100. Yılında Kut'ül Amare Zaferi Sempozyumu

100. Yılında Kut'ül Amare Zaferi Sempozyumu

100. Yılında Kut'ül Amare Zaferi Sempozyumu

100. Yılında Kut'ül Amare Zaferi Sempozyumu

10 Mayıs 2016 Salı 11:55
42 Okunma
100. Yılında Kut'ül Amare Zaferi Sempozyumu

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Kut'ül Amare, şımarık Batı karşısında mazlum Doğu'nun zaferidir." dedi.

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Yeditepe Yayınları'nın katkılarıyla Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesince düzenlenen "100. Yılında Kut'ül Amare Zaferi Sempozyumu", Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Salonu'nda başladı.

Sempozyum açılışında konuşan Yayman, Kut'ül Amare Zaferi kahramanlarını, şehitlerini ve gazilerini rahmet ve şükranla andığını belirterek, "Bu toprakları bizlere vatan yapmak için anadan, yardan, serden geçen şehit ve gazilerimize milletimiz minnettardır. Dünya var oldukça, döndükçe bu tarihi zafer şeref ve onurla hatırlanacaktır." diye konuştu.

Yayman, Çanakkale'de, Kut'ta, Sakarya'da dalga dalga büyüyen zaferin bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'ni miras bıraktığını vurgulayarak, Anadolu'da yaşanan Kurtuluş Savaşı'nın bu zaferlerdeki mücadele üzerine taçlandığını söyledi.

Hüseyin Yayman, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizler tarihimizi seviyoruz fakat öğrenme konusunda sıkıntılarımız var. Biz savaşlarda çok büyük acılar çekmişiz fakat bunları hatırlamak konusunda problemlerimiz var. Politik psikolojisiyle uğraşanlar buna 'Büyük milletler yas tutmaz' diyorlar. Doğrudur. Türk milleti necip, aziz ve büyük bir millettir ama bizim de muhakkak tarihimizi bilmemiz gerekiyor."

Kut'ül Amare Zaferi'ne galibiyet olarak bakıldığına dikkati çeken Yayman, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Halbuki Kut'ül Amare 'hasta adam' olarak nitelenen Osmanlı'nın, Çanakkale'den sonra bir kez daha, Güney cephesinde, Kut'ül Amare'de emperyalistlere, kendisini bölmek isteyenlere karşı direncinin zaferidir. 'Yok oldu' denilen milletimizin yeniden var oluşunun hikayesidir. Milletimize kefen biçen işgalcilerin nasıl yenildiklerinin tarihi zaferidir. Bizim tarihimiz şanlı zaferlerle doludur, Kut'ül Amare ise bunların en anlamlılarından biridir. Kut'ül Amare, şımarık Batı karşısında mazlum Doğu'nun zaferidir."

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Kut'ül Amare'nin sadece Türklerin kazandığı bir zafer değil, "mazlumların emperyalist güçlere karşı kazandığı bir zafer" olduğu yorumunu yaptı.

- "İngiliz birliklerine ikinci darbe"

Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Emin Arat, 29 Nisan 1916'da, 5 aylık bir kuşatma sonucu, Halil Paşa komutasındaki Türk birlikleri tarafından Kut'un zaferle teslim alındığının altını çizerek, "Osmanlı ordusu, Kut'ül Amare muharebesi ile Çanakkale'den sonra İngiliz birliklerine karşı ikinci bir darbeyi vurmuştur. İngiliz ordusu tarihinde 1781'deki Yorktown kuşatmasında Amerikan Fransız kuvvetlerine karşı aldığı yenilgiden daha büyüğünü Kut'ül Amare'de yaşamıştır." diye konuştu.

Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erhan Afyoncu ise Türkiye tarihinde önemli olayların layıkıyla konuşulmadığını ve hatırlanmadığını belirterek, tarihte önemli bir yeri olmasına rağmen hakkında konuşulmayan Kut'ül Amare Zaferi'nin Türkiye tarihinde ilk kez bu sene Cumhurbaşkanlığı himayelerince hakkıyla ele alındığını söyledi.

Birçok öğretim üyesinin Kut'ül Amare'yi bilmemekten artık utanç duyduğunu dile getiren Afyoncu, şunları söyledi:

"Ders kitaplarında Kut'ül Amare'den, 'Kut'ül Amare'de bazı başarılar kazanılmış olmasına rağmen Bağdat düştü' diye bahsediliyor. Bunun en önemli sebeplerinden birisi Kut'ta savaşan Halil Kut, Ali İhsan Sabis, Nurettin Paşa gibi komutanların çoğunun daha cumhuriyet döneminde yönetimle arasında problem olan, muhalif kişiler olmasıydı."

- "Tarihçiler, Osmanlı'nın son dönemini araştırmaktan uzak"

Erhan Afyoncu, 1909'da Osmanlı Devleti'nin yaklaşık 5 milyon kilometrekarelik toprağının, 1918'de savaş bittiğinde Sevr Antlaşması ile 380 bin kilometrekareye düştüğü bilgisini verdi.

Tarihçilerin, Osmanlı'nın son dönemini araştırmaktan uzak durduğu yorumunu yapan Afyoncu, şunları dile getirdi:

"Genelkurmay arşivleri de artık bu tarz konuları araştırmak için daha kolay hale getirilmeli. İnşallah önümüzdeki günlerde bu problemler ortadan kalkacak ve sandık altındaki tarih ortaya çıkacaktır. Bu tür etkinliklerle Mondros Mütarekesi'nin de yıl dönümüne de iki yıl varken, birçok yeni malzeme ortaya çıkarak, araştırmalara da devlet desteği verilmesi ile yakın tarihe daha yakından bakmamız sağlanacaktır."

- Kut'ül Amare Sergisi

Sempozyum kapsamında açılan Osmanlı'nın Unutulan Zaferi Kut'ül Amare Sergisi'nin küratörü Yasin Tütüncü ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, sergide Osmanlı ve İngiliz ordusuna ait resimlerin, dönemin yerli ve yabancı basınında yer alan savaşa dair haberlerin, savaşı yöneten komutanların fotoğraflarının ve haritaların, hatıratların yer aldığını anlattı.

Tütüncü, zaferin ertesi günü yabancı basına yansıyan gazete manşetlerine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"Savaşın ertesi günü, o dönemin şartlarına göre inanılmaz bir şekilde, özellikle Amerikan gazeteleri 'Towsend'ın birlikleri Türklere teslim oldu' manşetiyle çıkmışlar. Mesela sergide yer alan başka bir gazetede de İngilizlerin Halil Kut Paşa'ya 'Biz buradan topumuzu, tüfeğimizi alıp çıkalım, size de 1 milyon lira verelim' teklifini anlatıyor. Halil Kut Paşa kabul etmeyince 2 milyon teklif ediyorlar, onu da kabul etmiyor."

Yasin Tütüncü, serginin 17-21 Mayıs'ta Konya İl Halk Kütüphanesi, 25 Mayıs-3 Haziran'da Ankara Milli Kütüphane, 6 Haziran-3 Temmuz'da İstanbul Beyazıt Kütüphanesinde açılacağını sözlerine ekledi.

İlk oturumu Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Dr. Zekeriya Türkmen, Dr. Sezai Dumlupınar, Altay Cengizer, Prof. Dr. Mahmud al-Kaysi ve Dr. David Omissi'nin katılımıyla gerçekleştiği sempozyum, bugün çeşitli oturumlarla devam edecek.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.