Basbakan Yardimcisi Kurtulmus canli yayinda

Basbakan Yardimcisi Kurtulmus canli yayinda

Basbakan Yardimcisi Kurtulmus canli yayinda

Basbakan Yardimcisi Kurtulmus canli yayinda

02 Şubat 2016 Salı 13:45
Basbakan Yardimcisi Kurtulmus canli yayinda
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "12 Eylül'ün bütün antidemokratik yasalarının temizlenmesi lazım. Bu, siyasetin boynunun borcudur. Bu sadece AK Parti'nin meselesi değildir, bütün siyasi partilerin meselesidir. Biz meseleyi böyle görüyoruz ve bu çerçevede de yeni bir anayasa komisyonunun kurulmuş olmasını hayırlı bir başlangıç olarak kabul ediyoruz" dedi.

Kurtulmuş, NTV'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, soruları yanıtladı.

Yeni anayasa yapımı konusundaki bir soru üzerine Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, anayasanın sürekli tartışıldığını, 1982 Anayasası'ndan memnun olmadığını söyleyen çok sayıda insan bulunduğunu belirtti.

Bu parlamentonun, anayasal reforma imza atmaması halinde aslında siyaseten hiçbir şey yapmamış olacağını ifade eden Kurtulmuş, "Bizim meseleye bakışımız şu, nasıl ki terörle mücadeleyi sadece bir tek güvenlik ayağıyla görmüyorsak, bu anayasa değişikliği meselesini de sadece 'anayasada şu madde bu madde değişsin' diye görmüyoruz. Bu bir reform sürecinin parçasıdır. Bu da getirilip ne başkanlık sistemi gibi tek bir maddeye indirgenebilir ne de herhangi bir başka konuya indirgenebilir. Türkiye'nin bir anayasal reforma ihtiyacı var. 12 Eylül Anayasa'sı kaç kere değiştirildi ama ruhu hala orada duruyor, felsefesi hala duruyor. Devleti esas alan, milleti sistemin sahibi olarak görmeyen bir tek bu bürokratik oligarşik mekanizmalarla, demokrasiyi de böyle kuşatma altına almış bir zihniyetle yazılmış. Bu anayasanın bütünüyle değiştirilmesi lazım" diye konuştu.

Sadece anayasanın değil, siyasi partiler yasası, seçim yasası ve Meclis iç tüzüğünün de mutlaka değiştirilmesi gerektiğine vurgu yapan Kurtulmuş, şunları söyledi:

"12 Eylül'ün bütün antidemokratik yasalarının temizlenmesi lazım. Bu, siyasetin boynunun borcudur. Bu sadece AK Parti'nin meselesi değildir, bütün siyasi partilerin meselesidir. Biz meseleyi böyle görüyoruz ve bu çerçevede de yeni bir anayasa komisyonunun kurulmuş olmasını hayırlı bir başlangıç olarak kabul ediyoruz. 'İlla şu olacak' diye dayatmadığımız gibi, hiçbir partinin 'illa şu olacak ya da olmayacak' diye dayatmasına da rıza göstermeyiz."

- "Herkes eteklerindeki taşları döksün"

Başkanlık sisteminin Türkiye'de etkin bir yönetim mekanizmasının kurulabilmesi için önemli bir imkan olduğuna inandıklarını ve parti olarak bunu gündeme getirdiklerini anlatan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Sonuçta biz bunu bir ön yargı, ön şart olarak da ortaya koymuyoruz. Ama hiç kimse de 'Başkanlık sistemi olursa biz anayasayı tartışmayız' gibi bir başka negatif, tersinden bir ön yargı içinde olmasın. Türkiye'nin ihtiyaçları belli. 12 Eylül anayasasıyla yaşadığı zorluklar belli. Hangi alanlarda yönetilemez hale geldiği yakın geçmişimizin tecrübesiyle belli. Hükümetin yüksek yargıyla, Cumhurbaşkanıyla nasıl tartışmalar içerisinde olduğunu, geçmiş dönemlerde bunları yaşadık. Zaman zaman sistemin yasamayla yargı arasında, yasamayla yürütme arasında nasıl böyle bir gerilim yaşadığını hep beraber gördük. Etkin bir yürütmenin sağlandığı ama aynı zamanda gerçekten ciddi bir kontrol mekanizmasının da kurulduğu, tam manasıyla güçlü irade prensibinin kurulduğu yeni anayasaya ihtiyacımız var.

Şunu da kimse iddia etmesin, şu andaki 1982 Anayasa'sı güçler ayrılığı prensibi üzerine değil, güçler çatışması prensibi üzerine oturuyor. Yürütme, yasama ve yargı birbirinden bağımsız ama hepsi birbiriyle kavgalı haldedir. Çünkü anayasayı kuran o felsefe şunu düşünüyordu. 'Bu millet bilmez, bu milleti kendi başına bırakırsan ne yapacağı belli olmaz. Dolayısıyla milleti biz kontrol edelim, en başından da Cumhurbaşkanlığı makamı vasıtasıyla sistemin emniyet supabını kuralım.' Bütün bunlar eski Türkiye'ye ait, eski kafayla, darbe mantığıyla yazılmış anayasanın ürünleridir. Bunlardan memnunsa diğer partiler, bunu söylesinler. Ama hiçbirisi 'memnunuz' demiyor, yeni bir anayasanın zorunlu olduğunu söylüyor. Herkes eteklerindeki taşları döksün, herkes sepetlerindeki pamukları ortaya çıkarsın, Türkiye için en doğrusu neyse hep beraber onu ortaya koyalım ve millet karar versin."

Yeni anayasanın referanduma götürülmesi için çoğunluğa nasıl ulaşılacağı konusundaki bir soru üzerine Numan Kurtulmuş, Meclis'te anayasa tartışmaları yapılırken, milletvekillerinin özgür iradeleriyle karar vereceklerini ifade etti.

Bu özgür iradelerin, yeni Türkiye'ye layık bir anayasayı ortaya çıkaracağını ve çoğunluğa ulaşılacağını ümit ettiğine vurgu yapan Kurtulmuş, "Bu, tek başına anayasayı parlamentodan geçirme çoğunluğu da olabilir, 330'u bulup ya da 330'u aşıp işin halka götürülmesi şeklinde de olabilir. Ama sonuçta ben bu parlamentonun böyle bir sorumluluğu üzerine aldığına ve bu parlamentodan da özgürlükçü, demokratik, çoğulcu ve gerçekten sivil bir anayasa yapabilecek bir iradenin ortaya çıkacağına inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

- "HDP'ye tavsiyemiz, demokratik dili kullanmasıdır"

Yaşanan dokunulmazlık tartışmalarının hatırlatılması ve AK Parti'nin bu konuda bir adım atıp atmayacağının sorulması üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bu sürecin demokratik bir şekilde yürütülmesinde, başından itibaren, 7 Haziran'dan beri söylüyoruz, bu işte en büyük sorumluluk HDP'nin üstündedir. HDP, terörle arasına mesafe koymanın artık çok ötesine geçmeli. Bu çukur siyasetinin, bomba siyasetinin, terör örgütlerinin şehirleri yaşanmaz hale getiren bu tavırlarına karşı net bir duruş ortaya koymalıdır. Bunu, hem milletimizin tamamı istiyor hem de HDP'ye oy veren seçmenin büyük bir kısmı istiyor. HDP'ye oy veren insanlar, bu terör örgütünün faaliyetlerine destek olsun diye oy vermiyor. Tam tersine demokrasi dili, barış diliyle konuşsunlar ve parlamentoda kendi taleplerini dile getirsinler diye oy verdiler. Hangi görüşü ifade edeceklerse buyursunlar parlamentodalar, en aykırı görüşleri bile ifade edebilirler. Ama kusura bakmasınlar, terör örgütünün diliyle sahada konuşarak, terör örgütünün yaptığı işleri görmezden gelerek, hatta onlara arka çıkarak bir demokratik siyaset inşa edilemez. Bugün dahi bizim HDP'ye tavsiyemiz, demokratik dili kullanmasıdır, terörle arasına mesafe koymasıdır, 'Yeter artık, kapatın şu hendekleri, yeter artık bırakın şu silahları' demesi gerekir. Bunu demediği sürece, HDP kendisiyle terör örgütü arasına değil, kendisiyle demokratik sistem arasına mesafe koymuş oluyor. Bizim üzerinde esas durduğumuz nokta burasıdır."

Kurtulmuş, "Geçmiş dönemlerde Türkiye'de partiler kapatıldı. Partilerin kapatılmasının bu anlamda Türkiye demokrasisine hiçbir katkı sağlamadığını biliyoruz ancak suç işleyen, suça teşvik eden, bu anlamda demokrasinin dışına çıkan milletvekilleriyle ilgili de tek tek soruşturmalar yapılabilir. Ama sonuç itibarıyla partilerin kapatılmasının Türkiye siyasetine geçmiş dönemde hiçbir faydası olmadı" diye konuştu.

(Bitti)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.