2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

27 Şubat 2016 Cumartesi 11:27
46 Okunma
2016 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

DP İstanbul Milletvekili Celal Doğan, "Cumhurbaşkanı'nın lisanının ipek gibi olması gerektiğini" söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı, Sayıştay, Yargıtay, Danıştay , Anayasa Mahkemesi, Başbakanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT Müsteşarlığı, MGK Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, RTÜK, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Türkiye İnsan Hakları Kurumu bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

Doğan, Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, askeri vesayet dönemlerindeki cumhurbaşkanlarının seçiminin "zulüm" olduğunu ifade etti. Doğan, "Her bir cumhurbaşkanı seçimi, özellikle Faruk Gürler, Cevdet Sunay, Cemal Gürsel, Kenan Evren dönemi, her birisi en azından beşer, yirmişer tane senaryodan çıkarsanız, hepsi Oscar'a aday olsa birincilik alır. En zor dönemlerde birbirlerine gelecekte ve geçmişte siyasi rakip olan, ülkenin koşullarını takdir eden devlet adamları Mareşal Fevzi Çakmak ve Celal Bayar, vermiş oldukları müşterek önergeyle İsmet Paşa'yı Cumhurbaşkanlığına getirmişlerdir. Siyasette büyük çapta Cumhurbaşkanlığında uzlaşma konusundaki eksiklerinin yanında siyasette uzlaşmayı da unutmuş durumdayız. Bana muhalefet partilerinden bir tek kişinin vermiş olduğu bir kanun teklifini burada kanunlaştırdığınızı gösterirseniz şapka çıkartacağım" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendine has jargonu olduğunu vurgulayan Doğan, "Kullanmış oldukları siyasi literatüre baktığımızda gerçekten gerginliğin, germenin, parçalamanın, birbirimize düşürmenin dışında bir lisan görmedim. Cumhurbaşkanının lisanının hepimizden daha çok ipek gibi olması gerekir. Cumhur, dediğiniz bütün halkın reisidir. Hepimizin başının tacıdır" görüşünü kaydetti.

-"Darbe zihniyetinin kendisiyle yüzleşmeliyiz"

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, TBMM Bakanlığı ve Başbakanlık bütçesi üzerindeki konuşmasında, 28 Şubat'ın, Türkiye darbeler ve siyasi tarihinin kara günlerinden biri olduğunun altını çizerek, ülkenin darbelerden kurtulma mücadelesinin çok başarılı olmadığını savundu.

Meclisin darbe hukukundan kurtulma konusunda başarılı olmadığını ifade eden Sancar, "Türkiye'de iktidarı ele geçiren, darbe zihniyetinin pek çok alışkanlığını sürdürmektedir. Çünkü bu şekilde yönetmek işleri kolaylaştırmaktadır ama bu zihinleri zehirliyor. Her eleştiriyi vatana ihanet diye nitelemek darbe zihniyetlerinin ürünüdür ve bugün de aynen sürdürülmektedir. Yapılacak iş sadece darbe hukukuyla uğraşmak değil, yeni darbe ürünü uygulamalar ve kuralların ortaya çıkamaması için darbe zihniyetinin kendisiyle yüzleşmemiz gerekiyor" diye konuştu.

Türkiye'nin sokağa çıkma yasakları nedeniyle üyesi olduğu uluslararası kuruluşların raporlarında kötü ifadelerle yer aldığını anlatan Sancar, bütçeyle verilen yetkinin ülkenin demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğünü ilerletmek için kullanmıyorsa, halktan alınan vergilerin hakkının verilmemesi anlamına geldiğini söyledi. Sancar, "Bu paranın hapishaneye, TOMA'ya harcanması hakkın istismarıdır. Halkın bu paraları kendisine baskı için harcanması halinde helal etmeyeceğiz. Kim ki bu paralarla baskıya, şiddete maruz kalır, hakları ve özgülükleri kısıtlanırsa, bu parayı size, hükümete haram edecektir" dedi.

-"AYM, alkışı hak etmiyor"

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Sayıştay'ın sınırlı denetim imkanının elinden alınmaya çalışıldığını belirterek, iktidarın son yapılan yasal düzenlemelerle denetimi en aza indirmeyi amaçladığını söyledi. Kamu kurumlarının bir yılı denetimsiz geçirdiğini savunan Beştaş, ciddi yolsuzluk iddialarının tartışılamadığını, sınırlı denetime rağmen Sayıştay'ın ortaya çıkardığı yolsuzluk iddiaları olduğunu öne sürdü.

Beştaş, "Anaysa Mahkemesi de yasal değişiklik ve müdahalelerle Cumhurbaşkanlığı ve Hükümetin denetimi altındadır. Can Dündar ve Erdem Gül için doğru karar veren Anayasa Mahkemesi, Roboski davası için ret kararı verdi. Sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili kararı ile valiliklerin kararları arasında fark göremedim. Yaşam hakkının ihlaline sebep olan bir AYM'den söz ediyoruz. AYM, Dündar ve Gül kararıyla aldığı alkışı kesinlikle hak etmiyor. AYM tarafsız ve bağımsız değil" değerlendirmesini yaptı.

Dün Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu "dehşetle izlediğini" kaydeden Beştaş, "Biz halkın vekilleri olarak hükümeti denetleyemiyoruz., Denetim hakkımız elimizden alınıyor. Yargıtay zaten tümüyle atamalarla,görevlendirmeler ve bütçelerle iktidara bağımlı hale getirilmiş. Yargıtay pek çok zaman devlet aklını temsil eden organ olarak faaliyet göstermiş. Kürt illerinde herkes, 9. Ceza Dairesini ezbere bilir, kararlarını ezbere bilir. Ne kadar korkunç kararlara imza attığını bilir. Bugün hala bu daire niye var?" diye konuştu.

-"Orada hiç olmazsa ahlak var"

HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen de Uludere olayının üzerinden 50 ay geçtiğini, bir tek kişinin yargılanmadığını, bir tek ciddi soruşturma yürütülmediğini savundu. AK Parti sıralarından kendisine laf atılması üzerine Bilgen, "Sınırda 50 lira kazanabilmek için benzin, çay, şeker taşıyorlardı. Başka kaçakçıların yargılanamadığı ülkede, onlar 50 lira için bedelini hayatlarıyla ödedi. Devlet, kaçakçıları uçaklarla mı vuruyor? 15 yaşındaki çocuğu uçaklarla vuran devletin milletvekili olarak utanmalısın" ifadelerini kullandı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dünkü konuşmasında ana muhalefet liderine "kasetle gelen genel başkan" dediğini ifade eden Bilgen, şöyle konuştu:

"Orada hiç olmazsa bir ahlak var; kaset çıktığında istifa ediyorlar. Ama sizinle ilgili tapeler çıkıyor, ' montaj, uydurma, darbe yapıyorsunuz' diyerek üzerine yatıyorsunuz. Dünyanın her yerinde özel hayatın gizliliği diye bir şey var. MHP de benzer mağduriyet yaşadı. Bir partinin genel başkanının özel hayatı, yatak odası kayda alınıp yayınlanıyorsa orada Başbakan'a düşen özür dilemektir, utanmaktır. Ülkenin istihbarat ve güvelik birimleri varsa, ya onların kaydın alınmasında payı var mı diye araştırma yapılır ya da ihmali var mı diye cezalandırma yapılır."

-"Kaset işine giren ahlaksızlarla kol kola girdiklerini unuttu"

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Bilgen'in kaset meseleleri üzerinden kendilerine ahlak dersi vermek istediğini belirterek, "Kaset işine giren ahlaksızlarla kol kola girdiklerini unuttu. Ahlak size de yükümlülük getirir. Hırsızlık, uğursuzluk meseleleri; dünyanın en kolay söylenti tarzıdır. Hele ki siyasette... Bu konulara ilişkin iktidar ve muhalefet ilişkisi içinde polemikçi üslupla değil, hukuk temelinde bakmak lazım. Bütün bu süreçler hukuki olarak tekemmül etmiş ama siz hala bir bardak suda fırtına koparmaya çalışıyorsunuz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Başbakan Davutoğlu'nun dün, bir genel başkana dönük "ben kaset oyunlarıyla gelmedim" dediğini ifade ederek, "MHP'ye büyük kumpas kuruldu, CHP Genel Başkanı'na kuruldu. Bunlar yaşanırken Başbakan bugünkü Cumhurbaşkanıydı. Bir soruşturma yapıp ortaya çıkarmak yerine, kimin gözlüğü takıp filmleri izlediğini gördük. 17-25 Aralık'ın kumpas, montaj olmadığı bilimsel verilerle ortaya çıktı. 'Parayı paralelciler koymuş' dediler ama parayı faiziyle aldılar. Hani parayı paralelciler koymuştu" diye konuştu.








Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.