2016 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

13 Şubat 2016 Cumartesi 22:00
113 Okunma
2016 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, "Hayalimiz şu, herkesin bireysel kıdem tazminatı hesabı olsun, işçi ile işveren arasında bir tehditleşme olmasın, bu bir tehdit mekanizması olarak ortada durmasın" dedi.

Bakan Soylu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2016 yılı bütçesine ilişkin görüşmelerde, milletvekillerinin sorularına ve yöneltilen eleştirilere cevap verdi.

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan'ın öğlen yaşanan tartışma nedeniyle Soylu'dan özür dilemesini istemesi üzerine söz alan Soylu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın bazı ifadeleri kullanmaması halinde 6-7 Ekim olaylarının yaşanmayacağını söyledi. Genlerinde demokrasiye karşı nefret suçu işlemenin olmadığını ifade eden Soylu, şöyle konuştu:

"Şunu ifade etmek istiyorum, sizin şahsınızla alakalı böyle bir şey söylemedim, söylemem. Olayın yukarıdan aşağıya gelişiyle ilgili olarak söylediğim söz, çok açıktır ve nettir."

Paylan'ın, "Sözlerinizi düzeltecek misiniz?" şeklindeki ısrarı üzerine Bakan Soylu, "Daha ne düzelteceğim, yanlış anlamışsınız siz. Bana derseniz 'Selahattin Demirtaş sözlerinden geri adım at', ben o olayın sorumlusunun kendi vicdanımda ve kendi anlayışımda o olduğunu biliyorum" dedi.

- "Suriyeliler kendi işini de kurabilecekler"

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal'ın özel sektörde çalışanların izin ve fazla mesai sorunlarının çözümü için Bakanlığın neler yaptığıyla ilgili sorusu üzerine Soylu, çalışma hayatıyla ilgili çok sayıda şikayetin kendilerine de geldiğini söyledi.

Bakanlık olarak çalışanların sorunlarını tespit edebilmek için denetimleri aralıksız sürdürdüklerini bildiren Soylu, bu denetimlerinden dolayı özel sektörün 'Çok sık denetim yapıyorsunuz' tepkileriyle karşılaştıklarını aktardı.

Diğer bir soru üzerine, yabancılar için geçerli olan çalışma izinlerinin Suriyeliler için de geçerli olduğuna işaret eden Soylu, Suriyelilerin işçi olarak çalışabileceği gibi kendi işlerini de kurabileceğini vurguladı.

Suriyelilerin sadece ikamet ettikleri illerde çalışabileceğine ve işyerinin toplam çalışan sayısının yüzde 10'una denk gelen sayının geçilemeyeceğine dikkati çeken Soylu, bu kısıtların tarım sektörü için geçerli olmadığını kaydetti.

Soylu, istihdam edilen Suriyelilerin kendi başlarına bırakılmayacağını, sıkılıkla denetleneceğini ifade etti.

- "GSS ile ilgili çok önemli adımlar için çaba sarf ediyoruz"

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu'nun sosyal güvenlik reformunun amacına ulaşmadığı, bu alanda yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğu yönündeki değerlendirmelerine de değinen Soylu, şöyle konuştu:

"Biz, SGK içerinde üç kurumun (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) bilgi işlem alanındaki entegrasyonundan tutun da buradaki sağlık hizmet sunumundaki memnuniyeti artırma ve buradaki denetlemelerin tamamına kadar neler yapabileceğimizi aynen sizin yaptığınız değerlendirme üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Yani bir planlama yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde, hem Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile ilgili çok önemli adımları yine milletimizle buluşturmak için çaba sarf ediyoruz. Çünkü orada da neler aksıyor, sistemde nelerle karşı karşıyayız, bütün bunları bir şekilde gözden geçiriyoruz. Bunun sonucunda bir sistem oluşturmaya çalışacağız. Biz, bunu ikinci faz olarak değerlendiriyoruz. Her gün ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara karşılık biz de ciddi bir şekilde bir çalışma ortaya koyuyoruz."

Kuşoğlu'nun diğer bir sorusu üzerine, Hema Dişli'den çıkartılan işçilerin durumunu yakından takip ettiğini belirten Soylu, işten çıkartılan işçilerin aileleriyle mağduriyet yaşadığını ve psikolojik olarak çöküntü içerinde olduklarını söyledi.

Komisyon üyelerinin soruları üzerine Ekonomik Sosyal Konsey ile ilgili de konuşan Soylu, "Ekonomik Sosyal Konsey, inşallah en yakın zamanda tekrar toplanacak ve bir araya gelecektir. Bütün istişare kurullarını tamamını çalıştırıyoruz. Artık piyasa, saha sürekli takip etmeyi gerektiren, sürekli reflekslerini bir şekilde almayı ve ona karşı tedbir üretmeyi gerektiren süreç izlemektedir. Özellikle Ekonomik Sosyal Konseyin toplanması, hem bizim açımızdan hem özel sektörümüz açısından hem de çalışma hayatı açısından büyük önem taşımakta" dedi.

- "Niçin karşı çıkılıyor, inanın anlamakta zorlanıyorum"

Komisyon üyelerinin yoğun olarak sorduğu kıdem tazminatıyla ilgili yapılmak istenen düzenlemeye de değinen Soylu, 2001'de tüm sendikaların kıdem tazminatına ilişkin ortaklaşa imzaladıkları ciddi bir bildiri olduğunu anımsattı.

Kıdem tazminatı konusundan çalışanların emeğinin karşılığını almasından yana olduklarını vurgulayan Soylu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bugün kıdem tazminatının varlığı, işgücünün üzerinde bir güvence oluşturmamaktadır. Çalışanların yüzde 86'sı kıdem tazminatı alamıyor ancak yüzde 14'ü alıyor. Bunu siz de ben de biliyoruz. Yüzde 14'ün de ne kadar aldığı tartışmalıdır. O kağıda hangi şartlarda imza attı? Özellikle sanayisi çok yoğun olan bölgelerde ilk 5 yılda işletmelerin yüzde 80'i, ilk 10 yılda işletmelerin yüzde 90'ı kapanıyor. Hangi 20 yıldan, hangi 15 yıldan dem vuracaksın."

İşçilerin kıdem tazminatı hesabında 30 günlük hakkı kaybetmek istemediğine dikkati çeken Soylu, işçilerin hakkından geriye gidilmesinin söz konusu olmadığını söyledi.

"Hayalimiz şu, herkesin bireysel kıdem tazminatı hesabı olsun, işçi ile işveren arasında bir tehditleşme olmasın, bu bir tehdit mekanizması olarak ortada durmasın" diyen Soylu, yeni düzenlemenin işsizlik fonu şeklinde olabileceğini de ifade etti.

Bazı sendikaların ise kendilerine "Devlet olarak siciliniz bozuk" yönünde eleştirilerde bulunduklarına işaret eden Bakan Soylu, şunları kaydetti:

"Tasarruf Teşvik Fonu gibi fonların hepsini biz karşıladık, hepsini biz ödedik. Eleştirilerde haklılar ama şunu ifade etmek istiyorum, bizim burada eleştirildiğimiz tek nokta, Türkiye'nin krize girdiği bir dönemde sosyal taraflarla anlaşarak o da yine Yüksek Planlama Kurulu kararı ile birlikte zamanı geldiğinde geri ödenmek suretiyle böyle bir değerlendirme yapılmıştır. Şu anda 93 katrilyona ulaşmış ve hep birlikte bunun sonucunu takip ediyoruz. Burada esas bu parayı yönetmek değildir, buradaki esas işçimizin alın terinin karşılığının nasıl maaş olarak ödeniyorsa kıdem tazminatındaki hadisenin de kendisiyle buluşturabilmesi, çok nettir. Buna niçin karşı çıkılıyor, inanın ben bunu anlamakta zorlanıyorum, mantıklı hiçbir şey bulamıyorum."

Kıdem tazminatı ile ilgili herkesin dersini çalıştığını söyleyen Soylu, "Konu nasıl olmalı, bunu siyasi partilerle de konuşacağız, sizlerle de konuşacağız, konuşmak durumundayız. Geleceğiz, anlatacağız. Çünkü bu önemli bir konu, bu konuyu beraber konuşmak ve beraber kararlaştırmak durumundayız. Bunun önemli olduğunun, sosyal taraflarla ve diğer tartışmalar yapılmadan bizim burada bir belge sunmamızın son derece tutarsız olacağını bir kere daha ifade etmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu.

- "En katı çalışma hayatına sahip ülkelerden birisiyiz"

Bakan Soylu, esnek çalışma düzenlemesiyle ilgili olarak mevsimlik tarım işçilerini örnek gösteren Soylu, koydukları kıstaslar nedeniyle eleştirildiklerine işaret etti. Soylu, şöyle devam etti:

"Ortaya atılacak bütün adımlar, çok net. Biz, OCED ülkeleri içerisinde en katı çalışma hayatına sahip ülkelerden birisiyiz. Bir taraftan yatırım ortamının iyileştirilmesini istiyoruz, bir taraftan da esnek çalışma... Çalışma hayatımızdaki şu anda yaşanan ama kayıt dışıyla karşı karşıya kaldığımız ve hayatın içinde olan şeyler. Adam bayram öncesi üretiyor, bir daha üretmiyor, iki bayram öncesi, ek işçi almak zorunda 4 aylık, dönemsel iş. Böyle işletmeler bilmiyor muyuz, hepimiz biliyoruz. Dışarıdan alıyor veya bir ihracat artışı ortaya koymuş, bunu da kısıtladık. Ciddi tedbirler aldık. Bunu istismar edebilecek özel istihdam bürolarına koyduğumuz kısıtlar, neredeyse hareket kabiliyetlerini ortadan kaldıracak."

Bakan Soylu, kamu personelinde performans kavramına karşı olduğunu dile getirerek insanları sadece ekonomik aktör olarak görmediklerini ifade etti. Soylu, "Üretimi artıralım, artırmak için de devletteki memnuniyeti artıralım, devlette çalışan personele buna ait bir kıstas koyalım, insan bilgisayar değil, bunu verimlilik, insani esaslar içinde değerlendirmek gerekir" dedi.

Bugüne kadar neredeyse yamalı bohça haline gelen ancak yıllardan beri değiştirilmeyen bir kamu personeli rejimi sıkıntısı olduğunu aktaran Soylu, "Kafamızdaki devlet memuru imajının çalışan devlet memuru ile örtüşmediğini biliyoruz, doğru bir şey değil. Bu açıktan istifade edenler, maalesef çalışan, gayret gösterenler var. Buradaki arkadaşlarla gece 3'e kadar çalışıyoruz ama dışarı çıktığımızda böyle bir devlet memuru imajı yok, bu hem onlara haksızlık, hem de esas itibarıyla kamu personel sistemine haksızlık. Onun için hep beraber oturacağız, düzelteceğiz" diye konuştu. ​

Bakan Soylu, sosyal güvenlik sisteminde oluşturulan konfordan geri adım atılmaması gerektiğini ancak erken emekliliği de kabul etmediklerini bildirdi.

Soylu, bir başka soru üzerine şunları kaydetti:

"Bugün esnek çalışma ile getirdiğimiz bütün her şeyin tamamı bugün kayıt dışında var. Yani insanlar eğer 2 aylık sipariş almışlarsa ve bu siparişleri yetiştirmek istiyorlarsa kayıt dışına müracaat ediyorlar. Mevsimlik tarım işçileri kayıt dışındalar, bunu hepimiz biliyoruz. Çocuklarımız yazın 3 ay çalışıyorlar, siz de çalıştınız, biz de çalıştık. 30 yıl sonra acaba 'Bizler nereden bir çalışmışlığımız vardı, bir sigortamız vardı erken emekli olalım' diye."

- "İş kazalarında en fazla sıkıntı inşaatlarda"

Soylu, iş kazalarının önlenmesi konusunda önemli adımlar attıklarına dikkati çekerek iş kazalarını her gün takip ettiğini ve önlenmesi konusunda üzerinde yoğun bir şekilde düşündüğünü söyledi.

Bakanlığın yaptırımların yeterli olmayacağının, insanların da bu konuya daha duyarlı olması gerektiğinin altını çizen Soylu, "Siz iş yerlerini kapatıyorsunuz, iş güvenliği müfettişi olarak, mühür vuruyorsunuz. O kaçak çalışıyor. Birçoğunu mühürlüyorsunuz, kapatıyorsunuz oraya kaçak giriyor, orada kaçak çalışıyor. Şimdi hepimizin burada yeni bir bakış açısına da ihtiyaç olduğu açıktır" ifadelerini kullandı.

İş Sağlığı Güvenliğini Yasası'nın önemli bir adım olduğunu anlatan Soylu, bazen hızlı iş yapma, hızlı sonuç alma alışkanlıklarının iş sağlığı ve güvenliği konusunda tedbir almayı engellediğini vurguladı.

En fazla inşaatlarda sıkıntı yaşandığına işaret eden Soylu, iş kazalarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

"1992 yılında iş kazası sonucu ölenlerin zorunlu sigortalı sayısına oranı on binde 4,2, 2001 yılında on binde 2,1, 2006 yılında on binde 2, 2010 yılında on binde 0,8'e düşmüş. 2012 yılında 380 kişi vefat etmiş iş kazasında, on binde 0,3. 2014 yılında ise on binde 1,2, bin 626 kişi vefat etmiş. 2015 yılında ise on binde 0,9."

Bakan Soylu, işsizlik fonunun devletin herhangi bir kuruluşuna nakledilerek kullanılan bir fon olmadığını, sosyal paydaşların yönetiminde olduğunu bildirdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Personel Başkanlığı, Türkiye İş Kurumu ile Sosyal Güvenlik Kurumunun bütçeleri kabul edildi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.