MTSO Başkanı Aşut: 'ABD Ve AB Ttıp'da Sona Gelirken Türkiye Rekabete Hazır Mı?'

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, ABD ve AB arasında devam eden Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) müzakerelerinin, 21. yüzyılın KOBİ'lerin çağı olacağını ortaya koyduğunu belirterek, 'Bu görüşmeleri sadece izleyen durumunda olan Türk ekonomisi, KOBİ'lerini bu yarışta nasıl rekabetçi yapacak?' dedi.

MTSO Başkanı Aşut: 'ABD Ve AB Ttıp'da Sona Gelirken Türkiye Rekabete Hazır Mı?'

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, ABD ve AB arasında devam eden Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) müzakerelerinin, 21. yüzyılın KOBİ'lerin çağı olacağını ortaya koyduğunu belirterek, 'Bu görüşmeleri sadece izleyen durumunda olan Türk ekonomisi, KOBİ'lerini bu yarışta nasıl rekabetçi yapacak?' dedi.

12 Nisan 2016 Salı 11:46
MTSO Başkanı Aşut: 'ABD Ve AB Ttıp'da Sona Gelirken Türkiye Rekabete Hazır Mı?'
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, ABD ve AB arasında devam eden Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) müzakerelerinin, 21. yüzyılın KOBİ'lerin çağı olacağını ortaya koyduğunu belirterek, "Bu görüşmeleri sadece izleyen durumunda olan Türk ekonomisi, KOBİ'lerini bu yarışta nasıl rekabetçi yapacak?" dedi.

MTSO Başkanı Aşut, dünyanın iki dev ekonomisi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) serbest ticaret anlaşmasına doğru yol alırken, bundan etkilenecek ve pastadan alacağı pay azalacak olan Türkiye'nin sadece izleyen konumunda olduğunu ileri sürdü. Yazılı bir açıklama yaparak, ABD ile AB arasında devam eden TTIP görüşmelerini ve Türkiye'nin durumunu değerlendiren Aşut, dünya ekonomisinin yüzde 70'ini elinde bulunduran iki dev ekonomi ABD ve AB'nin bir serbest ticaret anlaşmasına doğru yol aldıklarına dikkat çekti.

TTIP'da 2016 sonunda tüm fasıl görüşmelerinin tamamlanmasının beklendiğini ifade eden Aşut, "Dünya ekonomisinin iki dev kıtasının yapacağı bu ortaklıktan, bu bölgelerle iş yapan ülkelerin etkilenmemesi mümkün mü? Onların pastadan alacakları payın artması, bizim payımızın azalması anlamına gelir. Bir hazırlığımız veya endişemiz var mı? TTIP müzakerelerinde, AB ve ABD'nin yanı sıra tüm dünyayı yakından ilgilendirecek ticarete ilişkin ve hatta üretim sürecini de yakından etkileyebilecek yeni kurallar ve ilkeler belirlenmektedir" dedi.

"KOBİ'LER DAHA ÖNEMLİ HALE GELİYOR"

TTIP'de, AB'nin ilk defa bir serbest ticaret anlaşmasında yalnızca KOBİ'lere yönelik ayrı, özel bir bölüm ayırmak istemesinin dikkat çekici önemli bir konu olduğunu vurgulayan Aşut, TTIP ile KOBİ'lerin ülke dışına daha fazla ihracatta bulunabilmeleri ve yatırım yapabilmelerinin sağlanması ve aynı zamanda küresel tedarik zincirinde yer almalarının kolaylaştırılmasının amaçlandığını kaydetti.

Taraflar arasında yapılan görüşmelerde KOBİ'lerin iş yapmalarını ve ihracatta bulunmalarını kolaylaştıracak önlemlerin değerlendirildiğine işaret eden Aşut, "Gerek ABD gerekse AB ekonomisinin omurgasını KOBİ'ler oluşturuyor. Teknoloji ile değişen ve temelinde internetin olduğu bilgi iletişim teknolojileri ile dönüşen yeni sanayi ve üretim devrimi ile KOBİ'ler daha da önemli hale gelmektedir. Gelişmiş dünya bunu görüyor ve bütün stratejisini buna göre kurguluyor" ifadelerini kullandı.

"TÜRK EKONOMİSİ KOBİ'LERİNİ BU YARIŞTA NASIL REKABETÇİ YAPACAK?"

TTIP ile küresel ekonominin bambaşka bir boyuta doğru gittiğini vurgulayan Aşut, şöyle devam etti: "İşler bizim için daha da zorlaşıyor. Çünkü taraflardan biri olan AB pazarı, bizim en büyük ihracat pazarımız. Bu anlaşma 2016 sonunda yürürlüğe girerse bize yansımaları neler olacak? Bu anlamda iş dünyamızın bilgisi olmadığı gibi bir tedbiri ve B planı olduğunu da düşünmüyorum. Peki, bu gelişmeler ışığında sadece bu görüşmeleri izleyen durumunda olan Türk ekonomisi KOBİ'lerini bu yarışta nasıl rekabetçi yapacak?"

AB ve ABD arasında farklı uygulanan yasal düzenlemelerden dolayı meydana gelen ek maliyet ve artan bürokratik işlemlerin ve çifte uygulamaların önüne geçilmesinin de hedeflendiğini dile getiren Aşut, "Müzakerelerde KOBİ'lere ilişkin görüşmelerde odaklanılan bir diğer konu da bilgi paylaşımıdır. AB ve ABD yetkilileri KOBİ'lere kapsamlı ve güncel bilgilerin verildiğinin garanti edilmesi gerektiği görüşündeler. Taraflar ayrıca KOBİ'lerin TTIP'in uygulanması konusunda daha fazla seslerini duyurabilmeleri için bir komite oluşturmayı öngörmektedirler. Bu gelişmeler kendi KOBİ'lerimizi küresel ticarette ve üretimde nelerin beklediğini görmeleri anlamında yeterince sinyal veriyor olmalı. TTIP konusunda ülke olarak yavaş kaldığımızı, bu konuya yeterince dahil olamadığımızı düşünüyorum" dedi.

"SANAYİCİ MÜTEAHHİT OLDU"

ABD ve AB KOBİ'lerinin her anlamda eli güçlenir, önlerindeki engeller kalkarken, Türk KOBİ'lerinin hala birçok sorunla boğuştuklarını belirten Aşut, şunları kaydetti:

"Biz henüz kendi gümrük prosedürlerini aşamazken, KOBİ'lerimiz ve ihracatçımız kendi gümrüğümüzün yarattığı yavaşlatıcı bürokrasi sarmalında boğuşurken, TTIP'de gümrük ve ticaretin kolaylaştırılmasına ilişkin yürütülen görüşmelerde, Avrupa Komisyonu, bir yandan ürünlerin gerekli gümrük kontrollerinden geçişleri sağlanırken, öte yandan AB ve ABD arasındaki ihracat ve ithalat işlemlerinin kolaylaştırılmasını ve hızlandırılmasını istemektedir. Son müzakere turunda anlaşmanın bu bölümüne ilişkin metinde önemli mesafeler kat edildiği belirtilmektedir. ABD ve AB KOBİ'lerinin her anlamda eli güçlenirken, önlerindeki engeller kalkarken, Türk KOBİ'leri bu şartlarda nasıl rekabetçi olacak? Hele hele üretimden çıkan bir Türkiye'nin küresel ekonomideki hedefi ne olacak? Evet, sanayi üretim rakamları yıllık bazda büyüdüğümüzü gösteriyor. Ancak bu sanayi büyümesi ülke ekonomisinin arzu ettiği büyümeyi, cari açığı düşürmeyi, milli geliri arttırmayı ve gereken istihdamı sağlamayı başarmaktan uzak görünüyor. Enerji sarfiyatı artmadan ortaya çıkan bu büyüme daha çok stokların eritilmesi ile açıklanabilir. Bunu reel piyasada görüyoruz. Ekonomik sıkıntıları aşmaya çalışan sanayiciler müteahhit olmayı tercih ediyor."

"ÇÖZÜM TEKRAR ÜRETİM KANALINA DÖNMEKTİR"

"Çözüm tekrar üretim kanalına dönmektir" diyen Aşut, bunun yolunun da sanayi ve üretimi cazip hale getirmek olduğunun altını çizdi. Aşut, "Çünkü üretim kanalına girmek istihdam yaratmak, ihracat yapmak, cari açığın düşmesi demektir. Üretmek demek, ülke ekonomisinin büyümesi demektir. Burada önemli olan 21. yüzyılın ekonomik ve sanayi dönüşümlerindeki gelişmeleri yakalamaktır. Ekonomimizi orta üstü ve yüksek teknolojili üretim bandına sokabilmektir. Bunun da temel payandası doğru bir eğitim sistemidir. Teknoloji değişiyorsa eğitim de ona koşut değişmelidir. Dünya başka bir çağı yaşıyorsa eğitim de bu çağı yakalamalıdır" ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.