Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:

28 Nisan 2016 Perşembe 21:38
32 Okunma
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, mültecilerin durumuna ilişkin, "Türkiye tek başına böylesine büyük bir maliyeti karşılayacak kadar zengin bir ülke değil. Lübnan'ın zaten böylesine bir imkanı yok. Zaten Ürdün'de ve Lübnan'da Filistin'ten gelen çok sayıda mülteci var. Onların ne kadar zor şartlarda yaşadığını biliyoruz. Batılıların çoğu için, insaf sahibi olanları istisna tutuyorum, bu, uzaktaki Ortadoğu'daki hazin, kötü hikayelerden bir kısmıdır." dedi.

Kurtulmuş, 11. Türk-Arap Ekonomi Forumu'nun kapanış oturumunda yaptığı konuşmanın ardından soruları yanıtladı.

"Göç sorununun yükünü ağırlıklı Türkiye ve Lübnan çekiyor. Kısa, orta vadede nasıl bir çözüm öngörmeliyiz?" şeklindeki soru üzerine Kurtulmuş, Ortadoğu coğrafyasında hiçbir şeyin tesadüfen olmayacağını belirterek, "Herhangi bir ülkenin, herhangi bir sokağında ufacık bir olay oluyorsa bunun mutlaka planlayıcıları, bunun mutlaka bir şekilde arkasında, arka planında olanlar vardır. Dolayısıyla bugün Ortadoğu'daki önce büyük resmi çözmeden ne göçmen meselesini çözebiliriz ne diğer Ortadoğu ülkelerinin sorununu çözebiliriz." şeklinde konuştu.

Ortadoğu'nun, Kuzey Afrika ve Afrika kıtasının, Yemen'e kadar olan coğrafyanın darmadağın edilmesiyle ilgili bir sürecin planlanmaya ve uygulamaya konulduğunu ifade eden Kurtulmuş, şu anda dünyada bir sistemsizliğin söz konusu olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, "Dünyanın her yerinde, herhangi bir sorun etrafında asla dünya siyaset yapıcıları ortak bir noktaya gelememektedir. Bunun en tipik örneklerinden birisi de Suriye'dir." diyerek, şöyle devam etti:

"Özet olarak Ortadoğu'nun bu kanayan yarası olan Suriye'de önce halkla devletin karşı karşıya geldiği bir iç savaş, 2013'ten sonra da bir rekabet savaşı dönemi başlamıştır ve maalesef bugün gelinen noktada Suriye, örgütlerin, silahlı grupların cenneti haline dönmüştür. Şimdi çok acı bir laboratuvar örnek gibi 450 bin kişinin öldüğü bir siyasal krizden bahsediyoruz. Hiçbir ülke ve uluslararası camianın ortak bir kanaate gelemediği bir dünya sistemiyle karşı karşıyayız. Sorun çözülemiyor. Herkes başka bir şekilde düşünüyor. Çünkü herkes o Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yaşanan bir şekilde Ortadoğu'dan pay almaya gayret ediyor. Halbuki bu düzen bitti, bu düzen sona erdi. Tekrar bir daha Ortadoğu'yu bölük pörçük hale getirerek, Ortadoğu'yu Balkanlaştırarak, bu ülkelerin daha fazla bölünerek, buradan bir siyasi sonuç çıkmaz. Suriye'de bir siyasi çözüm üretebilecek bir sonuç ortaya çıkmaz. Bunun biraz daha perde arkasına gittiğimiz zaman şu anda dünyada hakim olan dünya sisteminin zaten bir sorun çözme yeteneği kalmamıştır."

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler (BM) bildirisinin sadece kağıt üzerinde kaldığını, BM'nin hiçbir işe yaramayan, fonksiyonu olmayan, hiçbir siyasi sorunu çözemeyen bir yapı olduğunu dile getirerek, "BM, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki güç dengesi üzerine kurulmuş bir yapıdadır. 5 ülke, 5'i birden ortak karar alamazsa sorun çözülemez. Allah aşkına Rusya'nın bu kadar işin içerisine girdiği bir ortamda nasıl ortak karar alınıp da Suriye'deki sorunu çözeceksin? Aynı şekilde, hadi gelin bakalım Ukrayna krizini çözün. Rusya işgal etmiş. Rusya'ya diyorsunuz ki 'BM'de Rusya aleyhine karar alınmış.' Böylesine mantıksız bir şey olabilir mi? Rusya istemediği sürece Ukrayna krizini çözemiyorsunuz." değerlendirmesinde bulundu.

Filistin topraklarını işgal eden, sürekli insan hakları ihlalini sürdüren İsrail'e karşı yüzün üstündeki BM kararının uygulanamadığını, Amerika veto ettiği zaman sorunun çözümsüz hale geldiğini söyleyen Kurtulmuş, "İslam ve bölge ülkeleri sorunlarını çözebilecek güce ve potansiyele sahip olsaydı, böyle bir iradeye sahip olsaydık da keşke Suriye meselesi bu kadar karmaşık hale gelmeden bir çözüm yolu bulunabilseydi." görüşünü aktardı.


- Mülteci sorunu

Suriye krizinin mülteci meselesini artıran bir faktör olduğunu ancak bu kriz olmasa dahi sorunun süreceğini belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Şöyle düşünün, dünyayı ortadan ikiye bölün. Dünyanın kuzeyinde zengin, güneyinde yoksul ülkeler var. 20 yıl sonra dünyanın kuzey ülkelerindeki nüfus yüzde 5 azalacak, güneydeki nüfus da yüzde 5 artacak ama buna mukabil dünyanın kuzeyi zenginliğini, güneyi de fakirliğini artıracak. Böyle bir durum siyasi farklılıklar olmasa bile sürdürülebilir değildir. Onun için bu kadar çok gelir dağılımı adaletsizliklerinin olduğu, bu kadar çok yoksullukların olduğu, dünyanın bazı bölgelerinin tamamen yoksulluk içerisinde kaldığı bir küresel sistem sürdürülemez.

Aynı şekilde dünyanın birçok yerinde işgaller, baskılar, iç çatışmalar var. Bu kadar çok işgaller ve baskılar olduğu sürece, dünyadaki hem mülteciler sorununu önlemek mümkün değildir hem de bu anlamda gelişecek olan ortak bir politik iradenin de ortaya konulması çok kolay görünmüyor. Onun için bizim odaklanmamız gereken, 'daha adil bir dünya sistemini nasıl kurabiliriz?' Esas mesele bugün DAEŞ'i bir terör örgütü olarak ortaya çıkaran siyasal faktörleri nasıl ortadan kaldıracağız? Çok net söylüyorum, 1978 Afganistan'ın işgali, önce Ruslar arkasından Amerikalılar, eğer bu işgaller olmasaydı önce Taliban, arkasından El-Kaide diye bir terör örgütü olmayacaktı. Bunu biz söylediğimizde kızıyorlar. Amerika Birleşik Devletleri Pentagon'un İstihbarat Birim Başkanı da aynı şeyleri söyledi. Oradaki işgal teröre uygun bir ortam ortaya çıkardı. Aynı şekilde Suriye'nin işgali, Irak'ın yönetilemez halde olması, bunlar olmasaydı bugün DAEŞ bu kadar kuvvetli şekilde Ortadoğu'yu ve dünyayı tehdit eden bir örgüt haline gelmeyecekti."

Numan Kurtulmuş, hem mülteciler hem terörizm meselelerinin arkasında işgaller, iç çatışmalar, küresel adaletsizlikler, ülkelerin, bölgelerin birbirinden olağanüstü derece farklı olması, dünya liderliklerinin belli ellerde toparlanması gibi gerçekler yattığını vurgulayarak, mülteciler meselesinin, dünyadaki politik sistemin bu haliyle devam etmesinin Üçüncü Dünya Savaşı'ndan daha büyük bir tehdit olduğunu aktardı.

Türkiye ve Lübnan'da yaklaşık 3'er milyon Suriyeli mülteci olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, dünyanın zengin ülkelerinin bu duruma, uzaktaki bir filmi izliyormuş gibi davrandığını belirtti.

Kurtulmuş, Suriyeli sığınmacılar için Türkiye'nin 9 milyar dolar harcadığını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kusura bakmasınlar, Türkiye tek başına böylesine büyük bir maliyeti karşılayacak kadar zengin bir ülke değil. Lübnan'ın zaten böylesine bir imkanı yok. Zaten Ürdün'de ve Lübnan'da Filistin'ten gelen çok sayıda mülteci var. Onların ne kadar zor şartlarda yaşadığını biliyoruz. Batılıların çoğu için, insaf sahibi olanları istisna tutuyorum, bu, uzaktaki Ortadoğu'daki hazin, kötü hikayelerden bir kısmıdır. Bir insanlık meselesi, sorunu olarak bunu görmezler. Yeni yeni görmeye başlıyorlar. Gelin ciddi miyiz? Her ülke gayri safi milli hasılası oranında bir oranla dünya mülteciler meselesini çözmek için fon oluştursun. Bütün ülkeler diyelim ki gayri safi milli hasılasının on binde dördü kadar buraya fon versinler, ondan sonra da bunu da uluslararası projelerde kullanalım, dünyanın öncelikle karşılaşmış olduğu bu mülteciler meselesinin pratik olarak yükünü hafifletelim. Yoksa bu ülkeler bu yükün altında ezileceklerdir. Afrika'daki mülteciler meselesi ayrı bir dramdır. Bütün bunların üzerine gitmek için samimi olmak lazım. Gelsin herkes elini taşın altına koysun. Biz Türkiye, samimi olduğumuzu, ciddi olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.