AGD Genel Başkanı Turhan'dan Birlik Ve Beraberlik Çağrısı

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı Salih Turhan, birlik ve beraberlik çağrısında bulunarak, 'Hiçbir çiçek bir başka çiçeği renginden, kokusundan, yaprağından ötürü kınamazken bir insanın diğer bir insanı renginden, ırkından, dilinden ötürü 'öteki' sayması temel haklardan mahrum etmesi kabul edilemez' dedi.

AGD Genel Başkanı Turhan'dan Birlik Ve Beraberlik Çağrısı

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı Salih Turhan, birlik ve beraberlik çağrısında bulunarak, 'Hiçbir çiçek bir başka çiçeği renginden, kokusundan, yaprağından ötürü kınamazken bir insanın diğer bir insanı renginden, ırkından, dilinden ötürü 'öteki' sayması temel haklardan mahrum etmesi kabul edilemez' dedi.

09 Nisan 2016 Cumartesi 13:28
34 Okunma
AGD Genel Başkanı Turhan'dan Birlik Ve Beraberlik Çağrısı

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı Salih Turhan, birlik ve beraberlik çağrısında bulunarak, "Hiçbir çiçek bir başka çiçeği renginden, kokusundan, yaprağından ötürü kınamazken bir insanın diğer bir insanı renginden, ırkından, dilinden ötürü 'öteki' sayması temel haklardan mahrum etmesi kabul edilemez" dedi.

Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Muş'a gelen Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan, basın toplantısı düzenledi. AGD'ye bağlı bir öğrenci yurdunda basın toplantısı düzenleyen Turhan, birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Anadolu Gençlik Derneği'nin kuruluş amacını açıklayarak sevgi ve kardeşliğin teminatı olduğunu ifade eden Turhan, "Öncelikle içinde bulunduğumuz zaman diliminin, Recep Ayının, mübarek üç ayların, bölgemizde, İslam coğrafyasında ve tüm yeryüzünde barışa vesile olmasını temenni ediyoruz. Bunun için hem kalben dua ediyoruz hem de fiilen gayret ediyoruz. Anadolu Gençlik Derneği, 'sevgi ve kardeşliğin teminatı' olmayı amaç edinmiş bir yapılanmadır. Hiçbir çiçek bir başka çiçeği renginden, kokusundan, yaprağından ötürü kınamazken bir insanın diğer bir insanı renginden, ırkından, dilinden ötürü "öteki" sayması temel haklardan mahrum etmesi kabul edilemez. Biz bu ülkede, İslam coğrafyasında ve tüm yeryüzünde barış içerisinde yaşamanın mümkün olduğuna inanıyoruz" dedi.

"İslam bir dayatma değil bir tekliftir" diye ifade eden Turhan, "Bu teklife icabet eden Türkler, Kürtler, Zazalar, Lazlar, Gürcüler, Çerkezler barış içerisinde, aynı kıbleye yönelerek ve aynı merhameti, kardeşliği, adalet anlayışını farklı dillerde kuşanarak birlikte yaşamışlardır. İslam'ın özünü kuşanan Müslümanlar, gayrimüslim unsurlarında haklarını gözetmişlerdir. Farklılıklar emperyalist kışkırtmalara kadar bir problem olmamıştır. Biz, çözüm ya da açılım sürecinde en başından itibaren izlenilen yolun yanlış olduğunu ortaya koyduk. Müslüman Kürt kardeşlerimiz, sadece Türkiye'de yaşamıyorlar. Irak'ta, Suriye'de, İran'da bulunan bir nüfus var. 'Bu meselenin çözümü için Bağdat, Şam, Tahran ve Ankara bir araya gelmelidir', dedik. Bu coğrafyanın en baştaki problemi parçalanmışlık problemidir. Emperyalist ülkeler, bu coğrafyaya çizdiği sınırlarla binlerce yıllık akrabalık, kardeşlik hukukunu yok saymışlardır. Yeni oluşturulan yönetimler de ırk eksenli kimlik dayatmaya başlayınca coğrafyamız sıkıntılı bir sürece girmiştir. Ancak bütün bu sıkıntılar geçicidir. Bu coğrafya tarihin kendine yüklediği misyonu yeniden üstlenecektir. Su çatlağını bulacaktır, su mecrasını bulacaktır" ifadelerini kullandı.

"ÇOCUK GAZZE'DE DE ÇOCUKTUR"

Cizre'nin, Sur'un, İdil'in, Yüksekova'nın da Dicle kenarına kurulmuş şehirler olduğunun farkında olmak gerektiğinin altını çizen Turhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dicle'nin kenarında bir kuzunun hakkını gözetmekten bahsediyorsak, elbette Cizre'nin, Sur'un, İdil'in, Yüksekova'nın da Dicle kenarına kurulmuş şehirler olduğunun farkında olmalıyız. Terörle mücadele edilirken masum insanların hakları gözetilmelidir. Yaralar sarılmalı, tüm mağduriyetler giderilmelidir. Çocuk Gazze'de de çocuktur, Cizre'de de çocuktur. Bu coğrafyadaki silahlı çatışmalar emperyalizme yaramaktadır."

Doğu'nun en temel problemlerinden birinin işsizlik olduğunu vurgulayan Turhan, "Gelecek kaygısı her gencin kalbinde bir yaradır. Toprağın insansızlaştırılması, insanın topraksızlaştırılması bu coğrafyanın gençlerini gurbete gitmeye ve orada düşük ücretle çalışmaya zorlamaktadır. İnsanlar doğdukları topraklarda doyabilmelidirler. Tarım ve hayvancılık bitirilmemelidir. Bu coğrafya hepimize emanettir ve gelecek nesillere bu emaneti taşımak hepimizin görevidir. Bizim derdimiz, kendine, insana, topluma, doğaya, Rabbine karşı sorumluklarının farkında ve kendinden olmayanı ötekileştirmeyen bir nesil yetiştirebilmektir" diye konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.