Flaş Haber
Kapat

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (4)

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (4)

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (4)

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (4)

04 Şubat 2016 Perşembe 13:28
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (4)

AK Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Rus uçağının Türkiye'de gözlem uçuşuna izin verilmemesi konusunda, "Talep ettiği rota Suriye sınırına yatay bir şekilde geçen bir rota, aynı zamanda Hatay'a kadar giden bir rota. Tabii şu anki güvenlik sorunları sebebiyle, o bölgedeki sorunlar sebebiyle, mücbir sebeplerle buna izin verilmesi söz konusu değil. Bizim Suriye sınırımızda bir gözlem uçuşu yapılması, Hatay'a kadar gidilmesi, oradaki güvenlik sorunları nedeniyle müsaade edilecek bir durum değil. Dolayısıyla bu Rus uçağının gözlem uçuşu yapmasına bu çerçevede müsaade edilmemiştir" dedi.

Çelik parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yeni anayasa çalışmaları konusunda, "AK Parti'nin bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği ve komisyonun adının 'Anayasa Mutabakat Komisyonu' olarak değiştirilmesinin yeni bir başlangıç olup olmadığı" yönündeki soru üzerine Çelik, önceki uzlaşma komisyonu çalışmaları sırasında parti içerisindeki hukukçulardan ve akademisyenlerden oluşan bir heyet kurduklarını hatırlattı.

Çelik, bu süreçte de anayasa görüşmeleri için kendisinin başkanlık edeceği bir mekanizmanın kurulacağını belirterek, "Bunun içerisinde hükümetten, genel merkezden, milletvekillerinden isimler olabilir. Yeni anayasa konusunda birikimi olan arkadaşlarımız bulunacak. Biz düzenli olarak toplanacağız. Bu toplantılar, şartların elverdiği ölçülerde Sayın Başbakanımız ile de gerçekleştirilecek. Uzlaşma Komisyonu üyesi arkadaşlarımız bu toplantıların daimi üyesi olacak. Böylece partide geniş heyet, geniş siyasi birikim, tarihi birikimle Uzlaşma Komisyonu'ndaki arkadaşlarımızın desteklenmesi, oradaki tartışmaların beslenmesi söz konusu olabilecek" diye konuştu.

Komisyonun kendi gündemine hakim olduğunu ve kendi tutumunu kendisinin belirleyeceğini dile getiren Çelik, "Mutabakat kelimesini niçin tercih ettiler, onu bilemiyorum. O da güzel bir kelime, öbürü de güzel bir kelime. Meclis Başkanımız, 'Bir şeyin neticesini başlangıcı belirler' diyor. Belki böyle yeni bir başlangıç yapmak istemiş olabilir. Uzlaşma Komisyonu kuşkusuz kendi yöntemini belirleyecektir. Biz bu çerçevede kendi büyük komisyonumuzun toplantısına gelecek haftadan itibaren başlayacağız. MYK'da da bunu görüştük. Sayın Başbakanımız bizzat ayrıntılı bir şekilde bu konuyla ilgileniyor. Genel ilkeleri AK Parti olarak belirledik. O genel ilkeler çerçevesinde de uzlaşma komisyonundaki arkadaşlarımızla tutumumuzu paylaştık" ifadelerini kullandı.

Rusya'nın Türkiye sınırları içerisinde Açık Semalar Antlaşması planlaması gereği yapacağı gözlem uçuşunun iptal olmasına ilişkin bir soru üzerine de Çelik, söz konusu uçuşların 1992 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına üye 27 ülke tarafından imzalanmış bir anlaşma çerçevesinde başladığını hatırlattı.

- "Rusya'nın gözlem uçuşuna mücbir sebepler nedeniyle izin verilmedi"

Bu uçuşlara, açık saha anlaşması gereği gözlem uçuşu denildiğini aktaran Çelik, gözlem uçuşları yapılırken rotanın belirlenmesi ve hangi cihazlarla uçulacağı konusunda ev sahibi ülkenin bir inisiyatifi olduğunu söyledi.

Uçuş sırasında kullanılacak cihazların anlaşmalara uyup uymadığının da ülkenin yetkililerince belirleneceğine işaret eden Ömer Çelik, şu bilgileri verdi:

"Açık saha anlaşması çerçevesinde 1992 yılında imzalanan anlaşma temelinde bir Rus uçağı Türkiye'de gözlem uçuşunu yapmak için başvurdu. Fakat talep ettiği rota Suriye sınıra yatay bir şekilde geçen bir rota, aynı zamanda Hatay'a kadar giden bir rota. Bunun şu anki güvenlik sorunları sebebiyle o bölgedeki güvenlik sorunları sebebiyle buna mücbir sebeplerle izin verilmesi söz konusu değil. Biz şunu da kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Rusya ile aramızda sıcak ve taze bir kriz var. Halen bu kriz devam etmektedir. O bölgede Türkmendağı dahil pek çok bölgede Rus uçaklarının faaliyeti var. Kamışlı'nın karşısında Rus askeri var. Açık saha anlaşması gereği yapılacak bir gözlem uçuşunda 'Türkiye'den Hatay'a kadar uçacağım' ya da 'Suriye sınırını yalayarak, teğet geçerek, Türk toprakları içerisinde uçacağım' gibi bir talebin ne manaya geleceğini, bu kadar spekülatif bir talebe niçin Rusya'nın ihtiyaç duyduğunu da uluslararası kamuoyunun takdirlerine bırakıyoruz. Mücbir sebeplerin dışında buna karışılamıyor. İstenilen yerde uçulabiliyor, rotayı kendisi belirleyebiliyor ülke ama mücbir sebep söz konusu ise o ülkenin otoritesi devreye giriyor. Suriye krizi bir küresel kriz. Biz bu krizin cephe ülkelerinden birisiyiz. Bizim Suriye sınırımızda bir gözlem uçuşu yapılması, Hatay'a kadar gidilmesi oradaki güvenlik sorunları sebebiyle müsaade edilecek bir sorun değil. Rus uçağının gözlem uçuşu yapmasına bu çerçevede müsaade edilmemiştir."

Çelik, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yarın Mardin'de açıklayacağı eylem planına yönelik bir soru üzerine, planda bölgede yaşayan vatandaşların uğradığı mağduriyetlerin ortadan kaldırılmasının da bulunduğunu söyledi.

Bütün toplum kesimlerini bu anlamda duyarlı olmaya davet ettiklerini dile getiren Çelik, bunun sadece devlet, hükümet ya da AK Parti inisiyatifi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Operasyon bölgelerinin şu anda Türkiye'nin en sıkıntılı bölgeleri olduğunu ifade eden Çelik, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da her hafta sonu bu illerden birini ziyaret edeceğini söyledi.

Sanatçıların, sporcuların, sivil toplum kuruluşlarının o bölgelerle dayanışma içerisinde olmasının son derece kıymetli olduğunu dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güvenlik sıkıntılarının ortadan kalkmasıyla birlikte 5-6 bakanlık belirli bir koordinasyon içerisinde oradaki insani yaşamın düzeltilmesinden çevresel faktörlerdeki hasarın kaldırılmasına kadar çok yoğun bir çalışma yapacak. Bununla ilgili olarak AK Parti MYK'sına da kapsamlı bilgi verildi. Buna entegre bir strateji diyebiliriz."

Çözüm sürecinin yeniden başlayıp başlamayacağına ilişkin bir soru üzerine Çelik şunları kaydetti:

"Çözüm süreci dediğimizde ki buzdolabı ifademizin, bu süreci bundan sonrasında milli birlik ve kardeşlik projesi olarak adlandırma tutumumuzun altını çizmek gerekir. Biz meseleye hiçbir zaman güvenlik politikalarıyla yaklaşmadık. Bugün de orada güvenlik politikaları söz konusu değildir. 90'lı yıllara dönen hükümet değildir, devlet değildir. 1990'lı yıllara dönüş yapan geçmişteki birtakım derin ve kirli unsurların yöntemlerini devşirerek bugün vatandaşlarımıza musallat olan PKK terör örgütüdür. Kürtler üzerinde devletin, hükümetin asimilasyon, ret ve inkar politikası kalmamıştır. Bugün ötekileştirici politikalar PKK'nın tasallutu yüzünden ortaya çıkmaktadır. Kamu düzeni sağlanana kadar bu tip kavramlar şu anda gündemimizde değil. 'Hadi masaya dönelim' gibisinden söylemini yükseltenlerin şunu bilmesi gerekir ki, biz şunun farkındayız; masaya dönmekten kasıtlarının oradaki terörist yapılarına dönük meşru güvenlik operasyonlarını baltalamak, akamete uğratmak, teröristlerin yeni mevziler kazanmasına imkan vermek olduğunu görüyoruz. Çünkü bunların oradaki barikatları, hendekleri vatandaşlarımıza dönük katliam girişimlerini bu insanlık dışı uygulamaları 'direniş' olarak adlandırmaları bile bu terör faaliyeti konusunda en masum deyimle kafa karışıklıklarını çoğu kez de gördüğümüz gibi teröre siyasi olarak destek vermek tutumlarını gösteriyor. Biz bunu topyekun reddediyoruz."

- "En baştaki tutumumuzu sürdürüyoruz"

Ömer Çelik, "Önümüzdeki süreçte muhatap değiştirmek söz konusu olabilir mi? HDP dışında kalan diğer Kürt siyasi partilerin veya tarafların konuya dahil edilmesi söz konusu olabilir mi?" şeklindeki bir soru üzerine, "Teröre bulaşmayan, terörist faaliyetlere destek vermeyen, meşru siyaset zemininde, meşru hukuki zeminde kalan herkes muhataptır" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgedeki önemli kanaat önderlerini davet ettiğini, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bölgedeki sivil toplum örgütleriyle görüştüğünü aktaran Çelik, "Çok geniş bir yelpazede, o bölgede yaşayan bütün vatandaşlarımız, bütün sivil toplum örgütleri, bütün siyasi oluşumlar, 'terörle yan yana durmamak, terörle iç içe geçmiş bir tutum sergilememek' şartıyla muhataptırlar. Bunda hiçbir şey yok. Yani, 'muhatap değişiyor, şu oluyor, bu oluyor' diye bir şey yok. En baştaki tutumumuzu sürdürüyoruz" ifadesini kullandı.

- "Çok doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz"

Mesut Barzani'nin, Kürdistan'ın bağımsızlığı yönünde bir referandum hazırlığı yaptıklarını söylediğinin hatırlatılması üzerine Çelik, bölgenin çok ciddi sıkıntılar çektiğini, Sykes-Pikot Antlaşması'nın, bu suni sınırlarla birlikte bölgeye huzur getirmediğini ve daha büyük bir istikrarsızlık oluşturduğunu belirtti.

Suni devletler, suni siyasi yapılar ve suni oluşumların çok geniş bir coğrafyada etkinliğini sürdürdüğünü dile getiren Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu bölgede yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkması, bunu sadece bir Kürt bölgesi için ya da başka bir bölge için söylemiyorum, bölgenin huzuruna katkı sağlamaz. Şimdi bu söylendiği zaman, 'Yani başkalarının buna hakkı var da Kürtlerin buna hakkı yok mu' deniyor. Bugünün meselesi, bu dünyanın meselesi, bu çağın meselesi... Zamanın ruhunun bize emrettiği şey şudur; yeni birtakım devletçikler ya da birtakım suni kriz alanları oluşturmak değil. Bütün bu devlet içerisindeki sınırlara saygı duyarak ama bu sınırları aşan ekonomik ve siyasi birlikler oluşturabilmek, ekonomik, siyasi ve kültürel olarak bu bölgeleri ve halkları yaklaştırabilmek, Anadolu'nun ve Mezopotamya'nın insanlarını ortak kültür havzasının, ortak refah havzasının, ortak güvenlik havzasının ve ortak özgürlük havzasının eşit unsurları haline getirebilmek. Dolayısıyla meseleyi bir devlet meselesi olarak koyarsak 19. yüzyılın bu ilkel ulus devlet yaklaşımının yeniden dejavu etmesi gibi bir sonuçla karşı karşıya kalırız. Bu, kimseye fayda getirecek, kimsenin özgürlüğünü, refahını artıracak bir tutum değil. Dolayısıyla meselenin, 'devlet olsun-olmasın' gibisinden tartışılması, bence Sykes-Pikot'un yarattığı suni gündemi daha da pekiştirmekten başka bir işe yaramaz. Bu bölgede kafa yormamız gereken şey, bütün etnik grupların, bütün mezhep gruplarının, devletlerin sınırlarına saygı duyarak, bu sınırları aşan yeni refah alanları, yeni refah bütünleşmeleri, yeni özgürlük bütünleşmeleri ve yeni siyasi yaklaşımları, yeni kültürel entegrasyonları nasıl üretebileceği üzerinde kafa yormaktır diye düşünüyorum. Dolayısıyla çok doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz."

(Bitti)



Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.