AK Parti Daraltılmış İl Danışma Meclisi toplantısı

AK Parti Daraltılmış İl Danışma Meclisi toplantısı

AK Parti Daraltılmış İl Danışma Meclisi toplantısı

AK Parti Daraltılmış İl Danışma Meclisi toplantısı

02 Nisan 2016 Cumartesi 11:40
AK Parti Daraltılmış İl Danışma Meclisi toplantısı

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Bunlar (Paralel Yapı) 17 Aralık'ta, bu bir darbe girişimidir, başarılı olsalardı, Türkiye'yi esir alacaklardı. Daha önce de Türkiye'de darbeler oldu, her türlüsü. Amaç bir partiyi alaşağı etmekti, 28 Şubat'ta Refah Partisi'ni hükümetten indirdiler, düşürdüler. Her darbenin farklı amacı oldu. Ama bu kadar kapsamlısı, tehlikelisi olmadı." dedi.

Akdoğan, Gölbaşı Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde düzenlenen AK Parti Daraltılmış İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. Akdoğan, AK Parti'nin çok şey başardığını, yollar, köprüler, barajlar yaptığını ama en önemlisi, ülkenin mukadderatını etkileyecek, büyük siyasi reformlar, projeler gerçekleştirmek olduğunu söyledi.

Şehitlerin, vatan ve millet, ülkenin geleceği için canlarını feda ettiklerini, kendilerine düşenin de onların emanetlerine sahip çıkmak olduğunu ifade eden Akdoğan, "Şehadet ruhu ne demektir? Bunu anlamayanlar aslında birçok şeyi anlamıyorlar. Terör örgütü bir hesap hatası yaptı. Sandı ki devlet bu şehirdeki yeni yapılara müdahale edemez, bunu göze alamaz, eğer müdahale ederse siviller hayatını kaybeder, çünkü yerleşim yerlerinin içinde bunlar. Dağdan geldiler, şehir merkezlerinde binalara yerleştiler ve dediler ki, devlet buraya müdahale ederse siviller hayatını kaybeder, halk sokağa dökülür, büyük bir isyan başlar. Batı, Birleşmiş Milletler ayağa kalkar, müdahale ederler, burada fiili durum meydana getiririz." diye konuştu.

Devletin oyunu bozduğunu ve sivillerin hayatını koruyarak, sivil hassasiyeti gözeterek, demokrasi ve hukuk içinde bir mücadele ortaya koyduğunu belirten Akdoğan, "Onlar sandılar ki devlet paldır küldür müdahale eder ve insanlar hayatını kaybeder. 'Devlet, halkı öldürüyormuş' gibi bir görüntü çıkar. Oysa böyle bir görüntü çıkmadı. 'Örgüt insanların hayatını mahvediyor' diye bir görüntü çıktı." dedi.

Terörle mücadelede halkın, devletin yanında durduğuna dikkati çeken Akdoğan, bundan dolayı da örgütün bütün hamleleri ve stratejilerinin boşa çıktığının altını çizdi.

Akdoğan, "Ankara'da otobüs durağında bomba patlattılar. Ne oluyor bu tür eylemlerde? Halk tepki gösteriyor, batı tepki gösteriyor. Örgütün kendi içinde bile birtakım kırılmalar yaşanmaya başlıyor." diyerek, o noktaya gelen örgütlerin sona yaklaşmış olduğuna dikkati çekti. Akdoğan, terörle mücadelenin kararlı bir şekilde devam edeceğini vurguladı.

- "Halk devletinin yanındadır"

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Diyarbakır ziyareti öncesi, terör örgütünce yapılan saldırıyı anımsatan Akdoğan, "Sanıyorlar ki korkutacaklar. Milleti tehdit ettiler, millet hiç itibar etmedi. Nevruza bakın, daha önceki Nevruzlara bakın, bu Nevruza bakın, 30 bin kişiyi toplayamadılar ne Diyarbakır'da ne başka yerde. Yani insanları sokağa dökemediler. Onlara inat Başbakanımız, Diyarbakır'a gitti ve dedi ki 'biz buraları ayağa kaldıracağız, imar edeceğiz, ihya edeceğiz, inşa edeceğiz' ve inşallah edeceğiz. Bu bir kırılma noktasıdır. Halk devletinin yanındadır ve devletini daha fazla kucaklayacaktır." ifadelerini kullandı.

Verdikleri mücadelede Paralel Yapı, PKK, PYD, YPG gibi terör örgütlerinin Türkiye'ye saldırıya geçtiğini belirten Akdoğan, bunların arkasında Paralel Yapı olduğunu ve onun da terör örgütleri ile işbirliği içinde bulunduğunu söyledi.

Akdoğan, "Pensilvanya'da beddua ediyor, Kandildekiler 'amin' diyor. Kandil eylem talimatı veriyor, bu taraftan alkış sesleri geliyor. Bu, kirli bir işbirliğidir ve bunlar hepsi aynı amaca hizmet ediyorlar. Onun için diyorum ki, terörle mücadeleyle başarılı olabilmemiz için Paralel Yapıyla mücadele de çok önemli." dedi.

Paralel Yapının dünyanın neresinde olursa olsun, Türkiye karşıtı her yapının yanında saf tuttuğunun altını çizen Akdoğan, bu yapının Türkiye düşmanlarıyla kol kola hareket ettiğini söyledi.

- "17 Aralık'ta başarılı olsalardı Türkiye'yi esir alacaklardı"

Paralel Yapıya yönelik operasyonlara gelen eleştirilere de değinen Akdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Merhametten maraz doğar. Bunlar, 17 Aralık'ta, bu bir darbe girişimidir, başarılı olsalardı Türkiye'yi esir alacaklardı. Daha önce de Türkiye'de darbeler oldu, her türlüsü. Amaç bir partiyi alaşağı etmekti, 28 Şubat'ta Refah Partisi'ni hükümetten indirdiler, düşürdüler. Her darbenin farklı amacı oldu. Ama bu kadar kapsamlısı, tehlikelisi olmadı. Bunların amacı sadece bir partiyi devirmek değildi, devleti devirmekti, Türkiye'yi esaret altına almaktı. Onun için MİT'i ele geçirmeye çalıştılar, yargıyı, emniyeti ele geçirmeye çalıştılar. Kim varsa bir şekilde içini boşaltıp ele geçirmeye çalıştılar."

Akdoğan, Paralel Yapının cemaatlere, STK'lara, iş dünyasına, gazetecilere kadar toplum kesimlerini tehdit ettiğini ve şantaj yaptığını aktararak, "Dünyanın her tarafında aleyhte kampanya yapıyorlar. 'Tayyip Erdoğan'ı devirirsek, bütün Türkiye'yi tekrar kontrol altına alabiliriz' düşüncesi içerisindeler. Ama bunu başaramayacaklar. Amaç sadece bir parti, belli şahıslar değil, mesele Türkiye meselesi. Amaç Türkiye'yi uydu devlet haline getirmek, buna izin vermeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Twitter'da açılan "We love Erdoğan" başlığının birkaç saat sonra kaldırıldığını anımsatan Yalçın Akdoğan, "Bu sizi niye rahatsız ediyor, Tayyip Erdoğan sevgisi niye sizi çıldırtıyor? Demek ki, bu yapıların içinde birileri var." dedi.

Büyük terör dalgasıyla birtakım şeylerin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını dile getiren Akdoğan, "DEAŞ, alçak katil bir terör örgütüdür, en çok bize zarar veriyor, en büyük mücadeleyi de biz yürütüyoruz. Ama bu İngiliz anahtarı gibi, her amaca uyuyor. Sınırları değiştirmek isteyenler 'aman DEAŞ var', bir yere müdahale etmek isteyen 'aman DEAŞ var.' Bu tür paravan örgütler, birtakım siyasi amaçları gerçekleştirmek için bir bahane olarak kullanılıyor. Bu oynanan oyunu da görmek gerekiyor." diye konuştu.

- "Medeniyetler çatışması iklimi oluşturulmaya çalışılıyor"

Paris'te, Brüksel'de yaşanan terör eylemleriyle adeta bir "medeniyetler çatışması" ikliminin oluşturulmaya çalışıldığına dikkati çeken Başbakan Yardımcısı Akdoğan, şöyle devam etti:

"Buna karşı bizim direnmemiz lazım. Bu hastalıklı bir anlayıştır. Lahor'da patlayan bomba, Brüksel'de patlayan bomba, Ankara'da patlayan bomba, bunların hepsi aynıdır. Ankara'da otobüs durağında bekleyen çocukları, öğrencileri katledeceksiniz, Lahor'da lunaparkta kadınları çocukları katledeceksiniz veya havaalanında kim olduğunu bilmediğiniz bir sürü insan katledeceksiniz. Bunların hepsi hastalıklı bir anlayıştır. Bu ister El Kaide olsun, ister DEAŞ, PKK bütün bu hastalıklı anlayışa karşı bir mücadele ortaya koymak lazım. Bunların amacı sonuçta İslam eşittir terör, böyle bir tablo ortaya koymaktır. Ne yaptılar Arap Baharını tersine çevirdiler. Tahammül edemediler halkların iradesinin yönetimlere yansısın. Dediler ki biz bunları yer altına itelim, radikalleşsinler, silaha başvursunlar biz de kafalarını koparalım ezelim. Ortadoğu'da Kuzey Afrika'da işte böyle bir oyun oynanıyor. Bunun panzehiri de Türkiye'nin ortaya koyduğu anlayıştır."

Terör örgütlerinin, amaca ulaşmak için her yol mübahtır anlayışının, İslam tarihi boyunca başlarına bela olmuş bir anlayış olduğunu, Paralel Yapının da aynı anlayışın bir sonucu olduğunu belirten Akdoğan, "Bu hastalıklı anlayışların elinde ister silah olsun El Kaide gibi, DEAŞ gibi, ister olmasın Paralel Yapı gibi. Bunlar aynı yolun yolcusudur. Bu zihniyetle bir mücadele ortaya koymak gerekir." dedi.

Yeni anayasanın toplumsal bir beklenti olduğuna işaret eden Akdoğan, millet bu konuda uzlaştığını, 2023 hedeflerine ulaşılması, büyük Türkiye idealinin yakalanabilmesi için yeni anayasanın yapılmasının gerekli olduğunu vurguladı. Akdoğan, Türkiye'nin geleceği için çok hayati olduğunu söylediği yeni bir anayasa yazılımı ve zihniyeti ile idari sistem konusunun vazgeçilmezleri arasında bulunduğunu bildirdi.

Akdoğan, dokunulmazlıkların TBMM'nin saygınlığı, itibarını korumak için olduğunu belirterek, "Siyaset terörün manivelası, kaldıracı haline geliyorsa, işte o siyasi yapılar terör örgütünün propaganda birimi gibi çalışıyorlarsa, onun yedeğine girmişlerse, Kandil'den talimat alıyorlarsa, açıktan terör faaliyetinin parçası haline geliyorlarsa onlara ilişmemek, dokunmamak, hukuku ve siyasetin altını oymaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Dokunulmazlıklar konusunda milletin beklentisine uygun hareket edeceklerini dile getiren Akdoğan, "Terörle mücadele sürerken, terörü destekleyen birtakım anlayışların, yapıların, eylemlerin pervasızca, cüretkar bir şekilde sergileniyor olmasına karşı milletimiz böyle bir beklenti içindedir. Bunun için de gereken adımları inşallah atacağız." dedi.

Türkiye'nin çok mücadeleler ortaya koyduğu iki konuda yalnız bırakıldığını belirten Akdoğan, bunların birinin terörle mücadele, diğerinin ise göçmen krizi olduğunu söyledi.

Türkiye ile AB arasında mutabakata varılan düzenli göçmen konusunun istismar edildiğini belirten Akdoğan, Türkiye'nin transit geçiş ülkesi olmaması, denizlerinde bebeklerin ölmemesi için yükün paylaşılması gerektiğini dile getirdi.

PKK'nın Brüksel'de çadır kurduğunu anımsatan Akdoğan, terörle mücadele konusunda yaşanan çifte standarda vurgu yaptı.

- "Demokratik anayasanın en önemli şartı, mimarının millet olmasıdır"

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya da yaptığı konuşmada, Türkiye'nin temel sorunlarına dikkati çekerek, yeni anayasa konusunda gelinen noktayı anlattı. Anayasanın, sadece bir medeniyet göstergesi değil, bir milletin demokrasi ruhunun ve seviyesinin göstergesi olduğunu söyleyen İyimaya, "Türkiye demokratik anlamda henüz anayasasına kavuşamamıştır. Demokratik anayasanın olmazsa olmaz en önemli şartı, mimarının millet olmasıdır." diye konuştu.

Osmanlı'dan bu yana yapılan anayasaların, "terceme yoluyla" yapılan anayasalar olduğunu belirten İyimaya, "Şu andaki anayasamızı da bir inşa anayasası olarak görmeyiniz, aslında protez bir anayasadır, takma bacak bir anayasadır." dedi.

İyimaya, 2011 yılında bilhassa partilerinin öncülüğünde oluşturulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun hem Türk tarihinde hem de Türk anayasa tarihinde başarılamayanı başardığını ifade ederek, "Etkisiz, baskısız büyük milletin nasıl anayasa istediğini büyük bir anayasa havuzunda, talepler havuzunda topladı. Bu tarihi bir belgedir." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti olarak uzlaşma temelinde bütün partilerin asgari müştereklerde birleşebileceği bir anayasa projesi üretme konusunda üzerilerine düşeni yaptıklarının altını çizen İyimaya, "Bundan sonra sıra anayasanın Adalet ve Kalkınma Partimiz tarafından projelendirilmesi ve halk oylamasıyla anayasa normuna dönüşmesine kalmıştır. Burada bizim tarihi sorumluluklarımız var. Bir defa yaptığımız iyi kavranmalıdır" ifadelerini kullandı.

Anayasa konusunda iki şey yaptıklarını belirten İyimaya, şunları kaydetti:

"1982 Anayasası yürürlükten kalkacaktır, bu çok önemli. Yani revizyonist bir anayasa yapmıyoruz, Anayasa'nın maddelerini tekrarcı bir yaklaşımla yeni bir anayasa yapmıyoruz. 1982 Anayasasının yürürlükten kaldırılması yeni anayasanın yapılmasından, yapılmış olmasından daha önemlidir. Giderek parti görüşü olmaksızın ifade etmeye mecburum ki, yeni anayasa yapmasak dahi bu parlamentonun kurucu iktidar yetkisi içerisinde yürürlükteki anayasayı yürürlükten kaldırması gerçek bir demokratik kazanım olacaktır. Çok önemli, 5 yıl, 2 yıl, 3 yıl anayasasız kalabiliriz, anayasal kurumlar var, anayasal kurumların bağlı olduğu yasalar yani organik yasa dediğimiz yasalar var, bu çok önemli. Ama akıllıca olanı, rasyonel olanı, yeni anayasayı da aynı zamanda, eş zamanlı olarak yürürlüğe koymaktır."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.