2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

15 Şubat 2016 Pazartesi 16:19
89 Okunma
2016 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

BMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığının 2016 yılı bütçesinin görüşülmesine devam ediliyor.

Bakanlık bütçesi üzerinde söz alan AK Parti Nevşehir Milletvekili Ebubekir Gizligider, askeri ve sivil yargı ikilemine son vermenin gerekli olduğunu dile getirdi.

Hakim ve savcı terfilerinin karar sayısına bağlı olması nedeniyle aynı konuda birbirinden farklı yargı kararları bulunduğuna işaret eden Gizligider, "Kararlarda adalet kaygısı değil, terfi kaygısı görülüyor. Terfide kriter, kararın onanması olmalı" diye konuştu.

Gizligider, avukatlık sınavının hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, "olağanüstü hal hukukunun her tarafı kuşatmaya başladığını" ifade ederek, "Buradan nasıl bir demokrasi çıkaracaksınız? Bu kadar büyük kitleleri düşman, hain parantezine alarak, nasıl yeni sivil anayasa yapılacak? Muhalefet olan herkes terör parantezine alınırsa nasıl uzlaşmaya gidilecek?" diye sordu.

Ülkede "adalet sarayları" yapıldığına işaret eden Bekaroğlu, "Ama hala bir insan kendisine haksızlık yapıldığında, hakkının zamanında teslim edileceğine inanmıyor" dedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, gerekli yasal ve anayasal düzenlemeler yapılmadığı için cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kronik sorunların çözülemediğini ifade etti. "Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne Türkiye'de Kürtler, Aleviler, mütedeyyin ve sosyalist kesimler ile gayrimüslim halkların çok büyük zulümler gördüğünü" savunan Baluken, Bakan Bozdağ'a hitaben şunları kaydetti:

"Mensubu olduğunuz siyasi parti de iktidarının ilk yılından itibaren kronik sorunların çözümü için taahhütlerde bulundu ama maalesef partiniz, belli bir aşamadan sonra devletleşme hastalığına, muktedir olmanın gücüne, iktidar olmanın yanılgısına kapıldı. Türkiye'deki ezilen kesimlerin sorunlarından çok kendi iktidarını tahkim etme anlayışında oldu. Partinin ismindeki adalet kavramı inandırıcılığını yitirdi. Partinizin kurucu kadrolarındaki insanlar bile hükümetinizin adaletle ilgili uygulamalarını açık şekilde eleştirmeye başladılar."

HDP'li milletvekillerinin, hak ihlallerini araştırmak üzere cezaevlerine giremediğini anlatan Baluken, Abdullah Öcalan'a da 8 ayı aşkın süredir tecrit uygulandığını savundu ve bunların nedenini sordu.

- "Doğal yargıçlık ilkesi hala ihlal edilmektedir"

CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu da Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın "DGM'lerin, özel yetkili mahkemelerin kaldırıldığını" söylediğini belirterek, "Özel yetkili mahkemeler kaldırıldı ama adı değişti, sulh ceza hakimlikleri oldu. Doğal yargıçlık ilkesi hala ihlal edilmektedir" eleştirisini yaptı.

Makul sürede yargılamayla ilgili alınan tedbirlerin yargılamayı değil, sadece harçların tahsilatını hızlandırdığını savunan Kayışoğlu, adli personel alımlarında torpile değil, objektif kriterlere göre alım yapılmasını talep ettiklerini dile getirdi.

Kayışoğlu, Temmuz ayında hayata geçirileceği söyleyen istinaf mahkemeleriyle ilgili çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi de istedi.

Nurhayat Altaca Kayışoğlu, "Yargı bağımsızlığını sağlamak için etkili tedbirler almayı düşünüyor musunuz? Balyoz davasıyla ilgili yargılananlardan birisi 1 milyon 300 bin liralık tazminat kazandı. Yandaş hakimlerin verdiği haksız kararlar nedeniyle millet bu paraları ödemek zorunda mıdır? Bununla ilgili bir önlem almayı düşünüyor musunuz?" sorularını yöneltti.

AK Parti Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu, adil sürede yargılamaya ilişkin önlemlerin acilen alınmasını isteyerek, çek mevzuatının da uluslararası normlara uygun yeniden düzenlenmesini talep etti.

- "Yüksek yargının bütçesi ayrı görülsün"

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu ise Adalet Bakanlığı ile yüksek yargı organlarının bütçesinin birlikte görülmesini eleştirerek, bütçelerin ayrı görülmesi ve yüksek yargının başkanlar düzeyinde burada temsil edilmesi gerektiğini belirtti.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da "Yargının siyasallaştığını ve özel yetkili mahkemeler eliyle hukukun katledildiğini biliyoruz. Genelkurmay Başkanı terör örgütü üyesi oldu, özel yetkili mahkemeler eliyle gazeteciler, bilim adamları terörist ilan edildi. Karşınızda, sayenizde en çok tutuklu asker, bilim adamı, sendikacı, gazeteci ziyaret etmiş bir milletvekili olarak konuşuyorum" dedi.

Sulh ceza hakimliklerini eleştiren Ağbaba, "Özel yetkili mahkemeler, hükümet-cemaat eş başkanlıkla idare ediliyordu. Sulh ceza mahkemeleri ise özel yetkili mahkemeleri aratmıyor. Artık tek elden yürüyor. Hükümet emir veriyor, yürüyor" görüşünü savundu.

Cezaevlerindeki sorunların tiplerine göre değiştiğini, F tipi cezaevlerinde tecrit, E tipi cezaevlerinde ise yoğunluk sorunu yaşandığını savunan Ağbaba, Can Dündar ve Erdem Gül'e tecrit uygulandığını, uluslararası basın kuruluşlarının Gül ve Erdem'i ziyaret edemediğini söyledi.

Cezaevlerindeki aşırı yoğunluk nedeniyle bulaşıcı hastalıkların arttığını, mahkumlara "yandaş" kanalların izlettirildiğini öne süren Ağbaba, "Kırmızı, asker yeşili gibi renkler, türkü söylemek yasak. 8 Mart'ı, 1 Mayıs'ı kutlamak yasak ama çıplak arama denen insan onurunu hiçe sayan ince arama hala yapılmaktadır. Bu utanç vericidir" diye konuştu. Ağbaba, infaz koruma memurlarının kıyafetleri ve özlük haklarının da düzeltilmesini istedi.

- "2002'den bu yana torba olarak istatistik verince anlaşılamıyor"

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta ise Adalet Bakanı Bozdağ'ın 2002 yılından bu yana yapılanlarla ilgili verdiği istatistikleri eleştirdi. Usta, "Geçen yıldan bu yıla neler oldu, ne tür başarılar gösterdiniz, biz bunu görmek istiyoruz ama 2002'den bu yana torba olarak istatistik verince anlaşılamıyor" dedi.

Usta, yüksek yargı ile Adalet Bakanlığı bütçesinin ayrı görüşülmesinin doğru olacağını da ifade etti.

Yargının verdiği kararların niteliğinin önemli olduğunu söyleyen Usta, şu eleştirileri yaptı:

"Adaleti binalarda arıyorsunuz. Bina, yargıç, personel istatistikleri veriyorsunuz. Bu iş sayılarla geçiştirilecek şey değil. Parlamento size verdiği kaynağın nasıl harcandığını görmek istiyor. Bu kaynaklarla yargılama sürelerini nasıl azalttınız, mahkemelerin kararlarının ne kadarı bozuluyor, ne kadarı bozulmuyor? Bunları görmek istiyoruz. 2002'den önce adaletin merdiven altında olduğunu söylediniz. İsterse merdiven altı, izbe yerlerde olsun, adaletli karar verdiyse yeter. Bir adalet bakanının saray yaptık diye övünmemesi lazım. Hz. Ömer adaletini saraylarda mı verdi? Eğer adil değilseniz o saraylarda vallahi vebaliniz çok daha fazla. Belki de daha adilsiniz bilmiyorum istatistik vermediniz. Adalet sarayı yapsak ne olacak? adalete güveni sağlayamıyorsak, vatandaş 'artık tuz da kokmuş' diyorsa sarayların, aldığınız hakim savcının hiç önemi yok. Mobil mahkemeler kurup devleti teröristin ayağına götürdükten sonra artık bir şeyin önemi yok."

Usta, torba yasaları da eleştirerek, "Çok kötü kanunlar yapıyoruz, anayasaya aykırılığı çok açık olan kanunlar buradan geçiyor" diye konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.