Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş canlı yayında

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş canlı yayında

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş canlı yayında

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş canlı yayında

26 Nisan 2016 Salı 16:03
15 Okunma
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş canlı yayında
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın laiklikle ilgili sözlerine ilişkin, "Şu anda AK Parti tarafından hazırlanmakta olan anayasa çerçevesinde, bu konu gündeme gelmiş, tartışılmış değildir. Türkiye'de laiklikle ilgili olan mesele ise maalesef yıllardır Türkiye'de laikliğin çok yanlış bir şekilde 'laikçilik' şeklinde uygulanmasıdır. Laikliğin, milletin inançlarıyla, değerleriyle, hayat tarzlarıyla, düşünceleriyle, felsefeleriyle kavga eden ve onlar üzerinden baskı kuran bir devlet görüşü haline dönüştürülmesidir." dedi.

Kurtulmuş, Habertürk Televizyon kanalında katıldığı canlı yayında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, soruları yanıtladı.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın laiklikle ilgili açıklamalarının sorulması üzerine Numan Kurtulmuş, çok kuvvetli laiklik geleneklerine sahip ülkelerin olduğunu, bu ülkelerin anayasalarında "Bu ülke laik bir ülkedir" tanımının yer almadığını belirtti.

Konunun teorik olarak hukukçuların yaptığı tartışmalar arasında yer aldığını ifade eden Kurtulmuş, "Şu anda AK Parti tarafından hazırlanmakta olan anayasa çerçevesinde bu konu gündeme gelmiş, tartışılmış değildir. Türkiye'de laiklikle ilgili olan mesele ise maalesef yıllardır Türkiye'de laikliğin çok yanlış bir şekilde 'laikçilik' şeklinde uygulanmasıdır. Laikliğin, milletin inançlarıyla, değerleriyle, hayat tarzlarıyla, düşünceleriyle, felsefeleriyle kavga eden ve onlar üzerinden baskı kuran bir devlet görüşü haline dönüştürülmesidir." diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Zarar veren laikçilik örnekleri verebilir misiniz?" sorusu üzerine, memlekette yıllardır insanların başörtüsü üzerinden büyük bir zulme tabi tutulduğunu, başörtüsüyle insanların kamu görevlisi, üniversite ve lise öğrencisi olmalarının "laik sistemin ruhuna zarar verir" diye engellendiğini anlattı.

Kendi eşinin de 28 Şubat'ta mağdur olduğunu, üniversiteden atıldığını vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Liselerde, üniversitelerde çocuklar başörtüsüyle okula geliyorlar. Kıyamet kopmuyor. Laiklik elden gitmiyor. Meclis'te çok sayıda başörtülü milletvekilimiz var. Başka partilerden de milletvekilleri var. Yine kıyamet kopmuyor. Dolayısıyla bu, laikliğin laikçilik şeklinde uygulanmasıydı. Meclis Başkanımız buraya dikkat çekiyor olabilir. Şu anda fiilen böyle bir durum uygulanıyor olmakla birlikte belki din ve inanç özgürlüklerinin anayasal teminat altına daha sıkı bir şekilde alınması, bu anlamda laikliğin tarifinin anayasa içine konulması da düşünülebilir.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman haklı olarak, Türkiye'de çok uzun süre halka baskı anlamına gelen bu laikçi uygulamaların etkisiyle bunları söylüyor. Teorik olarak da bir tartışmayı gündeme getiriyor. İlla bu maddenin anayasada olması ya da olmaması o maddenin doğru bir şekilde tatbik edileceği anlamına gelmiyor. Burada aslolan toplum ile devlet arasında bir sözleşme mahiyetinde olan bu anayasaların toplumun ruhuna uygun bir şekilde dizayn edilmesidir."

- "1924, 1961 ve 1982 anayasaları millete rağmen yapılmış anayasalardır"

Kurtulmuş, "Laiklik bütün özgürlüklerin güvencesi midir yoksa hakikaten dindar bir anayasa konuşmak, tartışmak mı gerekiyor?" sorusuna karşılık da şu yanıtı verdi:

"Teşkilat-ı Esasiye'yi bir kenara bırakırsak, o milletin özünü temsil eden, ruhu olan bir metindi. Türkiye'deki çok farklı kesimleri bir araya getirdi. Gerçekten milletin görüşünü anayasal bir görüş olarak o günkü Meclis'e yansıtmış oldu. Aslolan devletin ve milletin ayrı tellerden çaldığı anayasalar ile Türkiye'nin yönetilmesi. 1924, 1961 ve 1982 anayasaları millete rağmen, yapılmış anayasalardır. Bu anlayış din-devlet ilişkileri ve bu bağlamda laiklik uygulamalarını da maalesef anayasayla millete dayatan bir anlayış içinde oldu. Birtakım yanlış uygulamalar üzerinden de çok vahim meseleler yaşandı. Bir anayasa milletten kopuk olmaz. Millette ne varsa parlamentoya yansır, anayasaya yansır. Hangi metnin ne şekilde yer alacağı, anayasayı nasıl dizayn edeceğinizle ilgili bir meseledir. Türkiye bu konu dahil olmak üzere, birçok konuda özgürlükçü gibi davranıp, sonuçta 'ama'lar ve 'fakat'larla bu özgürlükleri kısmıştır. Türkiye bu tecrübesi yokmuş gibi davranamaz. Devletin ayrı, milletin ayrı telden çaldığı dönemdeki sıkıntılar yokmuş gibi davranamaz. Bunun yolu Türkiye'de herhalde din, inanç, düşünce, ve felsefe özgürlüklerini çok iyi şekilde tanımlayan, bir tanım şeklinde belki bu getirilebilir. Kimsenin şu ya da bu şekilde yorumlamasına vesile olmayacak şekilde son derece çoğulcu toplumun değerlerini benimseyen bir şekilde, anayasanın bu maddeleri herhalde geçirilir diye düşünüyorum."

- "Anayasa gündeme geldiğinde tartışılması son derece doğal"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "AK Parti'nin laiklik çizgisinde bir değişiklik mi var?" şeklindeki soru üzerine, böyle bir çizgi değişikliği olmadığını bildirdi.

Sekülerizmin Türkçe'ye laiklik olarak tercüme edildiğini, tüm bu konuşulanların da tercüme kavramlar olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Tercüme ederken sadece dilimize tercüme edilmiş kavramlar demiyorum. İçinden çıktıkları toplumun sosyal şartlarını anlayarak üzerinde durmamız gereken şeydir. Burada özellikle durmamız gereken şey şudur. Laiklik dinin, dini duygu ve yaşantıların toplumdan uzaklaştırılması, toplumun dışına itilmesi şeklinde asla anlaşılmamalıdır. Asla uygulanmamalıdır. Bu anayasa tartışması bir fırsat olarak görülebilir. Bu anlamda bu uygulamanın, bu düşüncenin iyi bir şekilde tanımlanmasıyla birlikte bu toplumdaki farklı inançların bir arada yaşamasının da anayasal teminatı olması da sağlanmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, "TBMM Başkanı Kahraman'ın söylemi bireysel olarak mı değerlendirilmeli yoksa, AK Parti'nin de ortamı yoklama açıklaması olarak mı algılanmalı?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"İsmail Kahraman, son derece tecrübeli, ne söylediğini bilen birisidir. Bu söylediklerini tesadüfen ya da toplumda birtakım tartışma ortamları ortaya çıksın diye söylediğini zannetmiyorum. AK Parti bunu konuşmasa da Sayın Kahraman bu konuyu tartışmasa da zaten bu konu anayasa gündeme geldiği bir ortamda tartışılması son derece doğal bir konudur. Biz konuyu Meclis Başkanımızın kendi bireysel görüşü olarak görüyoruz. Partinin görüşü değildir. Anayasa Komisyonu çalışmalarında, parti olarak yaptığımız çalışmalarda gündeme gelmiş bir konu değildir. Anayasanın tartışıldığı bir ortamda böyle bir konunun da temel konulardan birisi olarak tartışılması kadar da tabii bir durum yok."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.