2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

15 Şubat 2016 Pazartesi 22:01
89 Okunma
2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke hakkında bir gazetede yapılan haberi hem ahlaki hem insani hem hukuki bulmadığını belirterek, "İnsanların anasını, babasını, cinsiyetini, doğduğu yeri seçme hakkı yok. Kimse Cenabı Allah'a dilekçe yazıp da 'Beni falan anneden, falan babadan yarat' demedi. Yaratılmışların hepsi eşittir, hepsi eşrefi mahlukattır. Ben öyle olduğuna inanıyorum, bu manşeti atanları da kınıyorum" dedi.

Bozdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen Adalet Bakanlığı bütçesiyle ilgili milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke'nin Hristiyan olduğuna ilişkin bir haber yapan gazeteyle ilgili eleştirilere değinen Bakan Bozdağ, "Gazetenin manşetini hem ahlaki hem insani hem hukuki bulmuyorum. Böyle bir yaklaşımı kabul etmemiz mümkün değil" ifadesini kullandı.

İnsanların ırkına göre ayrım yapılmasına, aklının erdiği günden beri karşı olduğunu söyleyen Bozdağ, "İnsanların anasını, babasını, cinsiyetini, doğduğu yeri seçme hakkı yok. Kimse Cenabı Allah'a dilekçe yazıp da 'Beni falan anneden, falan babadan yarat' demedi. Yaratılmışların bütün hepsi eşittir, hepsi eşrefi mahlukattır. Ben öyle olduğuna inanıyorum, bu manşeti atanları da kınıyorum" diye konuştu.

Bu sırada bazı muhalefet milletvekilleri Bozdağ'a haberle ilgili soruşturma açılıp açılmadığını sordu. Bozdağ, bunun üzerine, 2004'e kadar Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Adalet Bakanına bir konuda soruşturma yapma talimatı verme yetkisi verdiğini, bunu kaldırdıklarını anlatarak, "Benim yetkim olsa talimat verirdim ama benim şu anda böyle bir yetkim yok" dedi.

-Yargının siyasallaşması iddiaları

Bakan Bozdağ, herkesin yargının siyasallaşması konusu üzerinde durması gerektiğini vurgulayarak, "Yargının siyasallaşması sadece yargıya değil, herkese büyük zarar verir. Türkiye'de yargının tarafsız, bağımsız görev yapması hepimizin ortak arzusudur" dedi.

Anayasa'nın 138. maddesinde, "Hakimler görevlerinde bağımsızdır. Görevlerini yaparken anayasa, kanun ve hukuka bağlı vicdani kanaatlerine göre hareket ederler" denildiğine işaret eden Bozdağ, şöyle devam etti:

"Eğer bizim vicdanımız anayasa, kanun ve hukuka bağlı olmazsa o zaman kine, nefrete, öfkeye, dini veya siyasi görüşe, esen rüzgara bağlı olabilir. Ben bunu her yerde ifade ediyorum. Zaman zaman birileri, 'Ben vicdanıma göre karar verdim' diyor. Anayasamız vicdana göre karar değil, anayasa, yasa ve kanuna bağlı bir vicdana göre karar vermesini söylüyor. Bir dosyada siz bir kişinin suçlu olduğuna inanabilirsiniz. Vicdanen mutmainsiniz ama dosyada delil yoksa, sizin yapacağınız anayasa ve yasalar gereği ona beraat vermektir. Vicdanınızla değil, anayasayla, yasayla ve hukukla bağlı olarak karar vermeniz lazım.

Bu noktada herkesin aynı duyarlılıkta olduğuna inanıyoruz ama maalesef Türkiye'de bir noktada siyasi partiler olarak birleşemedik. Bir soruşturma yapılıyor, soruşturma sırasında diyelim ki bir partinin istediği istikamette karar çıktığı zaman o kararı veren hakim kahraman, o kararı veren savcı kahraman, hukukun üstünlüğüne inanan birisi. Eğer tersinden bir karar, istemediği bir karar çıktıysa o kararı veren hakim bağımsız değil, tarafsız değil, aklını, kalbini, vicdanını satmış biri gibi lanse ediliyor. Biz bunu çok yaşadık. Onun için diyoruz ki 17-25 Aralık sürecinde soruşturma yapanlara itimat edip, ondan sonra bu soruşturmayla ilgili başka karar verenlere itimatsızlık edersek, çok büyük hata yaparız. İkisi de hakim, ikisi de savcı. Böyle ayrım yapmayalım."

-"Yeni heyet, beraat geldi"

Adalet Bakanı Bozdağ, Ergenekon ve Balyoz davalarındaki süreci özetleyerek, şöyle konuştu:

"Bir heyet, anayasa aynı, dosya aynı, deliller aynı, orada diyor ki ağırlaştırılmış müebbet, müebbet, süreli hapis cezaları bazılarına veriyorum diyor ve bu kararlar onanıp geçiyor ve kesinleşiyor. Sonra heyet değişiyor, bunların hepsine beraat veriyor. İzmir'deki casusluk davası da aynı. Yeni heyet, beraat geldi. Sıradan vatandaş olarak, diyorum ki 'Dosya aynı, taraflar aynı, deliller aynı, nasıl oluyor da bir heyet yüzde 100 hem de en ağır cezayı öngörüyor, 'Bu doğrudur' diyor da başka biri 'Suçsuzdur' diyor? O zaman bunu tartışmamız gerekmez mi? Bunu ben çok net olarak ifade ediyorum. Buradaki iki heyetten birisi adalete ve hukuka ihanet etmiştir. O zaman bununla ilgili HSYK inceleme yapıp, bunu yapanla alakalı yaptırım uyguladığında hukuk devletini mi korumuş oluyor, yargı bağımsızlığına müdahale mi etmiş oluyor? Esasında HSYK, hukukun dışına çıkan, takdir hakkını hukuk dışı kullananlarla ilgili de elbette anayasa ve yasalar gereği üzerine düşeni yapacaktır."

Bu davalarla ilgili geçmişte bir taraf yüzde 100 suçlu, diğer taraf yüzde 100 suçsuz derken, "Tek taraflı bakmayalım. İkisi de yanlış. Siz dosyayı bilmiyorsunuz, ben dosyayı bilmiyorum. Bu yanlış" dediğini anlatan Bozdağ, "Ama ben şu özeleştiriyi de yapıyorum. O dönemde benim sesimi daha fazla yükseltmem lazımdı ama o dönemde sesimizi yükselttik ama fazla değil belki" diye konuştu.

Yargıya güveni ve hukuk bağımsızlığını ayakta tutmak için başka yanlışlar yapanlara karşı da hep beraber durmak gerektiğini söyleyen Bozdağ, eski Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş'ın "bildiri" dağıttığını hatırlattı. Bozdağ, "Bir cumhuriyet savcısı militan gibi böyle bir şey yaptığında, bütün partilerin ayağa kalkıp 'Yanlış yapıyorsun' demesi lazım. Dün öyle deyip, bugün başka yerde durmanın anlamı yok. Dün dediğiniz şeyleri bugün de söyleyin. Dün onlara karşı, bugün onlarla beraber. Öyle olmaz. Dün yanlış yapanlara da karşı duracaksınız, bugün de. Yargının içinde herhangi bir bağlılıkla hareket eden herkes yargıya zarar verir" şeklinde konuştu.

Bu sırada CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, "Bizim hukuk katilleriyle işimiz olmaz. Onlara, sizin tarafınızdan cellatlık yaptırıldı" dedi.

- Cumhurbaşkanına hakaret suçu tartışması

Bekir Bozdağ, "Cumhurbaşkanına hakaret" başlıklı TCK'nın 299. maddesinin çok eleştirildiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da haksız ithamlarda bulunulduğunu söyledi.

Bu madde kapsamında cezaevlerinde tutuklu 8 kişi bulunduğunu, bir de hükümlü olduğunu bildiren Bozdağ, "Öyle bir hava estiriliyor ki herkes tutuklanıyor, herkes içeride. Rakam burada" dedi.

Elindeki bu suça ilişkin belgeleri gösteren Bozdağ, "Benim buradaki ifadeleri okumaya ahlakım, edebim izin vermez. Bunların hiçbirinin içinde fikir falan yok" diye konuştu.

Cumhurbaşkanına yönelik sinkaflı küfürler bulunduğunu bildiren Bozdağ, "Eleştiri ayrıdır, küfretmek ayrıdır. Bunlar eleştiri falan değil, resmen küfrediyorlar" ifadesini kullandı.

Bu sırada, muhalefet milletvekillerinin tepki göstermeleri üzerine karşılıklı tartışma yaşandı.

Milletvekillerinin itirazları üzerine Bozdağ, "Sinkaflı, senin eşine, kızına, çocuğuna, sana sinkaflı küfür ederse, sen düşünce özgürlüğü mü diyorsun? Sayın Cumhurbaşkanımıza sinkaflı küfür edenleri düşünce özgürlüğü diye savunuyorsunuz, ona söylüyorum. Küfür ne zamandan beri düşünce özgürlüğü oldu" ifadelerini kullandı.

Veli Ağbaba'nın, "Can Dündar'ın, Erdem Gül'ün suçu ne? Can Dündar küfretti mi?" sözü üzerine Bozdağ, "Konuyu değiştirme, sıkıştın, oraya gidiyorsun. Hiç oraya geçme. 299'u konuşuyoruz. 299 ayrı. Can Dündar 299'dan yargılanmıyor. 299 Cumhurbaşkanına hakareti düzenliyor" diye konuştu.

Cumhurbaşkanına sinkaflı küfür edenler hakkında soruşturma açıldığı için "Cumhurbaşkanı aleyhine ağzını açan, Tweet atan içeri alınıyor" sonucu çıkarıldığını ifade eden Bozdağ, "Yok öyle bir şey. Açın siz gazetelere bakın. Şu anda her gün Cumhurbaşkanına hakaret ve küfür yapmadan çıkmayan gazeteler var" dedi.

TCK'nın 299. maddesiyle ilgili konuştuğunu söyleyen Bozdağ, hukukun da ahlakın da küfrü himaye etmeyeceğini belirtti.

Muhalefet milletvekillerinin, "Kim savunuyor küfrü?" demesi üzerine Bozdağ, "Siz savunuyorsunuz. Bu küfürleri eleştiri diye söylüyorsunuz. Şu anda 299'a göre tutuklu bir tane çocuk yok" dedi.

Salonda milletvekilleri arasındaki karşılıklı atışmalar ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a verilen bir saatlik sürenin bitmesi üzerine Komisyon Başkanı Süreyya Sadi Bilgiç bütçeyi oylamaya sundu.

Daha sonra Adalet Bakanlığının bütçesiyle Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, HSYK, Türkiye Adalet Akademisi, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu'nun bütçeleri, kesin hesapları ve Sayıştay raporları oylanarak, kabul edildi.

- Komisyon sonunda da tartışma

Komisyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından, CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin tartışmalarla ilgili Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yanına gelerek sohbet etmeye başladı.

Bekaroğlu, Bakan Bozdağ'a, Cumhurbaşkanına küfrü kimsenin tasvip etmeyeceğini belirterek, "Biz asla ve asla küfrü savunmuyoruz" dedi.

Bu sırada, AK Parti'li bir milletvekilinin, "O elini indir" demesi üzerine, Bekaroğlu ile AK Partili Hamza Dağ arasında tartışma çıktı.

Mehmet Bekaroğlu, AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ'a dönerek, "Ne var, bakan benim arkadaşım, kiminle nasıl konuşacağımı ben biliyorum" dedi.

Hamza Dağ'ın, "Sen kime hesap soruyorsun, gel bakalım" sözleri üzerine Bekaroğlu, "Nereye geleyim, dövecek misiniz, dünya kadar gücünüz var, bir de adam mı döveceksiniz. Bakanınızı mı yiyeceğiz?" şeklinde karşılık verdi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın önünde yaşanan tartışma, diğer milletvekillerinin araya girmesiyle yatıştı.

(Bitti)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.