AKSEM eğitim hayatına başladı

AKSEM eğitim hayatına başladı

AKSEM eğitim hayatına başladı

AKSEM eğitim hayatına başladı

10 Nisan 2016 Pazar 13:03
46 Okunma
AKSEM eğitim hayatına başladı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti'nin, ahlaki bir hareket olduğunu belirterek, "Ahlaki özümüzü her ne surette olursa olsun mutlaka koruyacağız. Ahlaki özden kopan bir siyasi hareket bir müddet sonra bir çıkar grubu haline dönüşür. Modern siyaset bilimi ne derse desin, çıkar çatışmaları üzerinde ne kadar siyaset teorisi üretilirse üretilsin ben AK Parti gençlerine, AK Parti hanımlarına güveniyorum, AK Parti teşkilatlarına güveniyorum. Her zaman diyecekler ki 'Biz bir çıkarın peşinde değil ahlaki bir idealin peşindeyiz." dedi.

AK Parti Sürekli Eğitim Merkezi'nin (AKSEM) ilk dersini veren Davutoğlu, güvenliği söz konusu olduğunda başı dik bir şekilde kendi helikopterini kullanabilen, kendi tankını üretebilen, kimseye muhtaç olmayan, kimseden herhangi bir şekilde talepkar olmayan bir Türkiye bulunduğunu, bunun da vizyon hareketinin ürünü olduğunu söyledi.

Davutoğlu, AK Parti'nin vizyon hareketi olmasının sonucunun Türkiye'nin geldiği düzey olduğunu ifade ederek, "Sevgili gençler gururla bu ülkeyi savunacaksınız. AK Parti'nin neferleri olarak bu hizmet kervanının başarıya ulaşması için gece gündüz çalışacaksınız. AK Parti hareketi kadim, milli, evrensel, vicdani bir vizyon hareketidir." diye konuştu.

Bu temel ve öz üzerinde de herkesin üzerinde titizlikle durması gereken 5 uygulama prensibi bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, birincisinin AK Parti'nin siyasi bir hareket olmadan önce ahlaki bir hareket olduğunu kaydetti.

Ahlaki özün her ne suretle olursa olsun mutlaka korunacağını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ahlaki özden kopan bir siyasi hareket bir müddet sonra bir çıkar grubu haline dönüşür. Modern siyaset bilimi ne derse desin, çıkar çatışmaları üzerinde ne kadar siyaset teorisi üretilirse üretilsin AK Parti gençlerine ve hanımlarına güveniyorum. AK Parti teşkilatlarına güveniyorum. Her zaman diyecekler ki, 'Biz bir çıkarın peşinde değil ahlaki bir idealin peşindeyiz.' Bizim aramızda siyaseti bir çıkar alanı olarak görenler olmayacak. Ola ki birileri çıkarsa onlardan hesap soracağız. Biz adaleti temsil eden Hazreti Ömer'in o temsil gücünü sadece birbirimize güzel bir örnek olarak aktarmak için okumadık. Onu yaşatmak için okuduk. Siyasi ahlakın esası mahviyettir, fedakarlıktır. Her şeyiyle kendisini davasına adamak, kendisini milletine, kendisini vatanına, kendisini insanlığa adama düşüncesidir. Biz siyasi ahlakı bu anlamda kendi özümüzde ve mutlaka AKSEM'in bütün derslerinde en temel meselemiz olarak ele alacağız."

- "Her saldırı bizi güçlendirdi"

Başbakan Davutoğlu, 14 yıl içinde Cumhurbaşkanına, kendisine ve AK Parti teşkilatlarına nice saldırılar olduğunu belirterek, içeriden ve dışarından nice hakaretler, nice komplolarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Nice vesayet teşebbüsleri yapıldığını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Emin olun, bunların hiçbirisi bizi yıkamaz. Bunların hiç birisi bizim gönlümüzdeki imanı, dizimizdeki dermanı, zihnimizdeki yeni dünya hayalini yıkamaz. Aksine her saldırı bizi güçlendirdi. 7 Haziran'da ayağımızın tökezlediğini zannedenler 1 Kasım'da derslerini aldılar. Ama arkadaşlar şunu biliniz. Bizi yıkacak tek şey vardır. O da siyasetteki ahlaki özümüzü kaybetmek. Bütün bunlara direnebiliriz, bütün saldırıları göğüsleyebiliriz. Hiç birisinden korkmadan milletimizin bağrına her zaman gideriz. Geçen hafta beni bağrına basan bütün Diyarbakırlılara buradan bir kere daha selam ediyorum. Biz terörün zulmünden, biz yedi düvelin saldırmasından, biz bize dönük her türlü komploları yapan paralel çetelerden, biz bütün bu hareketi durdurmak isteyen vesayetçi odaklardan korkmayız, çekinmeyiz. Onların her saldırısı bizi daha güçlü kılar ama ahlaki özümüzü kaybedersek ama bizi siyasete 28 Şubat'ın zor şartlarında direnirken sahip olduğumuz o devrimci ahlaki ölçüleri kaybedersek emin olunuz tehlike o zaman başlar. Açık ve net söylüyorum. Bizim aramızda şahsi menfaat, çıkar hesabı yapanların yeri yoktur ve olmayacaktır."

Liyakatı, ehliyeti terk edip, "Şu benim yakınımdır, bu bana daha yakın" diyenlerin aralarında yerlerinin olmaması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, herkesin birbirine bu ahlaki özü hatırlatmalarını istedi.

Davutoğlu, yanlış bir şey görüldüğünde, kim yaparsa yapsın seslerini ahlaki bir ölçüde yükseltmelerini söyleyerek, gücün kendilerini yozlaştırmasına asla izin verilmemesini, gücün onu tutanın elinde değer de kazanabileceğini, o kişiyi en büyük azaplara da götürebileceğini kaydetti.

Güçlerini üzerinde oturdukları makamlardan değil, yüreklerinde taşıdıkları imandan aldıklarını ifade eden Davutoğlu, hesaplarını o iman ile sadece Allah'a ve millete verdiklerini anlattı.

- "Dersimizin en önemli odak noktası bu"

Davutoğlu, "Onun için dokunulmazlık dosyası geldiğinde çekineceğimizi zannettiler. Korkacağımızı zannettiler. Bize hodri meydan okudular. Biz de çıktık hodri meydan dedik. Hiçbiri meydan da kaldı mı? Kalamadılar. Anayasa geçici madde değişikliğini Meclise sunuyoruz. Ortada CHP var mı? Yok. MHP var mı? Yok. HDP var mı? Yok. Ama biz bu ahlaki, vicdanı esas üzerinde bu meydandayız, bu meydanda kalacağız, Allah'ın izniyle. Allah bizi milletimizin huzuruna hiç bir zaman bu ahlaki özden kopmuş, mahcup bir şekilde çıkarmasın. Hiçbir teşkilat mensubumuzu veremeyeceği hesabın altına imza atanlardan eylemesin. Güce karşı içimizdeki o ahlaki özde direnmişsek, gücü elde ettiğimizde de sadece o ahlaki özle gücü kullananlardan eylesin." şeklinde konuştu.

Dersin en odak noktasının bu olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bu kaybedilirse kadimin temsil edilemeyeceğini, Selçuklu'nun ve Osmanlı'nın sadece şiirlerden hatırlanacağını, onların kurduğu nizamı alemin kurulamayacağını, milletle buluşulamayacağını, cumhuriyetçi de, milletle buluşup demokratik hareket de olunamayacağını anlattı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Millet bizi gördüğünde, gözümüzün içine baktığında orada sadece millet aşkı görecek. Şu veya bu şekilde eski Türkiye'de olduğu gibi, siyasetçilerin gözünde gördükleri gibi hırsı görmeyecekler. Bizim tek bir hırsımız var, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni o kadim gelenekten gelen güçlü, kudretli ve şefkatli bir devlet haline getirmek. Başka hiç bir hırsımız yok, başka hiç bir davamız yok. Bizim davamız yok. Bizim davamız 'İlay-ı Kelimetullah' davasıdır ve sadece onunla sınırlıdır." dedi.

- "Milletimizin gönlünü kazanmaya yürümüş bir hareketiz"

Davutoğlu, ikinci önemli prensibin ise muhabbet hareketi, gönül hareketi olmaları olduğunu dile getirerek, "Biz gücü elde etmeye dayalı, onun üzerinden çıkar elde etmeye dayalı bir hareket değil, milletimizin gönlünü kazanmaya yürümüş bir hareketiz. Siyasi hareketler, muhabbeti sevgiyi kaybettiklerinde toplumdan koparlar, insanlıktan koparlar." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan Başbakanlık görevini aldığında sözüne "zamana, mekana ve insana selam olsun" diye başladığını anlatan Davutoğlu, eğer mekana muhabbet duyulmadığında siyasi hareketlerini anlaşılamayacağını vurguladı.

Davutoğlu, İstanbul şehrine muhabbet duymayan, her taşına, toprağına, dalgasına muhabbetle bakmayan birisinin aralarında yer alamayacağını belirterek, mekana, zamana, tabiata, bu ülkenin dağına, taşına, ovasına, vadisine, nehrine, Fırat'ına, Sakarya'sına, her bir zerre suyuna aşık olunmazsa AK Parti hareketinin anlaşılamayacağını kaydetti.

Bu dağların çevreci anlayışla 4 milyar fidanla donatılmazsa, AK Parti hareketinin anlaşılamayacağını dile getiren Davutoğlu, "Sarı çiçekle konuşan Yunus Emrelerin bugünkü takipçisiyiz. Bu toprağın her bir çiçeğini koruyacağız. Bu toprağın her güzel dağını koruyacağız." dedi.

Davutoğlu, dün Süleymaniye'de Mimar Sinan'ın huzurunda söylediği gibi İstanbul'u, bütün tarihi mekanları koruyacaklarını ifade ederek, siyasetlerin esasının bu mekana, bu tabiata Allah'ın lütuf ettiği her güzelliğe saygı duymak ve korumak olduğunu, hırsla bu mekanlara, tabiata zarar verenlerin de aralarında yerlerinin olmadığını kaydetti.

İnsana muhabbetle bakmanın siyasetin esası olduğunu kaydeden Davutoğlu, "Teşkilat mensuplarımıza söylüyorum. Bazen de görüyorum. Şu veya bu gerekçe, eğer mitinglerde, toplantılarda, özel günlerde musafaha yaparken yüreğiniz bu ülkenin insanının yüreğine değmiyorsa siyasetin hakkını veremezsiniz. Eğer Anadolu, Rumeli insanının ter kokusu sizi rahatsız ediyorsa siyaset yapamazsınız." dedi.

Davutoğlu, seçim dönemlerinde bütün illeri en az bir kere dolaştığını, Van'a 7 kere gittiğini, yarın İstiklal Madalyasını vermek için gideceği Şanlıurfa'da 7'inci kez bulunacağını söyledi.

Siyasetin halkla buluşmasının yansımasını gösteren Diyarbakır'dan bir hatırasını aktaran Davutoğlu, 2013'te Dışişleri Bakanı olduğunda Hazreti Süleyman Camisi'nde cuma namazını kılarken hutbe esnasında terlediğini, mendil ararken arka safta kedisine bembeyaz bir mendilin uzandığını ve "Sayın bakanım emin olun hiç kullanmadım, buyurun" dediğini, terini sildikten sonra da kendisinin "Keşke kullanmış olsaydın da terin terime bulaşsaydı" dediğini anlattı.

Davutoğlu, şunları söyledi:

"İşçinin nasırlı ellerinden, çiftçinin terli yüzünden, genç kardeşimizin hırsla sarıldığında o güçlü pazusundan rahatsız olan siyaset yapamaz. Halkının terinden iğrenen birisi halkına muhabbet duyamayacağı için siyasette onun yanına yaklaşamaz. Ne mübarek ki o ter bir cuma namazında akmış. Ne mübarek ki o ter helal rızk peşinde akmış. Ne mübarek ki o ter AK Parti mitinglerinde oradan oraya koşan vatandaşlarımızın alnından akmış. Hiçbir arkadaşımın, hiç bir teşkilat mensubumuzun vatandaşlarımızla karşılaştığında belli bir mesafeden onu karşılamasını doğru görmem. Şu şekilde değil, bu şekilde kucaklaşacaksınız vatandaşlarımızla. Diğer siyasi hareketlerden farkımız bu. Biz bu toprağın bağrından geldik. Kimimiz Rize'den, kimimiz Konya'dan, kimimiz başka yerlerden ama bu milletin asli çocuklarıyız. Asli çocukları olarak da bu milletin asli sahiplerinin hiç birini diğerinden ayır etmeyiz. Hiçbirinin bölgesine, şehrine geldiği kökene bakmayız, mezhebine bakmayız. Sadece muhabbetle bakarız. İşte siyasetin uygulama esası bakımından ahlaki ölçü dışında, ahlaki olma dışında ikinci önemli şey muhabbet ve gönül ilişkisi olmasıdır. Bu gönül ilişkisini mutlaka teşkilatlarımızla, vatandaşlarımızla kurun. Biz öyle bir aileyiz ki 10 milyon ferdimiz var, AK Parti teşkilatları olarak. Biz öyle bir aileyiz ki 23 milyonu aşkın bize oy veren seçmenimizle çok büyük bir aileyiz. Ama bize oy vermeseler bile biz öyle bir aileyiz ki 78 milyona muhabbetle bakarız. Hiç birisine nefretle, öfkeyle bakmayız. Biz öyle bir aileyiz ki 78 milyonun ötesindeki bütün mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizi aile ferdi olarak görürüz. Biz öyle bir aile anlayışına sahibiz ki beni Ademi ayır etmeden, kardeşimiz biliriz. İşte muhabbeti içselleştirerek yaparsak siyasetimiz muvaffak olur. "

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.