2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

27 Şubat 2016 Cumartesi 21:09
140 Okunma
2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin 35 yıllık terörle mücadelesinin maliyetinin o günün hesabıyla 1,5 trilyon dolar olduğunu belirterek, "Türkiye'nin 1,5 trilyon doları eğer terör marifetiyle çalınmasaydı ülke bugün 20-25 sene ilerideydi" dedi.

Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulunda görüşülen bakanlığına bağlı kurumların 2016 yılı bütçeleri üzerinde Hükümet adına konuştu.

Sözlerine, "28 Şubatın ve 28 şubatların geride kalmasını temenni ediyorum" diyerek başlayan Kurtulmuş, "Bir daha bu memlekette 28 Şubat, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül gibi bir kısmı açık, bir kısmı postmodern darbeler olmaz" dedi. Kurtulmuş, Meclis'in hep açık olmasının, farklı kanaatlerdeki siyasi görüşlerin dile getirilmesinin büyük bir imkan olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, 28 Şubat döneminde büyük mağduriyet yaşayan, iktidardan zorla alınarak uzaklaştırılan dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ı rahmetle andı.

28 Şubat ve 12 Eylüllerin arkasından sadece ağıt yakarak ağlanmaması gerektiğini, onları ortaya çıkaran ve onların zihniyeti olarak bu milletin ayaklarına pranga gibi vurulan 12 Eylül Anayasasından kurtulmak gerektiğini ve bu noktada Meclis'e büyük görev düştüğünü belirten Kurtulmuş, "Ümit ederim ki yeni Anayasayı yapabilecek, hem Parlamentodaki siyasi atmosferin hem kamuoyundaki toplumsal atmosferin oluşmasına hepimizin olumlu, pozitif katkıları olur" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, medyanın 3 temel direk üzerine oturması gerektiğine işaret ederek, "Bunlardan birisi insan hak ve onurunu zedeleyecek yayınlardan kaçınan, insan hak ve değerini esas alan bir medya anlayışının olması. İkinci temel unsur, özgürlüklere ve demokratik teamüllere sahip çıkan bir medya anlayışının ortada olması. Üçüncüsü ise medyanın milli çıkarlarımız, menfaatlerimiz ve değerlerimiz noktasında ortak bir yayıncılık anlayışı içerisinde olması" sözlerini sarfetti.

- "Anayasa yapımında medyaya büyük sorumluluk düşüyor"

Yeni anayasa yapım sürecinde medyaya büyük sorumluluklar düştüğünü ifade eden Kurtulmuş, Meclis'teki medya kökenli milletvekilleriyle zaman zaman bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunmayı önemsediklerini söyledi.

Kurtulmuş, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün; Türkiye'nin tanıtılması, ülkedeki medya faaliyetlerinin düzenlenmesi, yabancı medya kuruluşlarının ve gazetecilerin yapacağı faaliyetlere organizatörlük yapılması gibi konularda önemli işler yaptığını belirterek, kurumun geçen yıl Çanakkale Zaferi'nin 100. yıl dönümü törenlerinde bin 909 gazetecinin, G20 zirvesinde 2 bin 483 gazetecinin ve diğer uluslararası toplantılarda 2 bin 200 gazetecinin, toplamda da 6 bin 592 akreditasyonunu sağladığını bildirdi. Kurtulmuş, şu anda ülkede 350 yabancı gazetecinin gazetecilik faaliyetini sürdürdüğünü söyledi.

Türkiye'ye karşı kasıtlı olarak yürütülen uluslararası algı operasyonlarına karşı ülkenin düzgün bir şekilde anlatılması gerektiğine işaret eden Kurtulmuş, "64. Hükümet reform Hükümetidir. Türkiye dünyanın henüz birinci ligine çıkmamış ama play ofta oynayan ülke olarak daha ileriye gitmek noktasında iken maalesef terör dayatmasıyla karşı karşıya kalmış, onun getirdiği ağır sonuçlarla burun buruna gelmiştir" dedi.

- "Oynanan oyunun adı ikinci Sykes-Picot'dur"

Kurtulmuş, bir asır önce yarım kalmış hesabın kapanmasını isteyen bazı çevrelerin, Türkiye'ye 2016 yılında yeni bir siyasal gündemi dayattığını söyledi. Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"1916-2016, 100 yıl önce, bütün geniş coğrafyada lime lime edilmiş büyük imparatorluğun çocuklarını şimdi tekrar dağıtmak, parçalamak, bölmek istiyorlar. Oynanan oyunun adı ikinci Sykes-Picot'dur. Bu ikinci Sykes-Picot'nun uygulanmaya geçişinde, birtakım terör örgütlerinin taşeron olarak kullanıldığından şüphemiz yoktur. Kimi yerde bu örgütün adı DAEŞ'tir, kimi yerde PKK'dır, kimi yerde başka bir örgüttür. Hiçbir terör örgütü tek başına değildir, hepsinin arkasında birtakım istihbari, lojistik, silah, maddi ve siyasi destekler vardır. Türkiye bu bölgenin kilit taşıdır. Eğer bu kilit taşını söküp alırlarsa bu coğrafyanın kalan unsurlarını da dağıtırlar. Geniş büyük oyunu, bu resmi görmediğimiz takdirde, sadece büyük güçlerin maşa olarak kullandıkları birtakım unsurları görür ve onlarla mücadele ederek sonuç alacağımızı zannederiz."

Türkiye'nin Suriye sınırının geçmişte akraba olan insanların birbirinden ayıracak şekilde birileri tarafından çizildiğini belirten Kurtulmuş, dünyada yaşananlardan sonra iki sonuç ortaya çıktığını, birisinin göç ve göçmen, diğerinin ise terör meselesi olduğunu bildirdi. Kurtulmuş, "Biz söyleyince birileri rahatsız oluyor ama Pentagon'un İstihbarat Daire Başkanı aynen şunu söyledi: 'Eğer Amerika'nın Afganistan'ı işgali olmasaydı El-Kaide diye bir terör örgütü olmazdı.' Eğer Irak'ın işgaliyle birlikte başlayan süreç, Suriye'deki bu yönetilememezlik durumu olmasaydı, belki DAEŞ diye bir terör örgütü bulunmayacaktı" sözlerini sarfetti.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, AB'nin Türkiye'ye göçmenler için 3 milyar dolar vermeyi teklif ettiğini hatırlatarak, "Bizim kimsenin 3 milyar dolarına, 5 milyar dolarına ihtiyacımız yoktur. Biz onlardan daha zengin olduğumuz için değil, gönlümüz zengin olduğu için bu 3 milyon mülteciyi aldık ve onlara ev sahipliği yaptık" dedi.

Numan Kurtulmuş, ana akım medyasına, Suruç katliamıyla başlayan terör saldırılarında gösterdiği duyarlılık dolayısıyla teşekkür etti.

- "Ümit ediyoruz Türkiye ve Rusya eski ilişkilerine döner"

Bazı medyanın, Rusya ile yaşanan uçak düşürme meselesinde iki ülke arasında uzun süreli düşmanlığın ortaya çıkmasını sağlayacak yayınlar yaptığını kaydeden Kurtulmuş, "Rusya ile Türkiye, birçok alanda ortak ilişkileri olan komşu iki ülkedir. Ümit ediyoruz ki birçok konuda siyasi olarak görüş ayrılığımız olmasına rağmen bu durum düzelir, iki ülke eski ilişkilerine bir müddet sonra döner" diye konuştu.

Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, TRT kanallarında 11 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında, Recep Tayyip Erdoğan'ın 41 etkinliğinin bin 780 dakika verildiğini, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 80 etkinliğinin bin 602 dakika verildiğini, Selahattin Demirtaş'ın 29 etkinliğinin 501 dakika verildiğini söyledi.

Türkiye'nin 35 yıllık terörle mücadelesinin maliyetinin o günün hesabıyla 1,5 trilyon dolar olduğunu ve 40 binin üzerinde insanın öldüğünü vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye'nin 1,5 trilyon doları eğer terör marifetiyle çalınmasaydı, Türkiye bugün 20-25 sene ilerideydi. Bundan sonra aklımızı başımıza almamız lazım. Terör çok daha ağır şartlar içerisinde bölgeyi kuşatmıştır. İstiyorlar ki Türkiye Suriye olsun, Irak olsun, Mısır olsun, siyaseten yönetilemez bir ülke olsun. Biz de diyoruz ki hayır, bu millet hep beraber el ele, gönül gönüle vererek bu süreci geride bırakacak ve inşallah yekvücut olarak yoluna devam edecektir" değerlendirmesini yaptı.

Numan Kurtulmuş, dünyanın en iyi korunan ve en deneyimli istihbarat örgütüne sahip şehirlerinden Paris'te eş zamanlı olarak 8 yerde terör saldırısı yapabildiğini kaydederek, 31 Aralık'tan bu yana istihbarat birimlerinin yakaladığı ve engellediği canlı bomba eylemlerine ilişkin olayları anlattı.

- İMC TV'nin kapatılmasında RTÜK'ün dahli yok"

"İMC Televizyonunun kapatılmasıyla" ilgili olarak, Kurtulmuş, "İMC Televizyonunun kapatılmasında RTÜK'ün hiçbir dahli yoktur. Çünkü RTÜK Türksat'a ait olan bir kanaldaki konumun değiştirilmesini emredebilecek bir yasal yetkiye sahip değildir. Savcının tavsiye mahiyetindeki yazısı üzerine Türksat, İMC TV'yi bulunduğu alandan dışarıya çıkarmıştır, mesele bundan ibarettir. Hükümet olarak Türksat'a ve RTÜK'e talimat verme noktasında değiliz" ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, reform sürecinden ve iradesinden asla geri dönmeyeceklerini, siyasi ve hukuki reformları toplumun her kesiminin içinde olduğu yeni Anayasa anlayışı içinde sürdüreceklerini söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yeni Anayasa'yı yapmak sadece fantezi değildir, yeni Anayasa'yı yapmak dört partinin de kendi seçmenlerine ve kamuoyuna zaman zaman verdiği sözlerin gereğidir. Herkes eteklerindeki taşları döksün, Anayasa'yı hukuk metni olmanın ötesinde, siyaset felsefesi, vatandaşlar arasında eşit ve özgür yurttaşlık anlayışını, devlet ve millet anlayışını tesis eden yeni bir toplumsal sözleşme olarak görsün.

Biz anayasa derken sadece başkanlık sistemi üzerinden bir tartışmayı gündeme getirmiyoruz. Ne yaparsak yapalım hangi kanunu çıkarırsak çıkaralım, eğer bu Parlamento yeni bir anayasa yapmazsa topluma vadettikleri çerçevesinde çok şey yapmış olmayacaktır, hatta siyaseten hiç bir şey yapmış olacaktır. Herkes konuşsun, teklifini söylesin ama hiç kimse lafı dolaştırıp, değiştirip sonunda 12 Eylül anayasasına bu milleti razı edecek bir mekanizma kuracağını zannetmesin. Samimiysek hodri meydan; millet 1 Kasım'da kararını verdi, bizleri 317 milletvekiliyle Meclis'e gönderdi, sizleri de Meclis'e gönderdi. Dolayısıyla hepimiz bu millete karşı sorumluyuz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.