AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti TBMM Grup Toplantısı

16 Şubat 2016 Salı 13:25
32 Okunma
AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Milli muhalefet istiyoruz,yerli muhalefet istiyoruz. Rusya ve Esad ağzıyla konuşmayan, gidip Brüksel'de, Washington'da, değişik yerlerde kapı çalarak Türkiye'yi şikayet etmeyen, bu toprağa ait olduğunu unutmayan bir muhalefete ihtiyacı var bu ülkenin. Anamuhalefette bunu göremiyoruz" dedi.

Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, PYD'nin, "Rusya ve Esad'ın safında yer alarak, onlar adına katliamlar gerçekleştirerek bu topraklara ve bu toprakların yerli unsurlarına ihanet ettiğini" belirtti. Bu ihanetiyle en büyük kötülüğü de Kürtlere yaptığını vurgulayan Davutoğlu, bu çerçevede kimsenin kirli algı operasyonlarına alet olmaması gerektiğini ifade etti.

Türkiye'nin en tabii savunma hakkını kullanarak yaptığı bu operasyonları engellemek için "3. dünya savaşı çıkabilir" denilerek, kirli bir algı mühendisliği gerçekleştirildiğinin altını çizen Davutoğlu, bu spekülasyonlara hiçbir vatandaşın kulak asmamasını istedi.

"Bazen gazetelerin yayınlarını takip ettiğimizde gerçekten sanki Türkiye hemen bir savaşa girecekmiş gibi psikoloji oluşturulmaya çalışılıyor" diyen Davutoğlu, buna karşı da çok dikkatli ve özenli bir tutum takınılmasının şart olduğuna işaret etti.

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin çevresinde zaten 5 yıldır gerçek bir savaş yaşandığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Gerçek savaşı göremeyenler şimdi 'Türkiye savaşa giriyor' diye hayali senaryolar yazıyorlar. Üstelik bu senaryoyu yazanlar fiili olarak Suriye'de savaşan ülkeler. Kendi saldırganlıklarını bu suretle gizlemeye çalışıyorlar. Biz baştan bu yana makul ve barışcı bir çözüm, Suriye halkının huzur ve güvenliğinin temin edilmesi için çok çaba harcadık.

Suriye'deki bunca kaosa rağmen Türkiye'yi 5 yıldır savaşın dışında tutan biziz. Bu 5 yıl içinde 4 seçim gerçekleştirdik. Bu 5 yıl içinde ekonomimiz büyümeye devam etti. Bu 5 yıl içinde istikrarımız devam etti. Allah aşkına herkes elini vicdanına koysun, hangi ülke yönetimi etrafındaki bu ateş çemberinin içinde bir ülkeyi böyle istikrarlı tutabilirdi."

Davutoğlu, güvenlik güçlerinin Rusya, Esed ve PYD'ye yönelik aldığı tedbirlerin Türkiye'nin sınırında güvenlik riski oluşturarak, Türkiye'yi bir oldu bittiyle savaşa sokmak isteyen odakların oyunlarını bozmayı hedeflediğini bildirdi.

Türkiye'nin savaştan uzak durmak, bir oldu bittiye maruz kalmamak için yanı başındaki güvenlik problemlerini bertaraf etmeye yönelik önleyici tedbirler aldığını ve almaya devam edeceğini belirten Davutoğlu, muhalefet partilerinin ise Türkiye'nin ulusal güvenliğini korumaya yönelik aldığı tedbirleri partiler üstü bir mesele olarak görüp destekleyeceklerine partizanca bir tutumla, gündelik siyasi polemiğe malzeme yaptığını dile getirdi.

- Baykal'a teşekkür

Dün CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın sınırda yaşanan gelişmeleri Türkiye'nin ulusal güvenliği perspektifinden yorumlayarak bir devlet adamına yakışan bir ciddiyetle konuştuğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Sayın Baykal, sınırımızda yaşanan gelişmeleri, Türkiye'nin ulusal güvenliği perspektifinden yorumlayarak, bir devlet adamına yakışan bir ciddiyetle konuştu, kendisine teşekkür ediyorum. Sayın Baykal, Türkiye'nin aldığı tedbirlerin meşru ve gerekli olduğunu açıkça ifade etti. Sayın Kılıçdaroğlu ise laf kalabalığı yaparak, üste çıkma kurnazlığı yaparak, ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu durum karşısında ciddi ve tutarlı bir tutum takınamadı. Sayın Kılıçdaroğlu'nun 5 yıllık Suriye çizgisine bakın vicdan göremezsiniz. Esad'ın elini sıkanları görürsünüz, tutarlılık göremezsiniz. Sadece AK Parti'yi eleştirmek için yapılan çelişkili açıklamalar görürsünüz. Bir gün der ki 'Ben bu Suriyeli göçmenleri geri göndereceğim, hepsini.' Yani geri göndermiş olsaydı, hani 7 Haziran'ı kazanamaz ya CHP'nin seçim kazandığı görülmüş mü bu memlekette? Kazanamaz. Hani 7 Haziran seçimlerini kazanmış olsaydı ve de söz verdiği gibi -kazansa da söz tutmaz CHP- söz verip, tuttuğunu kabul edelim. Sözünü tutmuş, 2 milyon kardeşimizi o zaman Suriye'ye göndermiş olsaydı onlar şu anda Rus uçakları altında katledilmiş olacaklar ve bu da silinmez bir leke olarak bu devletin alnında kalmış olacaktı. Biz buna izin verir miyiz, millet buna izin verir mi? Aynı şekilde bakarsanız Türkmenler Bayırbucak'ta katledildiğinde sus pustur, bir anda aklına gelir Türkmenler. 'Türkmenler niye Cenevre'de yok' diye. Halbuki Türkmenler o sırada Cenevre'dedir. Kürtleri unutur, Esad rejimini destekler bir an Kobani'de Kürtleri hatırlar. Çünkü tarih bilinci yok. Çünkü coğrafi sorumluluk anlayışı yok maalesef."

Davutoğlu, "Şimdi bizim neye ihtiyacımız var biliyor musunuz?" sorusunu yönelterek, şöyle devam etti:

"Sayın Baykal'ın dünkü açıklamalarını dinledikten sonra bir kez daha ikna oldum ki Türkiye'de milli iktidar önemli ve milli bir iktidar var bugün elhamdülillah. Ama milli iktidar kadar önemli olan nedir biliyor musunuz? Milli muhalefet, biz milli muhalefet istiyoruz. Yerli muhalefet istiyoruz. Rusya ağzıyla konuşmayan, Esad ağzıyla konuşmayan, gidip Brüksel'de, Washington'da, değişik yerlerde kapı çalarak Türkiye'yi şikayet etmeyen, bu toprağa ait olduğunu unutmayan bir muhalefete ihtiyacı var bu ülkenin. Anamuhalefette bunu göremiyoruz."

-Muhalefete eleştiri

"Peki diğer muhalefette görüyor muyuz?" diyen Davutoğlu, benzer şekilde Suriye'ye dönük olarak bazı tedbirler alındığında, TSK'nın sınırları korumak için Suriye'ye dönük mukabelede bulunduğunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklamaya dikkat çekti.

Davutoğlu, "Bütün Türkçe vukufiyetiyle okuyanlar dahi ne demek istediğini anlayamadı. Biz müdahale edelim mi, etmeyelim mi? Duralım mı, müdahale edelim mi? Ama tek bir hedefi var bu açıklamanın, bu açıklamanın amacı topluma korku salmak olan bir retoriği hakim kılmak Sayın Bahçeli Türkmenlere Bayırbucak'ta zulüm yapıldığında 'neye yardım etmiyorsunuz' diye sorar. Onlara yardım etmek için Silahlı Kuvvetler Azez'de bulunan Araplara, Türkmenlere, Kürtlere yardım etmek için harekete geçtiğinde 'aman savaşa girmeyelim, savaşa giriyoruz' diyerek bizi uyarmaya kalkar" diye konuştu.

Türkiye'yi savaşın kenarında yıllardır istikrarla yönettiklerini belirten Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Ama Sayın Bahçeli'de ne yapmak istediğini, ne yapılmasını istediğini bize bir açık söylesin. Yani Bayırbucak Türkmenleri katledilirken Azez'deki Türkmenler, Araplar, Kürtler katledilirken duralım ve izleyelim mi Sayın Bahçeli, istediğin bu mu? Bir yandan Bayırbucak Türkmenlerine yardım edilmesi çağrısında bulunup -ki zaten kendisin farkında değil ama Türkiye tek bir an bile Bayırbucak Türkmenlerini yalnız bırakmadı- öte yandan Bayırbucak Türkmenlerini de içerecek şekilde sınırımızdaki muhalif unsurları korumaya yönelik aldığımız tedbirlere karşı çıkması büyük bir çelişkidir. Sayın Bahçeli'nin milli güvenliğimize açık bir tehdit oluşturan Rusya, Esad rejimi ve PYD'nin hamlelerine karşı aldığımız meşru tedbirlere destek vermek yerine, milletimizi tedirgin etmeye yönelik bir retoriğe yönelmesi asla kabul edilemez. Sayın Bahçeli'nin de Sayın Kılıçdaroğlu'nun da bir muhasebe yapması lazım. Bir an düşünsünler, olmaz ya. Bir empati yaparak Başbakanlık koltuğunda kendilerinin oturduğunu düşünsünler ve bir istihbarat raporu geldiğini, Rus uçaklarının Azez'i yerle bir edip, PYD ile birlikte PYD'nin de oraya gireceği ve yeni bir göç dalgası oluşacağı bilgisi önlerine gelseydi ne tutum takınırlardı?"

Davutoğlu, bu günlerin herkes için tarihi niteliğe sahip imtihan günleri olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin bir devlet adamı ciddiyetiyle partiler üstü bir yaklaşım sergilemelerini temenni ettiğini ifade eden Davutoğlu, "Dediğim gibi bizim milli bir muhalefete ihtiyacımız var. Bu partilere oy veren vatandaşlarımıza da ülke menfaatini gözeten milli bir muhalefet çağrısıyla kendi partilerine çağrıda bulunmalarını rica ediyorum. İnanıyorum ki milletimiz de bu partilere oy veren vatandaşlarımız da kendilerinden bunu beklemektedir" dedi.

- "Yıkılanın yerine daha güzelini yapacağız"

Davutoğlu, Türkiye'nin yıllarca terörün acısını çeken, bedelini ödeyen bir ülke olduğunu belirterek, terör konusunda ikilemlerle dolu bir anlayışın terör sorununu çözemeyeceğini çok iyi bildiklerine dikkati çekti.

Bu nedenle kimden gelirse gelsin aynı netlikte, aynı kararlılıkta teröre karşı durduklarını ve duracaklarını ifade eden Davutoğlu, son aylarda terör örgütlerine karşı aynı net tavrı göstererek, ödünsüz bir şekilde mücadele edildiğini ve bunun olumlu neticelerinin de milletle birlikte yavaş yavaş alındığını vurguladı.

Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki bazı ilçelerde terör örgütüne karşı yürütülen kapsamlı operasyonların başarıyla devam ettiğinin altını çizen Davutoğlu, Silopi'den sonra Cizre'de de beklenen sonuca, başarıya ulaşıldığı için operasyonların sona erdiğini söyledi.

Milletin ve askerin omuz omuza durduğu bu günlerde bu huzur ve demokrasi operasyonuna destek veren bölgedeki bütün vatandaşları yürekten selamladığını belirten Davutoğlu, "Önümüzdeki dönemde Cizre'de yaraları sarmaya yoğunlaşacağız. İnşallah yıkılanın yerine daha güzelini yapacağız. Bu şehirlerimizi adeta yeniden imar edeceğiz" diye konuştu.

- "Bu ülkede terörün asla bir geleceği olmayacak"

Başbakan Davutoğlu, geçen hafta Mardin'de birlik, huzur ve demokrasi eylem planının açıkladığını anımsatarak, bu plan doğrultusunda terörden zarar gören bütün vatandaşlar için gereken her türlü desteği sağlayacaklarını bildirdi.

Kısa sürede bütün bu ilçelerde ve bölgede hayatı normal seyrine döndüreceklerine değinen Davutoğlu, "Bu ülkede terörün asla bir geleceği olmayacak. Bunu da herkesin böyle bilmesi lazım. Milletimiz terörden çok yoruldu. Yeniden barış içinde, kardeşlik içinde yaşamak, işine gücüne bakmak istiyor. Teröre destek vermeyen, elinde silah olmayan herkesle tek tek konuşacağız ve barışı, huzuru, istikrarı, kamu düzenini mutlaka tesis edeceğiz" dedi.

Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın son 100 yılda birçok acılar yaşadığını, halen de yaşamaya devam ettiğini belirten Davutoğlu, Türkiye'nin siyasal istikrarını sürdürmesi ve toplumsal refahını artırması için güçlü bir siyasal sistem inşa edilmesinin artık kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Davutoğlu, bölgede yaşanan gelişmelere, risklere ve tehditlere ancak güçlü bir siyasal sistem ile cevap verilebileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Kriz dönemlerinde devletler kendilerini kapalı bir sisteme çevirerek korunabileceklerini düşünürler ve giderek kısıtlayıcı, baskıcı politikalara ve uygulamalara yönelirler. Biz AK Parti olarak bu eğilimin aksine bölgemizin içinden geçtiği şu zor dönemde daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi ve daha fazla katılım içeren bir siyasal sistem inşa etmenin gerekli olduğuna inanıyoruz. Daha çok çoğulculuk, daha çok özgürlük içeren, insanı merkeze alan bir siyasal sistemi hayata geçirmemiz her zamankinden daha elzemdir. Türkiye'nin önündeki yol ayrımı çok nettir. Ya kendi içinde sorunlarla boğuşan, küçülen, zayıflayan bir ülke olacağız 90'lı yıllarda olduğu gibi ya da bölgesindeki krizlere öncelikli olarak güçlü demokrasisiyle cevap veren, ekonomisi, toplumsal yapısı ve kurumlarıyla güçlü bir ülke olacağız. Türkiye'nin bu yol ayrımında herkes, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, herkes tarafını seçmek zorundadır."

Ahmet Davutoğlu, konuşmasının ardından, Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç ve beraberindeki 2016 Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Kros Şampiyonası'nda üçüncü kez Avrupa şampiyonu olan Darıca Belediyesi Eğitim Spor Kulübü sporcularıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.

(Bitti)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.