Başbakan Yardımcısı Akdoğan: (1)

Başbakan Yardımcısı Akdoğan: (1)

Başbakan Yardımcısı Akdoğan: (1)

Başbakan Yardımcısı Akdoğan: (1)

12 Şubat 2016 Cuma 11:09
60 Okunma
Başbakan Yardımcısı Akdoğan: (1)

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, şu an itibariyle sınıra gelip de Türkiye'ye geçmeye çalışan büyük bir kalabalığın söz konusu olmadığını, son gelen 35 bin kişinin de kamplara yerleştirildiğini belirterek, "Türkiye açık kapı politikasını devam ettiriyor ve bugüne kadar 3 milyon insanı alırken, birileri dediği için almadık. Türkiye kendi ahlaki ve vicdani duruşu sebebiyle, bu insanlara kucağını açmıştır. Bu yüzden kimsenin Türkiye'ye insanlık dersi vermek gibi haddi olamaz" dedi.

Akdoğan, Öncüpınar Sınır Kapısı önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, bugün Kilis'te Suriyelilerin kaldığı kampları ziyaret ettiklerini belirterek, Kilis merkez nüfusunun 93 bin olduğunu, buna karşın 127 bin Suriyeli'nin ağırlandığını ve Kilislilerin bu kadar sığınmacıya kucağını açtığını ifade etti.

Kilis'teki kamplarda ise yaklaşık 40 bin kişinin konuk edildiğini aktaran Akdoğan, "Bu 40 bin kişiye her türlü imkan sağlanmakta. Suriye'deki savaş nedeniyle, Türkiye uzun zamandır yoğun bir göçe maruz kaldı. Şu ana kadar Türkiye'de bulunun sığınmacı sayısı 2 milyon 620 bin. Suriyelilerin yaklaşık 285 bini 10 şehrimizdeki geçici barınma merkezlerinde" diye konuştu.

Öte yandan, Irak'taki olaylardan kaçarak, Türkiye'ye sığınan 272 bin sığınmacının da bulunduğuna işaret eden Akdoğan, Suriyeli sığınmacılar için şu ana kadar 9 milyar dolar civarında hizmet sağlandığını belirtti.

Dış yardımların da 455 milyon dolar seviyesinde kaldığını anlatan Başbakan Yardımcısı Akdoğan, şöyle konuştu:

"Bu son hafta içerisinde yeni bir göç dalgası yaşandı. Özellikle, Rusya'nın bombardımanları sonucu 35-40 bin kişi Türkiye sınırına doğru akın etti. Bu insanların bir şekilde barınabilmesi için sınırın hemen kenarında bir takım kamplar var. Yine bunlar Türkiye tarafından kurulan veya kurdurulan kamplar. Bu kişiler kamplara yerleştirilmiş durumda. Sınırın öte tarafında 9 kamp mevcut. Son gelenler dahil bu kamplarda yaklaşık 100 bin kişi kalıyor. Bunların ihtiyaçları da sınırın bu tarafında olanlara ne yapılıyorsa aynı şekilde onların da ihtiyaçları karşılanıyor."

Yalçın Akdoğan, bazı kesimlerin "Türkiye sınırlarını açsın" şeklindeki çağrılarına işaret ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Zaman zaman 'Türkiye sınırını açsın', 'Niye bunları almıyor' şeklinde eleştiriler geliyor. Öncelikle sınırda şu an için herhangi bir birikme söz konusu değil. Sınıra gelip de geçmeye çalışan büyük kalabalıklar ve insan kitlesi söz konusu değil. Son söylediğimiz 35 bin kişi de Suriye'deki kamplara yerleştirilmiş durumda. Burada yeni bir kamp hazırlığı içerisindeyiz. Yeni kurulacak kampla birlikte Suriye'deki kamp sayısı 10'a çıkmış olacak. Bu kampların bizim sınıra uzaklığı da 3 kilometre mesafededir. Yani hemen sınırın kenarında. Yani Türkiye'nin içerisinde gibi kamplar kurulmakta ve hizmet verilmektedir. Burada, 'bu insanlar alınmıyor' gibi bir takım eleştiriler var. Türkiye açık kapı politikasını devam ettiriyor ve bugüne kadar 3 milyon insanı alırken birileri dediği için almadık. Türkiye kendi ahlaki ve vicdani duruşu sebebiyle, bu insanlara kucağını açmıştır. Bu yüzden kimsenin Türkiye'ye insanlık dersi vermek gibi haddi olamaz. Ortada büyük bir insani kriz var. Türkiye bu süreçte hep yalnız bırakılmıştır. Ortadaki insani trajediye duyarsız kalmayan ülke Türkiye'dir. Türkiye kucağını açmıştır ama yalnız bırakılmıştır. Türkiye'ye bu sorunla tek başına mücadele ederken, en ufak katkısı olmayan ülkeler, şimdi 'Türkiye sınırını açsın' gibi bir takım yaklaşımlar içerisine giriyor. Bunlar doğru değil."

"Ölümden kaçan, hayatı tehlikede olan kim varsa herkese kucağımızı da kapımızı da açıyoruz" ifadelerini kullanan Başbakan Yardımcısı Akdoğan, şunları kaydetti:

"Ancak bazen karşı tarafta Türkiye zorda kalsın diye göç dalgaları oluşturulabiliyor. Yani bombardımanlar, terör örgütüne falan değil sivil halka yönelik bombalar yağdırılıyor, okullar hastaneler vuruluyor. Türkiye zor durumda kalsın diye göç dalgaları oluşturuluyor. Veya da Suriye'nin demografik yapısı değişsin diye kendi kontrollerinde homojen bir yapı oluşması için bir takım operasyonlar gerçekleştirilebiliyor. Yani bizim de bu süreçte insanları alırken karşı da oynanan oyuna alet olmamamız gerekiyor. Suriye'nin demografik yapısını değiştirmeye yönelik yapılan çalışmalara alet olmadan insani operasyonları devam etmemiz gerekiyor."

Türkiye'nin doğru işler yaptığını anlatan Akdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şimdi Türkiye'ye akıl verenler, önce siz kalbinizi ve gönlünüzü bu insanlara açın. Bu insanlarla ilgilenin. Son dönemlerde sorun kendilerine dokunmaya başlayınca meseleyle ilgilenmeye başlayan ülkeler olduğunu görüyoruz. Burada uluslararası dayanışma şart. Bu sorunla baş edebilmek için önce uluslararası dayanışma ve yardımlaşmayla Türkiye'ye destek olunmalıdır. İkincisi sınırın karşı tarafında bu kitlenin tutulması önem taşıyor. Bu hem göç dalgasının batıya gitmemesinden de önemli. Türkiye'nin sınırın karşı tarafında mümkünse bir sivil yerleşim alanı, bir insani yardım hattı oluşması gerek. Özellikle sınırla Azez arasındaki 8 kilometrelik bu hatta insanların yerleştirilmesi önem taşıyor diye düşünüyorum."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.