Batuhan Yaşar: 'Ankara'nın Gözü Kulağı Azerbaycan'da'

İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki köşesine Azerbaycan-Ermenistan çatışmasını taşıdı.

Batuhan Yaşar: 'Ankara'nın Gözü Kulağı Azerbaycan'da'

İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki köşesine Azerbaycan-Ermenistan çatışmasını taşıdı.

06 Nisan 2016 Çarşamba 09:20
Batuhan Yaşar: 'Ankara'nın Gözü Kulağı Azerbaycan'da'

İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi'ndeki köşesine Azerbaycan-Ermenistan çatışmasını taşıdı.

Türkiye Gazetesi'ndeki köşesinde Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşananları ele alan İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington dönüşü kullandığı sözler neyi özetliyor", "Rus Dışişleri Bakanı Lavrov neyi ima etti", "Sarkisyan'ın dünkü sözlerinin anlamı ne" sorularına cevap aradı. Batuhan Yaşar'ın yazısının tamamı şöyle:

"Pazartesi akşamı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki güvenlik zirvesinin önemli başlıklarından biriydi Azerbaycan konusu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın pazar günü Washington dönüşü kullandığı sözler aslında her şeyi özetliyordu.

Sahiplenme ve çok yakından takip anlamını kastediyoruz:

"Ateşkes ile alakalı az önce aldığım bilgi; eğer Ermenistan tarafı ateşi keserse Azerbaycan da ateşkese hazır olduğunu açıkladı. Olayın aslı budur."

Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri ve Milli Savunma Bakanları Ermeni işgali altındaki dağlık Karabağ bölgesindeki hareketlenmeyi 24 saat esasına göre takip ediyor.

Gelişmeler Türkiye-Suriye, Türkiye-Irak sınırındaki olaylar gibi izleniyor.

Tam da Türkiye'nin kendi iç meselesi gibi.

Aliyev sürekli telefonun hemen öbür ucunda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev'le gerektikçe ve her gün görüşüyor.

Türkiye'nin her anlamda can Azerbaycan'ın yanında olduğunu hissettiriyor.

Devletin zirvesi, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmaların bütün detaylarına hakim.

Cumhurbaşkanı, "Karabağ bir gün mutlaka asıl sahibine geri dönecektir" sözü ile Türkiye'nin duruşunu uluslararası kamuoyuna amasız, fakatsız ve net olarak bir kez daha ilan etti.

Genelkurmay, tabii ki Karabağ hattındaki gelişmeleri yakından izliyor.

Ama hemen söyleyelim askerî anlamda bir destek söz konusu değil şu aşamada.

Bu önemli çünkü Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, Ermeni askerlerinin kayıpları artınca, "Türkiye'nin desteğini onaylamıyoruz" demişti.

Lavrov, Türkiye sanki askerî anlamda ciddi destek veriyor imasında bulunmuştu.

Konuyu araştırdık.

Böyle bir şey kesinlikle yok.

Asker ve askerî teçhizat anlamında da bir yardımdan söz edilemez.

Ama Azerbaycan, Türkiye'nin kırmızı çizgisi.

Anadolu, Azerbaycan sözünü her duyduğunda yönünü tamamen ona çevirir.

Türkiye, Rusya'nın Ermenistan'a yaptığı askerî yığınağın bütün detaylarına da hakim.

6 aydır Karabağ bölgesinde yaşanan çatışmalarda yeni Rus silahlarının denendiğini biliyor.

Dikkat ettiyseniz son 3 gündür yapılan ateşkes ilanları Erivan ve Moskova kaynaklı.

Buradaki ateşkes oyunu da kavranmış durumda:

Her ateşkes ilanından sonra Ermeniler daha şiddetli bir şekilde saldırıyor.

Aynı 1993'teki gibi.

O yıllar çok geride kaldı.

Aliyev'in bu tip şark kurnazlıklarına karnı tok.

Sarkisyan'ın dünkü sözleri de dikkat çekiciydi:

"Çatışmalar her an sıcak savaşa dönüşebilir"

22 yıldır olduğu gibi Moskova'nın yine yanında duracağından emin.

Rusya'ya güvenerek bu lafları ediyor.

Yeni nesil Rus silahlarını Azerbaycan'a karşı kullanabileceğini de biliyor.

İşi garantiye almak için bir taraftan da Ankara'ya "burada olup bitenlerle ilgilenme" mesajları gönderiyor.

Yine 22 yıl öncesi gibi:

"Türkiye Karabağ'daki çözüm sürecinden uzak durmalı."

Tabii ya Ankara çok saf..

Türkiye ile Azerbaycan arasında onlarca askerî anlaşma var.

1990'lı yılların ilk yarısında Türkiye askerî anlamda Azerbaycan'a çok destek verdi.

Azerbaycan askerini eğitti, silah kullanmasını öğretti.

Azerbaycan harp okullarından tutun komuta kademesinin yapısına kadar hep yanında oldu.

En doğrusu galiba savaşmayı öğretti.

Gelin kısaca 1990'lı yılları hatırlayalım:

SSCB'nın dağılma dönemi başlamıştı. Rus zulmü altında votkayla millî ve manevi değerlerinden soyutlanan bir Azerbaycan vardı artık karşımızda. Fakirlik ve yokluk içinde ayakları üzerinde durmaya çalışan Azerbaycan, Rusya'nın da desteğiyle işgal edildi.

Veya Azerice yazalım:

Toprağının 23 faizini kaybetti. Dağlık Karabağ ve 7 rayon güya Ermeni çeteler tarafından hem de Erivan'dan habersiz bir şekilde işgal edilmişti!

22 yıl boyunca da Ermeni işgali âdeta fiili bir duruma dönüştürülmeye çalışıldı.

Minsk Grubu, Ermeni işgalinin bitirilmesini değil de fiili duruma dönüştürülmesine uğraştı yıllarca.

1990'lı yıllardan farklı olarak, yeni nesil Rus silahlarını da kullanan Ermenistan son 1 haftada hiç ummadığı bir bozguna uğradı.

Bizim değil yabancı gözlemcilerin yorumları bu şekilde.

Son duruma bakacak olursak; Azeriler 4 köy ve 3 tepeyi Ermenilerden geri aldı.

Aliyev, aynı saatlerde çatışma hattında Azerbaycan'ın üstünlüğünü Ermenistan'a kabul ettirdiklerini açıklıyordu.

Karabağ, 2016'yı hep sıcak geçirecek.

Bu kesin gibi.

Gözümüz Irak ve Suriye'de olduğu gibi bir taraftan da Karabağ'ın üzerinde olacak."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.