Sosyal medya, olumsuz yönleri yanında hızlı ve etkin paylaşımlara da neden oluyor. En güzel örneklerinden biri, Sayın Halide SAVAŞ’ın sosyal medyada paylamış olduğu resim… Anadolu Lisesi 2. sınıf öğrencisi olan kızı Hatice İNAN resmetmiş.  İlk tanıtımı annesinin sosyal medyadaki paylaşımından okuyalım:

“Bu resmi kızım yaptı, yaptığı açıklamaya göre adını ben koydum.
Adı: "7 kişinin hayatı" Sarılar başlangıç, siyahlar son, renkliler yaşamları:-)
O kadar çok şey anlatıyor ki...
Ne kadar ilginç bir kızım olduğu kesin sonuç...15 yaşında bir filozofla yaşıyormuşum gibi...”

Bazen birkaç çizgi, binlerce kelimenin anlatabildiğinden daha fazlasını anlatabiliyor, değil mi?

Ben bugünkü yazımda naçizane yorumumu paylaşmak istiyorum:

Sarı olarak betimlenmiş beşiklerde yaşamın ilk dönemlerini yaşıyoruz. Ressama göre yaşamın bitimini betimleyen siyah ile betimlenmiş mezarlardan büyükler… Doğum sonrasında kendimizi bildiğimiz (başkaları biliyor, ama biz bilmiyoruz… Yaşamın ilk beş yılında yaşanmış olanlar fizyolojik olarak unutulur) farklı renkli dönem geliyor.  Bilincimiz “yaşama başlayana kadar” siyah sondakine göre daha uzun, daha önemli bir dönem geçiriyor.

Sonrasında –bizim kültürümüzde- yas ile eşdeğer olan siyah renkte betimlenmiş olan mezarlara doğru bir yol çiziyoruz kendimize… Tüm yollar renkli… Hepimizin kendi renkleri var… Kendimiz mi karar veriyoruz yaşamımızın rengine? Her zaman değil… Ama yine de bir rengimiz var ve bu rengi yaşam boyu devam ettiriyoruz. Yolumuz boyunca hep aynı renkte kalmakla birlikte, rengimizin yoğunluğu artıp azalıyor. Kararlığımızın ve tarzımızın yoğunluğu birimimize ve deneyimimize göre artıp azalabiliyor. Rengimizi korumakta zorlandığımız dönemler de olabiliyor yaşamda… Ama yine de aynı renkle devam ediyoruz.

Yolun bir diğer özelliği ise, genişleyip daralması… Bazen rahat bir şekilde alınan ve akan yol, bazen daralıyor. Geçiş sadece belli bir yerden yapılabiliyor. Yol rahat olabilir, ama seçimler azalıyor. Hatta bazen başka bir seçme şansı kalmayabiliyor.

Yolların bir diğer özelliği ise, bazılarının çok fazla ve keskin virajlar alması gerekirken, bazılarının hafif hareketler ile yola devam edebilmesi… Hııımmm… Virajlar zor bir yaşamın işareti mi? Bence evet… Peki. Ama fazla virajlı ve uzun yollar, aynı zamanda daha yoğun yaşanmış bir yaşama işaret ediyor olabilirler mi? Uzun ya da uzun hissedilen bir ömür doğal olarak daha fazla viraj gerektiriyor olabilir mi?

Yolların başka bir özelliği ise, süreklilikleri ve yamaları… Evet, devam edebilmek için bazen yolumuza yama yapmak gerekiyor. Bazen yaşamımızdaki yolun dışına taşan aynı renkte, ama farklı yoğunlukta işlemler ile yolun varlığını ve sürekliliği sağlamak gerekmiyor mu? Hatta bu işlemler sadece virajlarda değil, akışın görece kolay olduğu düz yollarda bile olabiliyor. Diğer bir deyişle, azalan yaşam enerjimiz her zaman yolun zorluğuna bağlı değil… Yaşam enerjimiz normale dönünce de akışımız, renk yolumuz da düzeliyor. Yavaşlamaya, ek emeğe, “yamalar”a gerek kalmıyor.

Yaşamda hepimizin geçtiği rota farklı: Evet, rotalarımız arada kesişiyorlar, ama farklı yönlerde devam ediyorlar. Hatta çok kısa süre ile paralel olduğunu düşünebiliyorsunuz, ama hemen sonrasında her bir rota kendi yoluna gidiyor. Bazen rotalar birbirine değiyor… Üstelik ters yönde bir hareket ile… Kendimizi aynı yerden yola çıkmış olduğumuz bireyler ile tam ters yönde giderken bulabiliyoruz. Aynı yönden başlamış olan yollar bazen de  –hemen yeniden ayrılmak şartı ile- kesişebiliyor. Ya da yaşam boyu hiç birbirine yaklaşmamış iki yol, aynı yerde bitebiliyor.

Resmin tümüne baktığımızda yaşama benzer şekilde geliyoruz. Hatta resimdeki gibi aynı yerde yan yana bile dünyaya gelebiliyor, yaşamın ilk dönemini beraber yaşayabiliyoruz. Ancak yaşam akışı çok farklı şekillerde olabiliyor. Düzeltiyorum: Oluyor. Yaşayan her varlığı bekleyen doğal son (ölüm) ise hepimizin aynı şekilde yaşam dönemimizi bitiriyor. Doğum sırasında ve sonrasındaki kısa süreli eşit yoğunluktaki renkler, ölüm sonrasında –başka renkte olmakla birlikte- aynen var. Yaşamı eşit yaşamasak da doğumda ve ölümde eşit oluyoruz.

Sonuç:

Hepimiz farklı renklerde yaşıyoruz yaşamımızı… Birey sayısı kadar farklı renkler var. Bazılarımız aynı renkte yaşıyor –gibi- olsalar da yaşamdaki rengin tonu, tonların değişimi her bireyde çok farklı… Hatta renk tümüyle aynı olsa bile, geçilen yol farklı… Yolun zorluğu, yama gereksinimi farklı… Oluşan etki ise, tümüyle farklı… Başlanan yer ve varılacak yer baştan belli olsa da… Gidilen yol, gidilecek yol farklı… Farklılıklarımız var, olmalı da… Ancak başlangıcımızın aynı olduğunu ve sonumuzun aynı olacağını unutmamakta yarar var.

Son söz:

Hem kendi rengimize, hem de başkalarının farklı renklerinin olmasına sahip çıkmalı ki, yaşam rengarenk olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.