Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

11 Nisan 2016 Pazartesi 20:52
157 Okunma
Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Teknolojinin, iletişim teknolojisinin bu kadar geliştiği bir dönemde, hiçbir şeyin gizli saklı kalması mümkün değil. Engellenmesi de mümkün değil. Ben akademisyen olarak zaten herhangi bir fikrin, herhangi bir kanaatin sadece durdurularak engelleneceği inancında değilim" dedi.

Başbakan Davutoğlu, Şanlıurfa'da, Habertürk televizyonunda canlı yayınlanan "Şimdi ve Burada" adlı programda gençlerin sorularını yanıtladı.

Davutoğlu, program sunucusunun, "Siz dün Sayın Cumhurbaşkanı ile beraber Beşiktaş'ın yeni stadını açtınız. Orada Cumhurbaşkanı size bir pas attı ve siz o topu inanılmaz şekilde kontrol ettiniz. Cumhurbaşkanımızın bir futbolcu kariyeri var biliyoruz, sizin nereden geliyor bu yetenek. Siz izlediniz mi kendinizi?" şeklindeki sorusuna, "Kısa bir seyrettim" yanıtını verdi.

Sunucunun, "Hatta sizi Messi'ye benzetenler oldu" sözleri üzerine, Davutoğlu'nun, "Öyle mi? Ben de Messi'yi bana benzetiyorlar diye düşünmüştüm" sözleri gülüşmeye neden oldu.

"Futbol geçmişiniz var mı" sorusuna, Başbakan Davutoğlu'nun, "Ben lisede çok iyi oynardım diyebilirim. Mütevazi şekilde tabii. Hala da oynarım. Buradan çıkıp bir maça gidebiliriz, niyetli olan varsa. Yani amatörce, arkadaşlar arasında oynardık. Son olarak seçim kampanyasında Trabzon'da oynadım. Söylemesi ayıp galiba 4 gol attım" şeklindeki sözleriyle yanıt vermesi de alkış aldı.

Başbakan Davutoğlu, sunucunun, "Cumhurbaşkanımız da size epey sert bir pas atmış aslında. Siz profesyonelce kontrol etmişsiniz pası" şeklindeki değerlendirmelerine karşılık, "Biz Cumhurbaşkanımızla eskiden beri iyi paslaşırız" ifadesini kullandı.

Bir üniversite öğrencisinin, "Gençler olarak sosyal medyayı çok kullanıyoruz ama her olaydan sonra sosyal medya kapatılıyor ülkemizde. Herkes bir yolunu bulup, giriyor. Madem bu çözüm yolu değil neden kapatıyorsunuz" şeklindeki sorusu üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bir kere şunu ifade etmek isterim ki teknolojinin, iletişim teknolojisinin bu kadar geliştiği bir dönemde, hiçbir şeyin gizli saklı kalması mümkün değil. Engellenmesi de mümkün değil. Ben akademisyen olarak zaten herhangi bir fikrin, herhangi bir kanaatin sadece durdurularak engelleneceği inancında değilim. Fakat belli durumlar olur ki siz de benim yerimde olsanız bazı kararları almak zorunda kalabilirsiniz. O da nedir, düşünün, Ankara Kızılay saldırısı. O gün tüm Türkiye huzurlu bir gün yaşıyordu. Bir pazar günüydü. Kızılay'da otobüse binip evine dönmek arzusunda olan, her birinin ailesi, kardeşi, evde bekleyen oğlu, kızı, insanlara karşı bir saldırı yapıldı. Şimdi orada o anda öylesine kötü görüntüler oldu ki şimdi bir an siz kendi babanızın, annenizin Allah muhafaza, bir kardeşinizin böyle bir olayda bedeninin etkilenmiş olduğu bir şekilde olay yerinde olduğunu düşünün ve o anda da bu görüntülerin bir anda bütün sosyal medyada yayıldığını düşünün. Burada bir karar almak zorundasınız."

-"Dünyanın her yerinde terör olayı olduğunda kontrollü yasaklar gelir"

"Dünyanın her yerinde terör olayı olduğunda, bazı kontrollü yasaklar gelir" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Paris saldırısı sonrasında herhangi bir cenaze gördünüz mü? Yok. Çünkü hemen durdurdular, bütün sanal iletişim kanallarını. Biz de bazen böyle durumlarda bu tedbirleri almak zorunda kalıyoruz. Neden? Bir boyutu, insani boyutu o anda o olaydan etkilenmiş kişilerin öyle veya böyle görüntülerinin o kişinin aile fertlerinin üzerinde olumsuz etki yaratmaması. Bir diğer boyutu teröristlerin emellerine ulaşamaması. Teröristler zaten panik oluşturmak, korku oluşturmak, insanlarda hayata olan bağlılığı yok etmek için bu terör olaylarını yayarlar. Ta ki bizi korkutabilsin, sindirebilsinler diye. Bütün o görüntülerin o an itibarıyla sosyal medyada süratle yayılması ki her şey yapılıyor o anda o teröristlerin amaçlarına ulaşabilmek için araç haline dönüşebiliyor. Onu da engellemek gerekiyor."

-"Bazı terör olaylarının organizasyonu sanal medya üzerinden yürütülüyor"

Davutoğlu, 6-7 Ekim olaylarında, sosyal medya üzerinden, "silahlanın, şu mahallede şunu yapın, bunu yapın" gibi eylem planlarının yapıldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu tür durumlarda insanların can güvenliğini korumak ve mümkün olduğu kadar teröristlerin etkili alanlarını daraltmak için bazı tedbirler alınıyor. İşte bu sebeple bazı yasaklar geliyor ama bu kalıcı olmuyor. Dikkat ederseniz, bir iki gün yavaşlatıyor veya daha yavaş akıyor ama daha sonra normal düzene giriyor. Yoksa prensipte bu kadar etkileşimin, iletişimin, teknolojik imkanların genişlediği dönemde kalıcı yasaklarla bir yere varılmayacağını hepimiz biliyoruz. Bu bir araç. Hep bıçak örneğini verirler, güzel işler için de çok olumsuz şeyler için de kullanabilirsiniz. Teknoloji de nihayetinde araç. Ona misyon biçecek olan, onu işlevselleştirecek olan şey o aracı elinde tutan kişi. Siz çok iyi niyetlerle tutuyorsunuz ama o anda o, aracı kötü bir niyetle bir eylemin hazırlığı için kullanıyor.

Siz haklı olarak takip edemeyebilirsiniz ama biz yakından takip ediyoruz, bazı terör olaylarının organizasyonu genellikle şifreli bazı sanal medya üzerinden yürütülüyor. Bu konuda da istihbarat birimlerimiz onları çözmeye çalışıyor. Öylesine büyük imkan ki bu teknoloji, o imkanı olumlu yönde kullananlara mutlak özgürlüğü tanımak lazım, olumsuz yönde kullanmak isteyenleri de sınırlamak gerekiyor. Bazen onları sınırlarken sizin gibi gençler de kısa sürede sınırlanmış oluyor yoksa nihayetinde bu özgürlükleri kimse kısıtlayamaz, durduramazsınız. Hayat gibi teknoloji de akar."

-"İsmimi Messi diye yazmayın sakın, Ahmet Hoca diye yazın"

Canlı yayına katılan gençlere, aralarında bir "WhatsApp" mesaj grubu kurmaları önerisinde bulunurken, bir gencin kendisinin de numarasını kaydedebileceklerini söylemesi üzerine Davutoğlu, gülerek, "Şeref duyarım, alın, arada haberleşiriz ama ismimi yazarken Messi falan diye yazmayın sakın, Ahmet Hoca diye yazın" dedi.

Maliye Bölümü öğrencisi olduğunu söyleyen bir gencin, "İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarının sadece yüzde 14'ü iş bulabiliyor, diğer yüzde 86'lık kısmı iş bulamıyor. Devletin yüzde 86'lık kısmı düşünmek için uyguladığı politikalar var mı, varsa bizimle paylaşabilir misiniz" sorusunu da yanıtlarken Davutoğlu, gülerek, "O zaman ben bayağı şanslıyım. Ben de İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum ama iş bulabildim, yani Boğaziçi İktisadi İdari Bilimlerde biliyorsunuz ekonomi ve siyaset bilimlerini çift anadal bitirdim, bir iş bulabildik. Hamdolsun, boşda değiliz. Bugünler de çalışıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

-"Sevdiği yolda yürüyen kimsenin işsiz kaldığını görmedim"

"Bitirdiğiniz okul önemli, bölüm de önemli ama en önemli şey ne biliyor musunuz, azimle sevdiğiniz bir mesleği icra etmek için çalışmanız, sevmeniz" diyen Davutoğlu, "Ben şimdiye kadar sevdiği okuldan mezun olup sevdiği bir yolda yürüyen kimsenin işsiz kaldığını görmedim. Hiç merak etme, inşallah iş bulursunuz. O anlamda bir korkuyla hayata başlamayın" şeklinde konuştu.

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Hayatımda bilerek hiç yalan söylemedim ama bir kere rahmetli annem, 'İlla doktor olacaksın' demişti. Fakat ben mutlaka iktisat okumak istiyordum, iktisat siyaset bilimi. Neden? Çünkü bizim dönem, 1970'li yıllar, hepimizin 'bu ülke niye geri kaldı' diye yanıp tutuştuğu yıllardı. 'Niye biz dünyayla rekabet edemiyoruz' diye birbirimize sorduğumuz yıllar. 'Büyük devletin devamıyız ama o günler itibarıyla söylüyorum, niye dünyanın ilk 30-40 ekonomisi arasına giremiyoruz ya da gelişmiş ülkeler ekonomisi arasına giremiyoruz ya da gelişmiş ülkelerden neden bu kadar geriyiz' diye, hep bu soru.

Hatta o zaman bir Başbakan Yardımcısının, 'Türkiye böyle çalışırsa 1995'te İtalya'nın bugünkü seviyesine gelebilir' dediğinde yüreğimde bir şey olmuştu, orta ikinci sınıf talebesiydim. İktisat okumaya karar verdim. Ne yaptım biliyor musunuz annemi de kırmak istemiyorum, rahmetliyi, aldım o zaman tercihler öyle yapılıyordu, 14 tercih yapılıyordu yanlış hatırlamıyorsam, en başa Boğaziçi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi yazdım. O zaman 520 puanla falan alıyordu. Sonra alta İstanbul Çapa Tıp, Ankara Hacettepe Tıp vesaire, hepsini yazdım. O zaman onlar 600 puan alıyorlardı. Yani ben aslında kaç puan alırsam alayım birinciye girecektim. Anneme gösterdim, baktı 12 tıp yazıyor bir tane başka bir şey yazıyor. Önemli değil diye düşündü. Sonunda tabii ilk tercihime girdim. Hiç pişman değilim, çünkü arzu ettiğim şeyi yaptım."

"Neyi hayal ediyorsanız, neyle mutlu olacaksanız önünüze doğru yürüyün, iş, meslek arkanızdan gelir" ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Ama bir şeye aşkla bağlı olmazsanız, zihninizde bir hayaliniz olmazsa, tereddütle yaklaşırsanız, 'Acaba iş sahibi olur muyum' diye korkarsanız, o zaman o korku sizi zayıflatır. Sen maliyeyi çok sev. Orada okuduğun için söylüyorum, emin ol iş sıkıntın olmayacak ama bizim üzerimize düşen görev, sizlerin böyle bir korku yaşamadan hayata başlamanız. Yüzde 14 rakamına da bakacağım biraz abartılmış geliyor. İktisadi İdari Bilimler Fakültesi bu kadar işsiz mezun çıkartmaz."

(Sürecek)





Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.