Flaş Haber
Kapat

'20 milyon dolarlık' dava yeniden görülecek

'20 milyon dolarlık' dava yeniden görülecek

'20 milyon dolarlık' dava yeniden görülecek

'20 milyon dolarlık' dava yeniden görülecek

05 Şubat 2016 Cuma 12:04
'20 milyon dolarlık' dava yeniden görülecek

Anayasa Mahkemesi, boşandığı eşinden 40 milyon dolarlık birikimin 20 milyon dolarını alacağını düzenleyen protokole karşın, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden eşinden alacağı olmadığına karar verilen kişinin, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini kararlaştırdı.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, yurt dışında çalıştıktan sonra Türkiye'ye dönen Hasan Rahmi Özgenç ve eşi Y.A, 2006'da boşanma kararı aldı.

Özgenç, boşandığı eşiyle sahip olduğu 40 milyon dolarlık birikimden pay alabilmek için dava açtı. Mahkeme, bu davayı reddetti.

Daha sonra çiftin birikiminin 2008'de hazırlanan 5 maddelik protokol kapsamında paylaşılmasına karar verildiği protokole göre, Y.A'nın Özgenç'e aralarında imzaladıkları senede dayalı olarak 20 milyon dolar ödeyeceği belirtildi.

Özgenç, bu kapsamda 40 milyon dolardaki katkı payı alacağını reddeden yerel mahkeme kararını temyiz hakkından feragat etti.

Protokol kapsamında 20 milyon doların kendisine ödenmesini isteyen Özgenç, ödeme yapılmaması üzerine Y.A. hakkında icra takibi başlattı ve Y.A'nın malları üzerine haciz konuldu.

Y.A. ise senetteki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek, İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesinde itiraz davası açtı. Mahkemece İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Bölümünden 3 kişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda senetteki imzanın Y.A'ya ait olduğu belirlendi.

Yargı sürecinde ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine Kadıköy Adli Tıp Şube Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 3 ayrı bilirkişi raporunda imzanın Y.A'ya ait olduğunun tespit edildiği belirtildi.

Özgenç, bu raporlar doğrultusunda hakkında açılan resmi belgede sahtecilik suçundan beraat etti.

Özgenç hakkında farklı tarihlerde suç duyurusunda bulunan ve davalar açan Y.A, son olarak Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde protokol ve senedin sahte düzenlendiği, her iki belgedeki imzaların kendisine ait olmadığı ve borcunun bulunmadığı iddiasıyla dava açtı.

Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, İstanbul Polis Kriminoloji Müdürlüğü Belge İnceleme Şube Müdürlüğünün protokol ve senetteki imzaların Y.A'nın elinden çıktığını gösterir nitelikte bulgu tespit edilemediği yönündeki raporu doğrultusunda davayı kabul ederek, Y.A'nın borçlu olmadığına hükmetti.

Karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesince oy çokluğuyla onandı.

- Dosya yeniden yargılama için mahkemeye gönderildi

Karar düzeltme talebinin de reddedilmesi üzerine Özgenç, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

Başvuruda, daha önce 4 ayrı bilirkişi raporunda imzanın Y.A'ya ait olduğunun belirlenmesine rağmen Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı dışından bilirkişilerce hazırlanan bir raporu hükme esas aldığı, bu raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve hangi gerekçeyle diğer raporların dikkate alınmadığı belirtilmeden karar verildiği savunuldu. Başvuruda, ihtiyati tedbir kararı verilerek 20 milyon doların Özgenç'e ödenmesi, bunun kabul edilmemesi halinde yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi talep edildi.

Yüksek Mahkeme, Özgenç'in hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine, ihlalin ve sonuçların ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verdi.

Kararda, muhakeme sırasında öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sunucunu değiştirebilecek nitelikte olması halinde, davayla doğrudan ilgili bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçeyle yanıt verilmesi gerektiği belirtildi.

Bu kapsamdaki karar gerekçelerinin, bir dayanağının bulunması, mantıklı ve tutarlı olması gerektiğinin altı çizilen kararda, mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir gerekçe sunmamasının, adil yargılanma hakkının ihlaline neden olabileceği vurgulandı.

Olayda, yerel mahkemenin imzanın Y.A'ya ait olduğunu gösterir bulgu tespit edilemediğine ilişkin bilirkişi raporu hükme esas alınırken, daha önce savcılık soruşturma dosyaları ve taraflar arasında devam eden dava dosyaları kapsamında alınan bilirkişi raporlarında farklı sonuca ulaşılmasına rağmen, bu raporlara niçin itibar edilmediği yönünde bir değerlendirme ve açıklamaya yer verilmediğine işaret edildi.

Bir davaya ilişkin iddia ve savunmaların dayanağını teşkil eden unsurların doğruluğunun tespit edilmesinin mahkemelerin görevi olduğu kaydedilen kararda, özellikle davada hukuk dışında özel ve teknik bilgi ve inceleme gerektiren hususların yeterince açıklığa kavuşturulması gerektiği aktarıldı.

Kararda, Özgenç'in bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi yönündeki itirazlarının yeterince ve makul bir biçimde değerlendirilmediği ve itirazın reddi sebeplerinin makul gerekçelerle ortaya konulmadığı sonucuna varıldığı kaydedildi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.