Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

11 Nisan 2016 Pazartesi 21:47
138 Okunma
Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "(Ben başbakanım, başkanlık sistemine geçerse ben ne olurum) diye soruyorsam zaten hasbilikten kopmuşum demektir, bu makamı hak etmiyorum demektir. Bundan Allah'a sığınırım. Millet önünde böyle bir hesap yapmaktan Allah'a sığınırım." dedi.

Davutoğlu, Şanlıurfa'da, Habertürk televizyonunda canlı yayınlanan "Şimdi ve Burada" adlı programda gençlerin sorularını yanıtladı.

İnönü Üniversitesi'nden bir öğrencinin söz alması üzerine Davutoğlu, Malatya'da kayısının çıkıp çıkmadığını sordu.

Öğrencinin "Başkanlık sistemi geldiğinde, bu federal yapı sağlanacak mı, sağlanırsa doğu bölgede özerklikler olacak mı, olduğunda sizin konumunuz ne olacak?" sorusu üzerine Davutoğlu, "İşsiz kalacağım, öyle mi diyorsun" diye esprili yanıt verdi.

Başkanlık sistemi ile federalizm, özerklik arasında hiçbir doğrudan irtibat olmadığının altını çizen Başbakan Davutoğlu, başkanlık, parlamenter sistemlerinin bir yönetim biçimi olduğunu belirtti.

Üniter bir devlette ya da federal bir sistemde hem başkanlık hem de parlamenter sistemlerin olabileceğini dile getiren Davutoğlu, parlamenter sistemin en çarpıcı örneklerinden Almanya'nın üniter değil, federal bir devlet olduğunu kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, "Üniter devletler parlamenter olur, başkanlık sistemleri, federalizme yönelir" diye bir hususun olmadığına vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"(Başbakanlık anlamında ne olacak) diyorsanız, en önemli şey nedir biliyor musunuz, zihninizde hesap yapmadan samimi olarak bir fikri savunmak. Hesabi olanlar mutlaka kaybeder, hasbi olanlar mutlaka kazanır. Bunu bir kenara yazın. Hasbi olanlar kazanır, hesabi olanlar kaybeder. Hasbi olmak ne demek, hasbi olmak, hiçbir şahsi düşünce gözetmeden doğru bildiği şeyi yapmak, gönülden yapmak. Hesabı olan ise her adımını hesap ederek, 'çıkarım ne olur, bulunduğum konum ne olur' diye atar. Ben hayatım boyu, ilim adamıyken de hasbi olmaya çalıştım, devlet adamıyken de hasbi olmaya çalıştım. İlim adamıyken hiçbir konuda sözümü esirgemedim, yazdıklarım ortadadır, 28 Şubat döneminde de yazdıklarım ortadadır. Bir an bile 'yarın mevkim, makamım ne olur' diye düşünmedim."

Başbakan Davutoğlu, 2002 yılında 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisini çağırıp, başdanışmanlık görevi verdiklerinde sadece katkıda bulunup, daha sonra ilim hayatına geri dönmeyi planladığını anlatarak, ancak şartların devlet adamlığı sorumluluğunu üzerine yüklediğini söyledi.

"Hayatta yapmadığım tek şey bir sorumluluk üstüme yüklenmişse o sorumluluktan kaçmadım ve o sorumluluğun gereği neyse onu yaptım." diyen Davutoğlu, geriye dönüp baktığında şahsi muhasebesinde yanılmadığını gördüğünü ve doğru bildiğini yaptığını kaydetti.

Hiçbir zaman bir hesabın içinde olmadığını aktaran Davutoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"(Ben başbakanım, başkanlık sistemine geçerse ben ne olurum) diye soruyorsam zaten hasbilikten kopmuşum demektir, bu makamı hak etmiyorum demektir. Bundan Allah'a sığınırım. Millet önünde böyle bir hesap yapmaktan Allah'a sığınırım. Doğru olanı savunurum, nedir doğru olan 12 Eylül Anayasası, çarpık bir anayasadır, darbe anayasasıdır. Ben o 12 Eylül Anayasası'nı sizin gibiyken, ilk oyumu o zaman kullandım, hala hatırlıyorum. Oy sandığına gittim, niyetim kesin, askeri darbelere karşı olduğum için 'hayır' diyeceğim. Oylama güya gizli oylama ama bir şeffaf zarf koymuşlar, içini gösteren 'evet' oyu bembayaz, 'hayır' oyu koyu kahverengi, dolayısıyla kim 'hayır' oyu koyuyorsa atarken zaten herkes görüyor. Gururla 'hayır' oyunu kullandım ve attım. Şimdi ben 'Başbakanım' diye 12 Eylül Anayasası'na, 'hayır' dediğim o anayasaya sığınmam, o anayasayı değiştirmek için her şeyi yaparım."

Anayasanın ruhunun önemli olduğunun altını çizen Davutoğlu, anayasanın ruhunun insan onuruna, eşit vatandaşlığa dayanması gerektiğini aktardı. Anayasanın özgürlükçü olması, kısıtlayıcı olmaması gerektiğini dile getiren Davutoğlu, devleti tanımlaması, halkı tanımlamaması, 'benim halkım şudur' diye bir emzope etmemesi, gücü tek bir elde toplamaması gerektiğini bildirdi.

- "5 kişi oturur, millet adına karar verirdi"

Davutoğlu, anayasanın kurduğu denge ile tüm insanların kendisini güvende hissetmesi gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Hazreti Adem'den bu yana insanlar iki şeyi arar, biri özgürlük, biri güvenlik. Güvenlik olmadan özgürlüğü koruyamazsınız, özgürlük olmadan güvenliğin getirdiği ortamı değerlendiremezsiniz. Peki bunu sağlayan bir anayasa parlamenter ya da başkanlıkta olur mu, her ikisinde de olur. Bu anayasanın ruhu parlamenter şekilde de olur, başkanlık şeklinde de olur. 'Başkanlık şeklinde otoriter olur, parlamenter demokratik olur' diye kimse bir şey söyleyemez. Böyle bir şey yok, bazı başkanlık sistemi otoriterdir, bazı parlamenter sistemi otoriterdir. O zaman 'Türkiye'de hangi sistem daha uygun' diye sormamız lazım. Türkiye'nin 12 Eylül'ün çarpık yapısına baktığınızda aslında 12 Eylül'ün generalleri, 5 kişi oturur, millet adına karar verirdi. 5 general oturur, karar çıkartırlardı, bu 5 general 1980 12 Eylül'ünden sonra şöyle bir hesap yaptılar, 'bu millet' dediler, daha önce de hesap yapanlar olurdu, 'başbakanlar çıkarıyor kendi içinden ama bu başbakanlar yanlış işler yapabiliyor, o zaman cumhurbaşkanı da hep general olacağı varsayıldığı için Kenan Evren'den sonra, frenleyici yetkileri cumhurbaşkanlığına verelim, başbakan karar alsa bile mutlaka cumhurbaşkanının onayı olsun ve cumhurbaşkanının onayı olmadan hiçbir atama dahi yapılmasın' ki bu yaramaz çocuk gibi hani milletten gelen iktidarlar, kontrol altına alınsın. Nitekim Özal rahmetli, bu yüzden Kenan Evren ile ne kadar çelişki yaşadı, hatırlarsınız. Yine bu sebeple daha sonra Necmettin Erbakan rahmetli hocamız, 28 Şubat sebebiyle o zaman Süleyman Demirel ile ama arkasındaki askeri vesayetçilerle nasıl problem yaşadı, hatırlarsınız. Yine aynı çizgiye sahip olmakla birlikte Bülent Ecevit ve Ahmet Necdet Sezer neler yaşadı hatırlarsınız. Yani bu iki kurum Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığı yetki çatışmasıyla birbirine karşı konumlandırıldı."

- "Tek birşey var zihnimde, bu çarpık 12 Eylül Anayasası'nı değiştirmek"

Başbakan Davutoğlu, Abdullah Gül 11. Cumhurbaşkanı olarak ilan edildiğinde bazı vesayetçi çevrelerin "Eşi başörtülü olan biri cumhurbaşkanı seçilmesin" diye bildiri yayınlandığını anlattı.

Bu tür olayların yaşanmaması için cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karar verildiğini ve ilk uygulamasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçilmesiyle hayata geçtiğini aktaran Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Gerek 11. ve 12. cumhurbaşkanlarımızın yönetiminde, gerekse şimdi benim ile cumhurbaşkanımız arasında aynı düşünce aynı fikriyat olmamış olsa Türkiye nice krizler yaşardı. Hukuki sorumluluk, siyasi sorumluluk başbakanda ama cumhurbaşkanında da hele bir de halk tarafından seçilmiş olmak dolayısıyla gelen özel bir konum var. Şimdi bu yetki çatışmalarını gidermek gerekiyor. Onun için doğru olan, halk tarafından seçilme evresine geldiği için başkanlık sistemine geçmek. Bu otoriter bir anlayışı beraberinde getirecek diye bir şey söz konusu değil. Onun içine gerekli güç dengelerini yansıtmamız gerekir. Ben bunu doğru olduğunu bilmeme rağmen, 'eğer bu olursa ben bu makamı kaybederim' dediğimde ben ruhumu kaybetmişim demektir, ben davamı, ben aşkımı kaybetmişim demektir. İnsan davasını, kimliğini, aşkını küçük bir makama terk eder mi, eder misiniz siz? Benim için tek bir şey var zihnimde, bu çarpık 12 Eylül Anayasası'nı değiştirmek. Birileri öyle hesap eder, birileri böyle der, birileri o yorumu yapar, hiç umurumda değil, hayatta hiçbir zaman arkaya bakmadım. Bakmış olsaydım bu makamı Rabbim bana lütfetmezdi, şimdi de bakmıyorum. Tek ilgilendiğim şey, sabah kalktığımda 81 vilayetimizde huzur var mı, güvenlik var mı? Takip ediyorsunuz gece gündüz koşturmaya çalışıyoruz. Bu ülkeyi şu anki anayasa ile yönetme sorumluluğu üzerimizde, bunu yaparım ama bu ülkeyi daha ileri bir aşamaya götürmek için anayasa reformu gerekiyorsa onu da yaparım. Sonrası mı, sonrasında güzel bir söz vardır bizde, tevekkel ne alallah. Yaparız güzel bir anayasa, 12 Eylül Anayasası'nı rafa kaldırma şerefini taşıdıktan sonra bu makamların hiçbir önemi kalmaz ama bu makamda bulunurken de hakkını veririm. Kimseyle bu hak konusunu da müzakere bahsi yapmam, cumhurbaşkanımızla birlikte o cumhurbaşkanlığı makamının ben başbakanlık makamının hakkını vere vere el ele geleceğe yürürüz."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.