Anayasa Mutabakat Komisyonu

Anayasa Mutabakat Komisyonu

Anayasa Mutabakat Komisyonu

Anayasa Mutabakat Komisyonu

04 Şubat 2016 Perşembe 12:06
Anayasa Mutabakat Komisyonu

Eski TBMM Başkanı, TBMM Anayasa Mutabakat Komisyonu üyesi AK Parti Ankara Milletvekili Cemil Çiçek, 1982 Anayasasının 17 kez değişmesine rağmen, üzerindeki 'darbe Anayasası' yaftasını atamadığını belirterek, "Bu imaj nedeniyle yaşanan her sorun Anayasa'ya mal edilmiştir. Sadece bu psikolojik sorunun giderilmesi için bile yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç duyulduğu aşikardır" dedi.

TBMM Mermerli Salon'daki Anayasa Mutabakat Komisyonu toplantısında, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın konuşmasının ardından, dört siyasi parti adına komisyon üyesi birer milletvekili konuşma yaptı.

Cemil Çiçek, burada bulunma amaçlarının, Türkiye'ye ve millete yakışır bir Anayasa yapmak olduğunu belirterek, mevcut Anayasa'nın 33 yıl 2 ay 27 gündür tartışıldığını söyledi.

"Dünyada hiçbir anayasa yoktur ki yapılırken, yapıldığı sırada, kabulünden itibaren bu kadar uzunca süre tartışılsın, toplumun her kesimi eleştirsin, buna rağmen yürürlükte kalsın. Belki 1982 Anayasası'nın en önemli başarısı da bütün bu tartışmalara rağmen varlığını sürdürüyor olmasıdır" diyen Çiçek, bu nedenle yeni bir Anayasa yapmak gerektiğini vurguladı.

Çiçek, ülkeyi geleceğe taşıyacak, herkesin içinde kendisini bulacağı, "İşte benim anayasam" diyebileceği toplum sözleşmesine ihtiyaç olduğunu belirtti. Çiçek, milletin kendilerine yeni Anayasa yapmak konusunda ağır bir görev yüklediğini belirterek, "Tercih çok basittir: Ya anlaşamayıp kamuoyu nezdinde 'darbeciler kadar olamadılar tartışmasını, yaftasını' üzerimizde taşıyacağız ya da milletimize karşı sorumluluğumuzu yerine getireceğiz" dedi.

Senedi İttifak'la başlayan demokrasi geleneğinin, millete köklü birikim ve büyük deneyim sunduğunu kaydeden Çiçek, en büyük ve kapsamlı deneyimi de 2011 parlamentosunda yaşadıklarını söyledi. Cemil Çiçek, şöyle konuştu:

"12 Eylül yönetiminin 1982 Anayasası'yla Türkiye'ye bıraktığı otoriter mirasın kısmi değişikliklerle ortadan kaldırılamayacağı açıktır. Geçmişte yapılan değişiklikler göstermiştir ki bu anayasayı tamir ederek demokrasinin evrensel standartlarına ulaşılamaz. İnsan haklarının ve hukukun üstünlüğüne dayanan, demokratik mekanizmaların güçlendirildiği ve çoğulcu demokrasinin gereklerine uygun anayasa düzeni, ancak yeni bir anayasanın kabulüyle mümkündür. Türkiye uzun süredir içinde bulunduğu kültürel ve siyasal kutuplaşma ortamından yeni bir anayasanın gerektiği müzakere, hoşgörü ve uzlaşı zeminiyle uzaklaşabilir. Milli egemenliğin temsil mekanizması olan TBMM, aklın ve bilimin yolundan giderek bu tarihi görevini yapmalıdır.

1982 Anayasası'nın yasakçı ve vesayetçi zihniyetinden insan odaklı, özgürlükçü ve demokratik temsil esasına dayanan bir anayasa yapmak için uzlaşma komisyonu, ortak akıl komisyonu olarak çalışmalıdır. Anayasalar toplumsal mutabakat ile yapılması halinde, son derece önemli kaynak metinlerdir. Anayasaların toplum hayatının doğal akışı içinde ortaya çıkan yeni ihtiyaçların karşılanmasında ve sorunların çözümünde sihirli bir değnek işlevi görmediği de bir gerçektir. Olağanüstü bir anlam yüklemek doğru değil. Ancak Anayasa tek başına toplumun bütün siyasal ve sosyal sorunlarının çözümünü sağlamaya muktedir de olmayabilir. Ama bir anayasa metni, dayandığı felsefe ve hükümleriyle devlet ile vatandaş arasındaki ihtilaf alanlarını giderici zemin hazırlayabilir. Anayasa'da 17 defa değişiklik oldu. Yarım kalan değişiklikleri de hesaba kattığımızda yürürlük süresi içerisinde her 15-16 ayda bir, bazen ayda bir anayasa değişiklik ihtiyacı toplumun gündemine gelmiştir."

Cemil Çiçek, demokratik kurumlar ve mekanizmalar aracılığıyla, çözümü mümkün olan toplumsal sorunlar çözümsüz bırakıldığı için toplumun büyük maliyetler ödediğini, gerilimler yaşadığını, yaşamaya da devam ettiğini söyledi.

1982 Anayasa'sının 17 kez değişikliğe uğramasına rağmen, üzerindeki "darbe anayasası" yaftasını atamadığını belirten Çiçek, "Bu imaj nedeniyle yaşanan her sorun, haklı ya da haksız anayasaya mal edilmiştir. Sadece bu psikolojik sorunun giderilmesi ve anayasanın toplum tarafından benimsenmesini sağlamak için bile yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu aşikardır" diye konuştu.

- "Kangren olmuş bu sorunumuzu çözeceğimize inanıyorum"

Çiçek, Türkiye'nin yeni bir anayasa sorununun olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sorun çerçevesinde uzun yıllardan beri sürekli anayasa tartışmalarını yaşıyoruz. Ülke gündeminin sürekli bu tartışmalarla meşgul edilmesi ve bu konunun bir türlü çözüme kavuşturulamaması hem toplumu yormakta hem beraberinde sayısız gerginliklere sebebiyet vermekte hem de siyaset açısından itibar kaybına sebebiyet vermektedir. Anayasa konusunda yetki ve sorumluluk, millet iradesinin tecelli makamı olan TBMM'nindir. Yüce Meclis'in bu konuda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme ve milletin beklentileri doğrultusunda sivil, demokratik bir anayasa yapımını gerçekleştirme zamanı çoktan gelmiştir ve geçmektedir.

Yapılacak anayasa ile ülkemizin kalkınmasına yeni bir ivme kazandırmak, toplumsal gerginlikleri asgariye indirmek, anayasa çerçevesinde yapılagelen tartışmalara son vermek, toplumun tüm katmanları olarak bizim elimizdedir. Bu süreçte birbirimize suçlamak yerine sorunlarımızın çözümüne katkı sağlamak amacıyla her türlü fikrin tartışılmasına imkan verecek şekilde ortak noktalarımızı ön plana çıkarmak suretiyle sorunun üstesinden gelmeye çalışmalıyız. Kangren olmuş bu sorunumuzu, ülkemize karşı sorumluluğumuzun bir gereği olarak çözeceğimize inanıyorum."

- "Bu süreci darbe hukukundan arınma süreci olarak görüyoruz"

CHP Genel Başkan Yardımcısı, Komisyon üyesi CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan da Türkiye'nin temel sorununun salt bir anayasa sorunu olmadığını söyledi.

1982 Anayasası'nın darbe ürünü olduğunu ama darbe hukukunun tamamı olmadığını belirten Tezcan, "Bu süreci; basit Anayasa yapım süreci, komisyonu da anayasa yapımı çerçevesinde oluşturulmuş bir uzlaşma komisyonu olarak değil, köklü bir darbe hukuku ile hesaplaşma komisyonu, daha doğrusu darbe hukukundan arınma, temizlenme süreci olarak görüyoruz" dedi.

Tezcan, 12 Eylül Anayasası'nın; devleti ön plana çıkartıp bireyi arka plana atan bir felsefeyle oluşturulması ve parlamenter sistemin esaslarına aykırı bir şekilde Cumhurbaşkanının yetkilerinin geniş tarif edilmiş olmasının, en önemli sorunları olduğunu bildirdi. Anayasa'nın, yapılan bir çok değişikliğe rağmen darbe hukukunun sisteme sinen ruhunun tamamen ortadan kaldırılamadığını belirten Tezcan "Eş zamanlı çalışma öneriyoruz. Bu komisyon anayasanın ilgili bölümlerini ele alırken kompartıman usulü çalışmalıdır. Belirli bir alanı düzenlerken, onun alt mevzuatını da birlikte ele alacak ve darbe hukukunun tamamını mevzuattan çıkaracak bir çalışmayı yürütmemiz gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

CHP'li Tezcan, Anayasa'da, "Basın hürdür ve sansür edilemez" denildiğini, ancak bu hükme rağmen basın özgürlüğü konusunda ciddi sorunlar yaşandığını, çok sayıda gazetecinin terör örgütü üyesi isnadıyla tutuklu olduğunu iddia etti.

1919'da Ulusal Kurtuluş Savaşı ile başlayan kurucu iradesinin mevcut anayasanın içinde olduğunun altını çizen Tezcan, Anayasa'nın ilk 4 maddesinin tartışma konusu yapılmaması gerektiği noktasındaki hassasiyetlerini paylaşmak istediğini söyledi.

- "Sistemler kişilerin ihtiyaçlarına göre değişmez"

Tezcan, Türkiye'nin demokrasi tarihinin, 200 yıllık parlamenter demokrasi geleneği üzerine oturduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Sistemler kişilerin ihtiyaçlarına göre değişmez, kişilerin arzularına göre şekillenmez, sistemler kişilerin arzu, ihtiyaç, kimlik ve niteliklerine göre tartışılmaz. Sistemler toplumların tarihi birikimleri, siyaset kültürü, kurumsal birikimi üzerinden ortaya çıkar. İşte bizim 200 yıllık demokrasi tarihimizde kurumsal birikimimiz, siyasal kültürümüz ibremizin parlamenter demokrasiye doğru yöneldiğini göstermiştir. Çalışmaların parlamenter demokrasiyi güçlendirecek esaslar ekseninde yürütülmesi gerektiği inancındayız. Bu komisyonun çalışmalarının başkanlık rejimi tartışması gölgesinde ya da başkanlık kampanyasının yan kol faaliyeti pozisyonuna düşürülmemesi gerekiyor."

Bu komisyon çalışmasına başlarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da başkanlık rejimi kampanyası başlattığını savunan Tezcan, "Sayın Başbakan, kısmen destek vereceği işaretlerini verdi. Bu komisyonun çalışmalarını bir kenarda bırakıp, 'sivil toplum yürüsün ve 81 vilayeti gezerek başkanlık rejimi kampanyasını yürütelim' anlayışının Cumhurbaşkanlığı makamında hakim olduğunu görüyoruz, seziyoruz demiyorum, doğrudan ifade ettiği için biliyoruz. Bu yüzden, Sayın Meclis Başkanından talebimiz, 'lütfen bu sürece sahip çıkınız. Çünkü Cumhurbaşkanlığının yürüteceği kampanya, niyet öyle olur ya da olmaz ama sizin bu çalışmanızı fiilen sabote eden bir çalışma olabilir" sözlerini sarfetti.

- "Erkek egemen zihniyeti mi hakim olacak?"

Komisyon üyesi HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, usul açıdan itirazının olduğunu belirterek, "TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın bu toplantıyı organize etmeden önce, bütün partilerle istişare etmesini, toplantının yönetimi ve düzeni konusunda ortak mutabakat aramasını tercih ederdik. Maalesef gündemi burada öğrendik" dedi.

Komisyonda kadın üye olarak sadece kendisinin bulunduğunu anımsatan Beştaş, kadın üyenin bu kadar az olmasının, "Bu anayasa, erkek zihniyetinin tümüyle hakim olacağı bir Anayasa mı olacak?" sorusunu akla getirdiğini söyledi.

Beştaş, "Bu masada ayrıca büyük bir talihsizlik de var. Eteği ve kadını aşağılama aracı olarak gören bir zihniyet de masada oturuyor. Biz kadına yönelik etek üzerinden yapılan aşağılamayı asla kabul etmiyoruz ve masada bu erkek egemen zihniyetiyle de mücadele edeceğimizi ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

Komisyonun; kutuplaşmanın dorukta olduğu, sokağa çıkma yasaklarının 2 ayı aştığı bir ortamda çalışmalarına başladığını belirten Beştaş, Cizre'de 52 gündür sokağa çıkma yasağının devam ettiği ve 13 gündür Cizre'deki bir evin bodrumunda tedavi olmayı bekleyen yaralılardan haber alınamayan bir ortamda Anayasa tartışması yapacaklarını kaydetti.

Meral Danış Beştaş, anayasaların toplum sözleşmeleri olduğuna vurgu yaparak, "Biz bu masadayız. Çünkü bu masanın anayasa yapım sürecindeki izleyeceği yol, en az anayasa yapımı kadar önemlidir" dedi. "Anayasalar yazılmaz, yapılır" diyen Beştaş, komisyon çalışmalarının kamuoyunun, basının ve toplumunun farklı kesimlerinin denetimine ve katılımına açık olması gerektiğini düşündüklerini bildirdi.

Beştaş, "Anayasa tartışmaları,barış, özgürlük ve tartışma ortamının yaratılmasıyla çok daha yararlı olacaktır. Barışçıl ortamda olmayan bir anayasa tartışması nasıl bir barış anayasası olacak?" sözlerini sarfetti.

- "Oy birliği şartı olmalı"

Komisyon üyesi MHP Mersin Milletvekili Oktay Öztürk ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 2 Ekim 2007 tarihli grup toplantısındaki konuşmasından bazı bölümleri okudu.

MHP olarak, yürütülen Anayasa yapım sürecini "yeni anayasa yapımı" olarak değil, "Anayasanın yenilenmesi" süreci olarak algıladıklarını kaydeden Öztürk, "Çünkü ortada bağımsızlığını yeni kazanmış bir milletten, savaş, devrim, darbe gibi olağanüstü bir süreçten sonra ya da herhangi bir başka sebep veya ihtiyaçla devlet düzeninin yeni baştan kurulması veya değiştirilmesi gibi bir ihtiyaç ülkemiz ve milletimiz açısından söz konusu değildir. Bu toplantı ile yapmayı planladığımız iş, Anayasanın yenilenmesi işidir" diye konuştu.

Öztürk, Bu komisyonun, 24. Dönem'deki Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun bazı uygulamalarını benimsemesi gerektiğini vurgulayarak, çalışmalarda, bir hükmün Anayasa hükmü olabilmesi için komisyondaki partilerin oy birliğinin aranması şartının yeniden ilke olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Öztürk, "Oy birliği şartı, tarafları müzakereye ve uzlaşmaya zorlayacak elzem bir şarttır" dedi.

Katılımın ve uzlaşmanın yanında, anayasa hükümlerinin milletin gerçek ihtiyaçlarına çözüm getirme amacının önemli olduğunu ifade eden Öztürk, "Bu amacın gerçekleşmesi için ise bu komisyonun milletimizin anayasal ölçekte çözebilecek gerçek ihtiyaçlarını tespit edebilmesi hayati önem taşımaktadır. Bu açıdan anayasa yenilenmesi sürecine, birey kurum ve kuruluşların aktif katılımının sağlanmasının önemi bir kere daha karşımıza çıkmaktadır. Anayasa Uzlaşma Komisyonu, henüz ilk toplantısı dahi yapılmamışken Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yönlendirilmeye çalışılması kabul edilemez. Türk milletinin gerçek ihtiyaçları, bir kişinin başkanlık sistemi ihtiraslarına kurban edilmemelidir" diye konuştu.

- Mutabakat sağlanan maddeler kitapçık olarak dağıtıldı

TBMM Mermerli Salon'da düzenlenen toplantıya; AK Parti'den Ankara milletvekilleri Ahmet İyimaya ve Cemil Çiçek ile Gaziantep Milletvekili Aldülhamit Gül, CHP'den Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, HDP'den Mardin Milletvekili Mithat Sancar, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Garo Paylan, MHP'den Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak ve Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir katıldı.

Toplantıda, "24. Dönem Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri" ile "çalışmalar sonucunda mutabakat sağlanan maddeler" ayrı ayrı kitapçık haline getirilerek üyelere dağıtıldı.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve dört siyasi parti temsilcisinin konuşmalarının ardından toplantı basına kapatıldı. 24. Dönem Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarıyla ilgili hazırlanan sunum takdim edildi.

Kahraman, daha sonra üyeler onuruna öğle yemeği verdi.

Anayasa Mutabakat Komisyonu'nun bundan sonraki toplantısı, 10 Şubat çarşamba günü gerçekleştirilecek.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.