulunca, terör örgütü işi tamamıyla Yüksekova'ya kaydırmış.

Hem PKK hem de baronlar para kaynaklarını kaybedecek..

Kandil, Sur'un, Cizre'nin ve Silopi'nin bu kadar çabuk temizleneceğini ve sıranın kısa sürede Yüksekova'ya gelebileceğini öngöremedi. Cemil Bayık ve avanelerine göre, devlet bir şekilde pes edecek, buralara kadar hiç gelemeyecekti.

Hatta, gerekirse halk devletine karşı ayaklandırılacaktı.

Bırakın ayaklanmayı bölge halkı sokağa çıkma yasağını bile desteklemeye başladı.

Halk ayaklanacaktı, derken, şu soruyu da atlamayalım:

- Ne oldu, hani 19 bin kişi Nevruz öncesi toplu saldırıya geçecekti, ayaklanacaktı, devlet binalarına yürüyecekti.

Bunların hiçbiri olmadı..

Laf aramızda, HDP'nin Diyarbakır'daki "çok küçük Nevruz topluluğu" Kandil'i iyice çileden çıkartmış.

O yüzden telsizlerde, 'bitiyoruz artık' sözleri kaydedilmeye başlanmış.

Doğu'da, Güneydoğu'da zemin kaybedilince Kandil'den, Şengal'den 'Batıya yönelin' talimatı geldi.

Asker, polis el ele vermiş sahada müthiş bir iş birliği ile gerçek bir başarı hikâyesi yazıyor.

Peki, bir anda ne oldu da, bölge halkı keskin bir kararla, devletinin, askerinin ve polisinin yanına geçti dersiniz?

Verilen onlarca şehide rağmen, sivil vatandaşlarının kılına bile zarar gelmemesi için gösterilen yüksek hassasiyet!

PKK, bu kez kalbinden vuruldu.

Kullanabileceği bütün argümanlar elinden alındı.

Türkiye, yıllardır batıdaki stratejik ortaklarına, senin teröristin benim teröristim ayrımının yanlış olduğunu söylüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan belki de her konuşmasında bu vurguyu yapıyor.

Peki, anladılar mı?

Hayır tabii ki..

Geçen Cuma Başbakan Davutoğlu ile birlikte Brüksel'de idik.

Kafeye de gitseniz, konsey binasına da gitseniz Brüksel'de karşınıza Euronews Kanalı çıkar.

Son dakika KJ'si şöyleydi:

"Erdogan warned EU leaders.."

Erdoğan, Avrupa Birliği liderlerini uyardı..

Uyar uyar da nereye kadar?

Cumhurbaşkanının uyarısı yine terör ve Brüksel'in orta yerinde duran PKK çadırı ile ilgiliydi.

Türkiye ne diyor, bu DAEŞ ve PKK aynı havuzdan besleniyor. Hacivat-Karagöz misali ikisinin de ipini yukarıdan tutan aynı akıl, aynı odak, diyor..

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her sözü, sanki bir GPS sistemi ile direkt adrese teslim ediliyor.

Hedefini 12'den vuruyor.

Cuma günü de bu sözler AB Konsey binasının koridorlarında uzun süre yankılandı.

Gündem oluşturdu.

Bir zamanlar Erdoğan'a hayranlığını açık açık dillendirmekten çekinmeyen Jean-Claude Junker, bu aralar bu eleştirileri duymaktan pek hazzetmiyor..

Çünkü, işine gelmiyor..

Ankara, İstanbul ve Brüksel aynı üst aklın hedefindeydi.

DAEŞ'le mücadeleyi dostlar alışverişte görsün tarzında sürdüren batılı dostlarımızın, DHKP-C, DAEŞ ve PKK'nın iş birliği ve güç birliğinin farkına varmaları umarız uzun sürmez.

DAŞE'in içinden PKK veya DHKP-C çıkınca sadece aaaa demek yetmeyecektir bu kez.

Bu aralar sosyal medyada hedefe konulan bir isim daha var..

İçişleri Bakanı Efkan Âlâ..

Terörle mücadelenin her aşamasını yaşamış ve buralara tırnaklarıyla gelmiş bir isim..

Yeni terörle mücadele konseptinin hazırlayıcılarından..

Asker-polis iş birliğinin mimarlarından..

Geri adım atmadığı için.. Temizliğe ara vermediği için Yüksekova'da koridor açılsın önerisini kabul etmediği için hedefte..

Hem paralel yapı hem de terör örgütü yandaşları acımasızca saldırıyor.

Demek ki Efkan Bey doğru yolda..

Bu noktada 2 soru geldi aklıma:

- Belçika muhalefeti dünkü saldırının ardından Belçika İçişleri Bakanını istifaya mı çağırdı?

(Hayır, böyle bir şey olmadı. Belçika iktidarıyla muhalefetiyle teröre karşı tek ses verdi.)

- Belçika ve Fransa polisi gelen istihbaratı neden değerlendiremedi?

(Terörle mücadelede maalesef hiçbir ülke yüzde 100 başarı sağlayamıyor.)

CHP Lideri dün aynen şu ifadeyi kullandı:

"Brüksel ve Paris de dahil bütün terör saldırılarının tek bir sorumlusu vardır; AKP hükümeti."

Artık sözün bittiği yer..

İnsan gerçekten hayret ediyor."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.