Ankara Sanayi Odası Mart Ayı Meclis Toplantısı

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, 'Hukuk reformu, yeni anayasamızın en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır. Yapılması gereken yapısal reformlarda vergi mevzuatı ön sıralarda yer almaktadır. Vergi sistemini karmaşık hale getiren istisna ve muafiyetler yeniden düzenlenmeli, vergi sistemi basitleştirilerek, günümüz şartlarında uygulanamayan vergiler kaldırılmalıdır' dedi.

Ankara Sanayi Odası Mart Ayı Meclis Toplantısı

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, 'Hukuk reformu, yeni anayasamızın en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır. Yapılması gereken yapısal reformlarda vergi mevzuatı ön sıralarda yer almaktadır. Vergi sistemini karmaşık hale getiren istisna ve muafiyetler yeniden düzenlenmeli, vergi sistemi basitleştirilerek, günümüz şartlarında uygulanamayan vergiler kaldırılmalıdır' dedi.

29 Mart 2016 Salı 11:57
Ankara Sanayi Odası Mart Ayı Meclis Toplantısı

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, "Hukuk reformu, yeni anayasamızın en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır. Yapılması gereken yapısal reformlarda vergi mevzuatı ön sıralarda yer almaktadır. Vergi sistemini karmaşık hale getiren istisna ve muafiyetler yeniden düzenlenmeli, vergi sistemi basitleştirilerek, günümüz şartlarında uygulanamayan vergiler kaldırılmalıdır" dedi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in de konuk olduğu ASO'nun mart ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan ASO Başkanı Nurettin Özdebir, Ankara ve İstanbul'da yaşanan terör olaylarına değinerek, bu olayların ekonomiye yansımalarını değerlendirdi. Ankara'da peş peşe gerçekleştirilen iki terör eylemi ve İstanbul'da turistlere yönelik terör eyleminin yüksek can kayıplarına neden olduğunu belirten Özdebir, "Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, tüm yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyorum. Hepimizin temennisi bu terör eylemlerinin bir daha tekrarlanmamasıdır. Terör eylemlerinin ekonomi üzerinde olumsuz etkileri olmuştur. Güvenlik endişesiyle evine kapanan halkımız alışverişten uzak durmuş, turistleri hedef alan terör eylemleri ülkemize gelen turist sayısında bir düşüşe yol açmıştır. Bu etkilerin uzun sürmeyeceğini ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlı kalacağını umuyoruz. Ancak turizmcilerin yaptıkları tahminler, bu yıl turizmde kayıpların 12 milyar dolara ulaşabileceğini, hatta aşabileceğini göstermektedir. Azımsanamayacak olan bu tutar, turizm gelirlerinin üçte birini oluşturmaktadır. Rusya'nın Türk mallarına koyduğu ambargo ve Orta Doğu ülkelerine yaptığımız ihracattaki düşüş de döviz gelirlerimizde bir düşüşe neden olmuştur. Kolay olmamakla birlikte bu olumsuzlukları gidermek için tedbirler alınmalı hem turizm hem de ihracatımız için yeni pazarlara açılım yönünde çabalarımızı yoğunlaştırmalıyız" ifadelerini kullandı.

"EKONOMİYİ İÇİNDE BULUNDUĞU BU ZAYIF TALEP KOŞULLARINDAN ÇIKARACAK ADIMLARIN ATILMASI ZORUNLULUK HALİNE GELMİŞTİR"

Tüketici güveninin düşük seyretmesinin iç talebin de zayıf seyretmesine neden olduğunu vurgulayan Özdebir, "Yatırım harcamalarında da düşüş vardır. Ocak ayında yatırım malları üretiminde yüzde 0,2, ithalatında ise yüzde 17'lik bir düşüş olmuştur. Hem kredi faizlerinin yüksekliği, hem de bankaların kredi taleplerine olumsuz yaklaşması da yatırımları olumsuz etkilemektedir. Kurlardaki artış ve vadelerin uzaması şirketlerin finansman ihtiyacını artırmaktadır. Bu durumun uzunca bir süre devam etmesi halinde bundan ekonomik büyümenin ve işsizliğin de olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır. Ekonomiyi içinde bulunduğu bu zayıf talep koşullarından çıkaracak adımların atılması zorunluluk haline gelmiştir. Bu yönden atılması gereken adımların başında faizlerin düşürülmesi gelmektedir. Geçen hafta Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz koridorunun üst bandında 0,25'lik bir indirim yaparak üst bandı yüzde 10,75'ten yüzde 10,50'ye indirdi. Nereden bakılırsa bakılsın bu faiz indirimi göstermeliktir ve mevduat ve kredi faizleri üzerinde önemli bir etki doğurmayacaktır. Şu anda piyasaları içinde bulunduğu durgunluktan kurtarmak için faiz indiriminin en az 1-2 puan olması gerekir" şeklinde konuştu.

"ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNU GEÇMİŞ BİRİKİMLER DİKKATE ALINARAK DÜZENLENMELİDİR"

"Şimdiye kadar uygulanan teşvik sistemi, işletmelerin kar etmeleri halinde yararlanılacak nitelikte teşviklerden oluşmaktadır" diyen Özdebir, şunları kaydetti:

"Bunun yerine işletmelerin kar etmelerini sağlayacak bir teşvik sistemi kurgulanmalıdır. Ayrıca teşviklerin rekabeti bozucu olamamasına dikkat edilmelidir. Daha önceleri uygulanmakta olan yatırım indirimi sistemine yeniden geçilmeli, bölgesel teşviklerde geri kalmış yörelerde her türlü sanayi yatırımının teşvik edilmesinden vazgeçilerek eğitim, sağlık ve kültürel yatırımlar gibi bölgenin sosyal altyapısını geliştirecek yatırımlar ile bölgede bulunan doğal kaynaklarla sanayi ve yüksek iş gücüne dayanan ve rekabet gücünü kaybetmekte olan gelişmiş bölgelerdeki yatırımların buralara taşınmasına teşvik verilmelidir. Organize Sanayi Bölgeleri yeni düzenlemeler gerektirmektedir. Organize Sanayi Bölgeleri kanunu geçmiş birikimler dikkate alınarak düzenlenmelidir. Sağlıklı yeni nesil yatırım bölgelerinin oluşturulması için fiziki planlar ivedilikle tamamlanmalı, ülke sanayileşme stratejisi netleştirilmeli, stratejiye uygun ve yatırımcıların tercihleri doğrultusunda bölge seçimleri yapılmalıdır. Yeni nesil OSB'ler arazi temini ve altyapılarla bütünleşmiş olarak yatırımların önünde gitmelidir."

"HUKUK REFORMU YENİ ANAYASAMIZIN EN ÖNEMLİ AYAKLARINDAN BİRİNİ OLUŞTURMAKTADIR"

Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Özdebir, "Biz anayasanın üç bölümü olduğunu düşünüyoruz. Birincisi devletin iç işleyişini düzenleyen hükümlerdir. Bu boyut vatandaşı fazla ilgilendirmemelidir. İkinci bölüm devletin vatandaşa nasıl baktığı, ona ne haklar tanıdığı, onun saygınlığını nasıl koruduğudur. Üçüncü bölüm, vatandaşın haklarını korumak için yargıyı nasıl tasarladığıdır. Bu nedenle hukuk reformu, yeni anayasamızın en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır. Yapılması gereken yapısal reformlarda vergi mevzuatı ön sıralarda yer almaktadır. Vergi sistemini karmaşık hale getiren istisna ve muafiyetler yeniden düzenlenmeli, vergi sistemi basitleştirilerek, günümüz şartlarında uygulanamayan vergiler kaldırılmalıdır. Şirketlerin vergiden düşebilecekleri harcamaları genişletilmelidir. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde peşin verginin bir mantığı vardı. Ancak enflasyonun uzun süredir tek hanelerde seyrediyor olması son yıllarda üst üste yaşanan küresel krizlerde şirketlerin bir dönem kar ederken, bir dönem zarar etmesi peşin vergiyi anlamsız kılmış, zarar dönemlerinde işletmelere yük olmaya başlamıştır. Vergi borcu yapılandırmalarında genel ekonomik şartlar göz önünde bulundurulmalıdır. Kamyon, kamyonet gibi araçların üzerine yapılan çöp toplama ve süpürme gibi ekipmanlara ÖTV uygulanmamalıdır. Ticari sözleşmelerde özellikle Damga Vergisi ilave yük oluşturmaktadır. BSMV ve Damga Vergisi kaldırılmalıdır. Farklı oranlarda KDV uygulamasından vazgeçilmelidir. Gıda, iş makineleri, tarımsal araç gereç ve sağlık sektöründe indirimli KDV uygulanmaktadır. Bu işletmeler bütün girdilerini yüzde 18 KDV ile alıyorlar ama satarken yüzde 8 veya daha düşük KDV ile satıyorlar. Aradaki KDV yükü işletmenin sırtında kalıyor ve ancak 16 ayda iade alınabiliyor. Bugün birçok işletmenin sermayesinden çok KDV alacağı birikmiş durumdadır. Ayrıca, aynı grup ürünler ithal edilir ise alış ve satış KDV'lerinde fark bulunmamasından dolayı yerli üretici aleyhine bir başka olumsuzluk ortaya çıkarmaktadır" değerlendirmelerinde bulundu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.