ASİMDER'den Alman Büyükelçiliğine Mektup

Uluslar Arası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Başkanı Göksel Gülbey, Alman Parlamentosunu kınamak amacıyla Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği'ne mektup gönderdi.

ASİMDER'den Alman Büyükelçiliğine Mektup

Uluslar Arası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Başkanı Göksel Gülbey, Alman Parlamentosunu kınamak amacıyla Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği'ne mektup gönderdi.

12 Haziran 2016 Pazar 12:58
35 Okunma
ASİMDER'den Alman Büyükelçiliğine Mektup

Uluslar Arası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Başkanı Göksel Gülbey, Alman Parlamentosunu kınamak amacıyla Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği'ne mektup gönderdi.

ASİMDER Başkanı Göksel Gülbey, Alman Parlamentosu'nun 1915 olaylarını 'soykırım' olarak niteleyen tasarıyı kabul etmesini kınamak amaçlı Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği mektup gönderdi. Alınan kararı kınadığını söyleyen Gülbey, "Almanya'ya yakışmayan bir tavır içerisinde olmuşlardır. Türkiye topraklarında Birinci Dünya Savaşı'nda, bundan 101 yıl önce planlı kışkırtmaların sonucu cereyan eden son derece trajik olayları gerekçe göstermek suretiyle her yıl Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk ulusu hakkında insanlık ölçülerine sığmayan suçlamalar son yıllarda adeta bir gelenek olmuştur. Bu savaş trajedisinin bir tarafını temsilen Ermeni örgütleri ve onunla işbirliği yapmak zorunda kalan bir lobi, diğer taraf (Türkler) hakkında hazırladığı sözde soykırım tasarıları NATO üyesi hükümetlerin parlamentolarına sunulmuştur" dedi.

"BÖLGEDE ERMENİ TAŞNAK-HINÇAK ÇETELERİ MÜSLÜMAN HALKI KATLETMİŞLERDİR"

Ermenilerin soykırıma uğramadığını, aksine burada Ermeni Taşnak-Hınçak çetelerinin Müslüman halka zülüm yapmış olduğunu kaydeden Gülbey, "600 yıllık tarihi boyunca adaletiyle ün kazanan ve hüküm sürdüğü geniş topraklarda 'Roma Barışı' gibi, 'Osmanlı Barışı' diye bilinen huzur ve güven ortamının mimarı bir imparatorluğun; şimdilerde kendilerini 'silahsız, masum, sivil halk' diye dünya kamuoyuna takdim eden Taşnak-Hınçak gibi ayrılıkçı terörist örgütlerce tahrip edilmesi ve savaş ortamında düşman kuvvetleriyle açık ve ciddi işbirliği yapmaları üzerine devletin yetkili organlarının kararıyla savaş bölgesinden uzaklaştırılması bir milli güvenlik tedbiridir. 1915'de açık veya potansiyel zararlı faaliyetleri nedeniyle silahsızlandırılarak oturdukları bölgelerden uzaklaştırılan bu toplulukların, savaşın bitimiyle birlikte yeniden eskiden oturdukları bölgelere döndükleri bilinmektedir. 1918'deki bu yerleştirilmeler ve Türkiye'deki Ermeni nüfusuyla ilgili diplomatik kayıtlar; ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Rusya ve Türkiye'nin dışişleri ve askeri arşivlerinde bulunduğu halde; dost ülkeler parlamentolarının tüm demokratik ilkeler çiğnenerek bugün, Türkiye hakkında sözde soykırım karar tasarıları almaya zorlanması ve birer siyasi organ olarak parlamentolarında bu tür kararları alma girişimleri, esasen son derece talihsiz bir durumdur ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün kurumları ve ulusun bizzat kendisi tarafından şu ana kadar bu kararlar derin bir üzüntüyle fakat her yıl çoğalan bir öfkeyle izlenmiştir" şeklinde konuştu.

"BU İDDİA ERMENİ LOBİSİ TARAFINDAN ÜRETİLEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR"

Herkesi sağduyuya davet eden Gülbey, "Türk ulusu; tarihini ve geleceğini doğrudan hedef alan bu sözde soykırım kararları karşısında; 1918'de Paris görüşmeleri sonucu ilan edilen Sevr kararlarına gösterdiği mükemmel refleksi göstermek konusunda asla tereddüde düşmeyecektir. Son yıllarda dost ve müttefik bildiğimiz bazı devletler tarafından, 101 yıl önce cereyan eden olaylar çarptırılarak parlamentolarına ve dünya kamuoyu gündemine getirilmeye çalışılmaktadır. Her yıl 24 Nisan tarihi bahane edilerek asılsız Ermeni soykırımı iddialarıyla Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti haksız bir şekilde karalanma yoluna gidilmiştir. Dost ve müttefik bildiğimiz devletlerin tamamen siyasi olarak takındıkları bu tutum, milletimizi derinden üzmekte, halkımızın öfkesini gün geçtikçe artırmaktadır. 1915 yılında cereyan eden bir takım olaylar, Ermeni örgütleri ve Ermeni lobisi tarafından gerçeklerden uzak, tamamen hayal ürünü olan bir senaryoyla dünyaya sunulmaktadır. Osmanlı Devletinin sadece halkının güvenliğini korumak için aldığı masum tehcir kararı; gereğince incelenmeden önyargıyla başka yönlere çekilmiştir. Tarihi şan ve şerefle dolu olan, gittiği her yere barış ve adalet götüren bir milletin karalanması, tarihe ihanettir. Bugün ülkemizi haksız olarak yargılamak isteyen devletler, kendi tarihlerindeki kara sayfaları unutturmak, dikkatleri başka yönlere kaydırmak gayreti içindedirler. Tarihi yargılamak siyasilerin değil, tarihçilerin vereceği bir karardır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti arşivlerini sonuna kadar açmış, soykırım iddialarının araştırılması için dünya kamuoyunu göreve davet etmiştir. Arzumuz; kapalı olan diğer arşivlerin de açılarak bilgilerin dünya kamuoyunun dikkatine sunulmasıdır. Bizler bu cesareti gösteriyoruz. Başta Ermenistan olmak üzere Ermeni hamisi kesilen devletlerin de bu cesareti göstermesini bekliyoruz. Demokratik ilkeler çiğnenerek, sadece siyasi olarak milletimizin karalanması, halkımızın hayali bir soykırımı kabul etmeye zorlanması, uygar dünyaya yakışan bir hareket değildir. Herkesi sağduyuya davet ediyoruz" diye konuştu.

"TARİHİ AZ ÇOK BİLENLER ŞİMDİ BÖYLE BİR DRAMI TEESSÜFLE İZLEMEKTEDİRLER"

"Şurası unutulmasın ki, bu millet en zor gününde, yokluklar içinde, milyonlarca şehit vererek istiklalini kazanmıştır" diyen Gülbey, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Gerekirse emri vakilere karşı aynı mücadeleyi vermekten çekinmeyecektir. Görünürde Ermeni lobisinin girişimleri sonucunda asılsız soykırım iddialarının bazı dost ve müttefik ülkelerin siyasi gündemlerinde yer edinmesi, tarihin tespitleri karşısında üzüntü verici olmanın ötesinde utanç verici bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır. Doğru tespitlere dayandırılarak tarih üzerinden siyaset yapılabilir. Ancak tarihin yöntemine aykırı bir tarzda, dedikodu ve propagandaya yönelik dayanaksız anlatımları gerçek birer tarih belgesi gibi öne sürmek sadece iddia sahiplerini değil, onların sözcülüğünü üstlenenleri de gülünç ve kötü niyetli duruma düşürmekten başka bir işe yaramamaktadır. Tarihi az çok bilenler şimdi böyle bir dramı teessüfle izlemektedirler. Bütün iş kollarında, meslek gruplarında olduğu üzere politikacıların başlıca prensipleri insan sevgisi, kendi halkından başlayarak tüm ulusların mutluluğuna hizmet etmek olmalıdır. Onları ayırarak, aralarına kin ve nefret tohumları serperek çıkar sağlamaya çalışmak, ilk bakışta cazip görünmekle birlikte aldatıcıdır. 19. yüzyılın bu fırsatçı diplomasi yaklaşımı, 20. yüzyılın iki büyük felaketini hazırladı. 21. yüzyılda ise benzer anlayışların daha büyük yıkımlara sebep olacağından ciddi endişeler duyulmaktadır. Çekincelerimiz, itiraz noktalarımız, hiçbir zaman tarihle yüzleşmemek anlamında algılanmamalıdır. Biz tarihsel gerçeklerin gündeme getirilmesiyle geleceğin olumlu ilişkilerine yeni imkanlar hazırlayacağına inanmaktayız. Bununla birlikte burada söz konusu olan tarih ise, bunun usulüne uygun bir tarzda yapılmasının gerekliliğini amaç salt siyaset yapmak ise, geçmişin doğruya en yakın bir biçimde yeniden kurgulanması demek olan tarihin saptırılarak buna alet edilmemesini vurgulamak ihtiyacını hissetmekteyiz. Aksine davranışları, gizli niyet ve beklentileri yine tarihin kaydedeceği unutulmamalıdır. Öte yandan iftira, yalan ve yanlışlıkların hakim kanaatlere dönüştürüldüğü milletlerin geleceklerini inşa etmekte zorlandıkları da bilinmelidir. Hal böyle iken hiçbir esasa dayanmayan varsayımlar üzerinden politika üretenlerin, bizler kadar kendi toplumları için de onları yanıltmak suretiyle olumsuzluklara yol açtıkları kuşkusuzdur. Bütün bunlara rağmen soykırım karar tasarılarını parlamentolarına getirmeye niyetli, getiren veya onaylayan dost ve müttefikimiz devletlerin siyaset erbabından, öncelikle dürüstlük, ahde vefa ve samimiyet beklemeye hakkımız bulunmaktadır."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.