65. Hükümet Programı görüşülüyor

65. Hükümet Programı görüşülüyor

65. Hükümet Programı görüşülüyor

65. Hükümet Programı görüşülüyor

27 Mayıs 2016 Cuma 20:24
82 Okunma
65. Hükümet Programı görüşülüyor

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Türkiye AK Parti öncesinde, zürafaya benzer bir toplumdu. Yani üst toplumsal kesimlerde daha az insanın olduğu, orta sınıfların zayıf olduğu, altta ise geniş yatay kitlenin olduğu yapıya sahipti. Şimdi 14 yılda AK Parti'nin çalışmaları, emekleri, kalkınma ve gelişme istikametindeki o seferberlik ruhuyla birlikte vazoya benzeyen bir toplum olmuştur." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, 65. Hükümet Programı üzerinde konuşan Bostancı, 65. Hükümet Programı'nın hızlı yazıldığı eleştirisiyle karşılaştıklarını söyledi.

Bakanlar Kurulu sıralarını gösteren Bostancı, "Değişen burada oturan insanların bir kısmı. Ama AK Parti nasıl milletle bir toplumsal sözleşme yaptıysa bu değişmedi. Bu her Hükümet Programı'nda en temel iskelet olarak kendini ortaya koyar. 2002 yılında bu memlekete ve millete karşı AK Parti'nin temel yaklaşımı neyse bugün de odur. Muhalefet ne derse desin AK Parti'nin çok büyük bir toplumsal ve politik hareket olduğunu, dışarıdan soğukkanlı ve nesnel şekilde bakan her akıl takdir eder. Bu büyük toplumsal ve politik seferberliği takdir etmek, rasyonel şekilde değerlendirmek gerekir. Böylesine büyük toplumsal hareketler bir günde, üç günde, bir ayda, üç ayda kurulmaz. Onlar tarihin içinden şekillenir." ifadelerini kullandı.

Bostancı'nın kürsüde olduğu sırada TBMM Genel Kuruluna gelen Başbakan Binali Yıldırım, bakanlar ve AK Parti milletvekillerince ayakta alkışlandı.

Hükümet Programı'nın tarihin içinden gelen bir siyasi aklın ve toplumsal kuşağın eseri olarak ortaya çıktığını, AK Parti'nin 14 yılda büyük hizmetler yaptığını belirten Bostancı, şöyle konuştu:

"Gidin gerçek insanlara dokunun. Türkiye AK Parti öncesinde, tabiri caizse biraz benzetmek için söylüyorum, zürafaya benzer bir toplumdu. Yani üst toplumsal kesimlerde daha az insanın olduğu, orta sınıfların zayıf olduğu, altta ise geniş yatay kitlenin olduğu yapıya sahipti. Şimdi emin olun 14 yılda AK Parti'nin çalışmaları, emekleri, kalkınma ve gelişme istikametindeki o seferberlik ruhuyla birlikte, yine benzetmek için söylüyorum, vazoya benzeyen bir toplum olmuştur. Daha dengeli, orta sınıflaşmanın güçlü olduğu bir toplum. Rahmetli Özal, orta sınıflaşma diye sayıklayarak hayatını kaybetti. Aynı siyasi geleneğin devamı olarak AK Parti orta sınıflaşma idealini önemli ölçüde gerçek kıldı. İstatistikleri bırakın, orta sınıftan insanlarla konuşun. Onların geleceğe umutla baktığını görürsünüz. Onların günlük harcamalarını yaptıktan sonra ayrıca geçmişle karşılaştırılmayacak ölçüde tasarruf edebildiğini görürsünüz. AK Parti'nin yaptığı bütün hizmetler, Türkiye'de demokrasi ve özgürlükleri güçlendirici istikamettedir. "

- "Esed'e mezhebi yüzünden değil katil olması, halkına zulüm yaptığı için karşı olduk"

Dış politikada önemli işler yaptıklarını belirten Bostancı, Türkiye'nin zorlu ve bela bir coğrafyada olduğuna işaret eti. Bostancı, "Bu coğrafyada insanı rahat bırakmazlar. Türkiye komşularıyla olan ilişkilerinde adil ve hakkaniyetli bir dünya tasavvuru çerçevesinde baktı, ayrıca demokrasi ve insan hakları temelinde yaklaşımı temel aldı." ifadelerini kullandı.

Bostancı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye konusunda bize yöneltilen iki eleştiri var, biri 'Siz mezhepçi bir politika yürütüyorsunuz.' İkincisi 'Dün Esed ile kol kolaydınız, şimdi düşman oldunuz.' Bu iki önermenin aynı anda dile getirilmesi çelişkili değil mi? Eğer biz mezhepçi politika gütmüş olsaydık, Esed ile ne işimiz vardı yatlarda, katlarda? Bir işimiz olmazdı. Esed o zaman mezhebini mi değiştirdi? Değil. İran ile her zaman ilişiklerimiz iyi olsun diye uğraştık, İran mezhebini mi değiştirdi? Hayır. Peki biz İran ve Esed ile bu ilişkileri niye kurduk? Esed, o zaman babası o diktatör Hafız'dan daha farklı vaatlerde bulundu. Suriye'ye demokrasiyi getireceğini vadetti, oradaki toplumsal gerçekliğin siyasete intikal edeceği yapıların, yollarını açacağını söyledi. Biz de 'Evet' dedik, destekledik. Sonra Esed eli kanlı bir katil oldu. Esed'e, mezhebi yüzünden değil katil olması, halkına zulüm yaptığı için karşı olduk. AK Parti'nin burada yaptığı mezhep temelli değil insanlık, hakkaniyet ve adalet temelli bir yaklaşım. Eleştirilerde mantıki tutarlılık önemli."

Aileyi önemsediklerini, AK Parti döneminde kadınların kamusal hayata katılımının en fazla olduğunu ifade eden Bostancı, 10-15 yıl öncesinden çok daha farklı şekilde kadınların kamusal ve politik hayatın içinde olduğunu söyledi. Bostancı, "Kadın üzerinden bir sürü spekülasyon yapanlar, toplumsal gerçekliği ıskalıyorlar. Onlar ıskalayabilir ama millet ıskalamıyor." dedi.

-"HDP'yi Meclis'te istemiyoruz, diyorlar"

CHP'lilerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "diktatör" dediğini belirten Bostancı, şöyle konuştu:

"Daha önce de rahmetli Özal'a, Menderes'e dediniz. Menderes'i, Özal'ı kim getirdi? Millet getirdi. Erdoğan'ı kim getirdi? Kendisi mi çıktı oraya, tankla, topla mı çıktı? Millet getirdi. Millet kimi desteklediyse sizin gözünüzde diktatördür kardeşim. Bu sizce normal bir şey mi? 2010 yılında CHP'de genel başkan değişimi yaşandı. Sayın Genel Başkan çıktı dedi ki 'Korku imparatorluğunu yıktık' dedi. Demek ki eski CHP'de bir diktatör vardı. Üstelik koskoca CHP'yi korkuyla yönetiyordu. Gerçekten öyle miydi, Sayın Genel Başkan doğru mu söyledi? Korku imparatorluğu yıkıldı yerine yeni CHP geldi. Yeni CHP'ye meydan okuyan Sayın Muharrem İnce 'Asıl diktatör sensin' dedi. CHP, bu diktatör meselesinde o kadar takıntılı ki...Elinde başka bir malzeme yok, diktatör aşağı, diktatör yukarı...Sizin yaptığınız kendi içinizde ve AK Parti'ye karşı sadece demagoji."

Bostancı, konuşmasının sonunda HDP'ye yönelik olarak, "Terör meselesini çözmemiz lazım. Geçmişte Anadolu'yu dolaşırken bazı insanlar 'HDP'nin Türkiyelileşme projesi var. Kendileriyle aynı kanaati paylaşmıyorum ama onlara oy vermeyi düşünebilirim' diyorlardı. Bugün dolaşırken 'HDP'yi Meclis'te istemiyoruz' diyorlar. Siz ne yaptınız Allah aşkına, ne söylediniz, bu millete ne yaptınız? Bunu ben biliyorum da sizin de düşünmeniz gerekiyor. Madem ki toplumsal barış, ülkenin birliği...Dilinizde üslubunuzda, siyasetinizde bir yanlışlık olduğunu düşünmüyor musunuz?" diye sordu.

- "Egolarına yenik düştüler"

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, sataşma gerekçesiyle söz alarak, dünyada tüm sistemlerde demokratik yollarla bir makama oturup sonra demokrasiyi unutup askıya alan siyasetçiler olduğunu belirterek, "Diktatöre çok takılıyorsunuz, takılmayın." dedi.

TDK sözlüğünden diktatör tanımını okuyan Altay, "Rahmetli Menderes, rahmetli Özal da egolarına yenik düştüler. Hizmetleri var Allah razı olsun, nur gününde yatsınlar. Egolarına yenik düştüler. Ama Cumhuriyet tarihinde, git geriye Osmanlı, Selçuklu tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı kadar egosuna yenik düşmüş siyasetçi ne gördüm, ne duydum." iddiasında bulundu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada, diktatörlüğün bir süreç olduğunu belirterek, "Toplum buna müsaade etmez. Şimdi diktatörlüğün bütün mekanizmaları hayata geçmemiştir, hiçbir zaman da geçmeyecektir. Ben hafta sonunda Diyarbakır'daydım, Sur'da, Cizre'de sizin ve saray için söylenenleri burada söylesek sokağa çıkamazsınız. HDP 5 milyon oy alarak Meclis'e gelmiş. HDP'yi hiç kimse parlamentodan atamaz, bize oy veren 5 milyon insan iradesini geri alır bizi parlamentodan onlar atabilir. Onun dışında böyle bir hakkı kimse kendisinde bulamaz. Biz hem sizin hem de PKK'nın savaşının çözüm getirmediğini söylemişiz. HDP'nin programı ve yaptıklarıyla ilgili eleştirileri anlarız ama 'Sokaktan geçtim böyle söyledi' derseniz o zaman 'Siz trol ve troliçelerin etkisinde konuşuyorsunuz' deriz." ifadelerini kullandı.

Bostancı, yeniden söz alarak, geçmişte HDP'nin kendi içinde de Türkiyelileşme tartışmaları olduğunu belirterek, "Eğer ülkede Kürt meselesi çözülecekse insanlığın ve Türkiye bağlamında çözülecek. Türkiye'nin tamamına ilişkin irade ıskalanarak çözülmeyecek. Bu meseleye ilişkin iddiaya sahipseniz Türkiyelileşme iddianız üzerinden yapmalıydınız. Bugün kendinizi dil, üslup ve siyaset olarak bir hapishaneye kapattığınızı söyledim. Kürt meselesine ilişkin çözümü, ülkenin toplam iradesi üzerinden şekillendirmek ve bu bağlam üzerinden dile getirmek, herkesin az çok rızasını kazanarak sürdürmek durumundasınız. Milletin seçtiği herkes Meclis'te olacak ama hukuk da işleyecek." diye konuştu.

Baluken de Kürt sorununa çözüm konusunda alternatif söyleyen tek parti olduklarını öne sürerek, "Bu kadar cenazeye rağmen toplum yüzde 60 oranında Çözüm Süreci'ne geri dönülmesini savunuyor." dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.